
Akaryakıt fiyatları üç hanelere doğru yürüyor. Eşel mobil sistemi gücü yetmeyeceği bariz olduğu halde çözüm gibi sunuldu.
Sonra da ekonomi yönetimi, eşel mobilin kesilecek takati üzerinden ekonomik aktörleri uyardı.
Zaten öyle olacaktı. Bu dahiyane yöntemleri bırakıp gerçek çözümleri tartışmak için vakit geldi artık.
Evvela akaryakıttan ÖTV zaten kaldırılmalı. Ekonomik birimlerin en temel ihtiyacı olan enerjiden ÖTV alınması adil değil.
Sonra krizlerden fırsat çıkarma meselesi var.
Yükselen küresel enerji krizi çiftçiyi kurumsallaştırmak için bir fırsat sunuyor bugün bize.
Herkesin bildiğini biz de biliyoruz; tarımı büyük ölçekli şirketler yaparsa verim artar. Fakat daha güzeli çiftçiyi toprağında tutarak ölçekten kazanmaktır.
Tarımı kurumsallaştırmak yerine çiftçiyi kurumsallaştırmanın yolları var. Bunlardan birisi kooperatif diğeri de kolektif tarım...
Türkiye çiftçiye sunduğu mazot desteğini, kooperatif ve kollektif tarım için indirimli istihkaka çevirip bir kat artırırsa tarımda senaryoyu baştan aşağı değiştirebiliriz.
Mesaj çok basit; kooperatif ve kollektif tarım için örgütlenen çiftçilere indirimli mazot istihkakı…
Çiftçiler böyle bir mesajla kurumsallaşma iradesi ve iştiyakı gösterecektir. İl tarım müdürlükleri sürecin takibini yapar. Çiftçi KGF’si üzerinden çiftçinin yönetişimi iyice güçlendirilir. Olur, biter.
Çiftçiyi kurumsallaştırmaktan daha büyük kazanım aramak gereksiz tabi. Ama bu yolla yeniden yükselişe geçecek olan enflasyonu dengelemek de mümkün. Çünkü enflasyon küresel ölçekte emtia ve gıdadan yürüyecek. Bölgemizde süregelen savaşın ilk etkisi temel gübre girdisi olan ürede görüldü nihayet.
Hal yasası gibi problemlerimizi de bu yoldan aşmaya başlayabiliriz.
Bizde faiz hep yanlış yerdeydi. Şimdi enflasyon doğru yere gelip sorunu giderecek. Fakat aleyhimize.
Palyatif değil, yapıcı ve kalıcı çözümlere ihtiyacımız var.
Bu istihkak modeli nakliye kooperatiflerine de uygulanabilir. Sınır içi taşımalarda… Nakliye araçlarından yol ve köprü geçiş ücretleri almaktan vazgeçmeyi de düşünmeliyiz.
Biliyoruz ki şanslıyız çünkü kaynak çeşitlendirmesi sayesinde enerji temininde sorunumuz yok. Hem artan fiyatlar akaryakıt talebini ne denli düşürecek onu da görmek lazım. Üstelik istihkak politikalarına kıtlıkta başvurulur. O zaman neden istihkak konuşuyoruz?
Şöyle ki; bugün iki kargo (gemi dolusu petrol yükü) parasına bir kargo alınabiliyor. İki kargo almak için daha fazla kaynak lazım, finansman lazım, limit lazım, uygun oran lazım… Rafinerilerin bu gereksinimlere hızlı bir tepki verilmedi.
Üstelik Türkiye’de ekonomiyi manipüle etmek maalesef serbest. Olası manipülasyonların önünü güçlü biçimde almak zarureti var ekonominin.
Ve gene maalesef ikinci derece sorun olan hangi fiyattan enerji alacağımız meselesi var. Ve bu ikinci derece sorunun katlanamayacağımız başka sorunlara dönüşmesi potansiyelinden kaçınmalıyız.
Sanayiyi de bu denklemin içine katarsak görece az zorlanarak bu dönemi geçeriz.
Bu tarz tedbirlerin paniğe neden olacağı düşünülebilir. Fakat doğru iletişim yapılırsa böyle bir endişeye mahal kalmaz. Yatırım dahi cezbedebiliriz.
Biz önümüzü kış tutalım yaz olursa ne ala…
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.