GündemÇevik Birin yargılandığı 28 Şubat davasına devam edildi

Ankara yerel haberleri: Çevik Bir'in yargılandığı 28 Şubat davasına devam edildi

Çevik Bir'in yargılandığı 28 Şubat davasına devam edildi

28 Şubat dönemine ilişkin, dönemin Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral Karadayı ve Genelkurmay İkinci Başkanı emekli Orgeneral Bir'in de aralarında bulunduğu 103 sanığın yargılandığı davada, sanıkların esas hakkındaki savunmalarının alınmasına devam edildi.

Haber MerkeziAA
Fotoğraf: Arşiv
Fotoğraf: Arşiv

28 Şubat dönemine ilişkin, aralarında dönemin Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı ve Genelkurmay İkinci Başkanı emekli Orgeneral Çevik Bir'in de bulunduğu 103 sanığın "Türkiye Cumhuriyeti hükümetini cebren düşürmeye, devirmeye iştirak" suçundan yargılandığı davaya, sanıkların esas hakkındaki savunmaları ile devam edildi.

Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmada, savunma yapan sanıklardan dönemin Genelkurmay İstihbarat Başkanı emekli Korgeneral Çetin Saner, dosyaya delil olarak konulan belgelerin hepsinin harekat kodlu olduğunu ve Genelkurmay Harekat Dairesi Başkanlığınca hazırlandığını, kendisinin istihbarat başkanlığı görevini yürüttüğünü, dolayısıyla harekat başkanlığınca hazırlanan evraklardan sorumlu olmadığını söyledi.

REKLAM

Söz konusu belgelerin, kayıtsız, onaysız ve fotokopi olduğunu ifade eden Saner, 4 Nisan 1997 tarihli Batı Çalışma Grubu (BÇG) kurulmasına dair yazının, İstihbarat Daire Başkanlığına gönderilmesi dolayısıyla suçlandığını, dosyada fotokopisi bulunan bu evrakın şahsına değil, makama gönderildiğini, bu yazıdan dolayı suçlanamayacağını bildirdi.

Saner, "Evrak bana gönderilmedi, makama gönderildi. Ben bu evrakı hiç görmedim, hatırlamıyorum. İmzam ve parafım olması gerekir, bunlar yok. Ayrıca aslı ortada olmayan bu evraklara aslı gibidir ibaresinin konulması suç." dedi.

Dosyaya delil olarak konulan belgelerin düzmece olduğunu savunan Saner, 27 Mayıs 1997 tarihli dönemin Genelkurmay 2. Başkanı Çevik Bir imzalı "Batı Eylem Planı" belgesine ilişkin, "Bu eylem planının hiçbir değeri yoktur. Yok hükmündedir. Hatalarla doludur." dedi.

REKLAM

2 Temmuz 1997'de Genelkurmay'daki özel takvim toplantısına katıldığı iddiasını da kabul etmeyen Saner, söz konusu tarihte İzmir'de izinde bulunduğunu ileri sürdü.

7 Nisan 1997'de Genelkurmay İkinci Başkanlığında yapılan toplantıya da katılmadığını savunan Saner, "Toplantı tutanağı olduğu öne sürülen belgede isimlerin karşısında imzalar yok. Bu tutanak muteber değil. Sonradan üretilmiş, çelişkilerle dolu." diye konuştu.

Dönemin İçişleri Bakanı Meral Akşener'e söylediği sözleri hata olarak kabul eden Saner, "İçişleri Bakanına söylediğim o sözü hükümeti düşürmek için değil, şahsi söyledim. Şahsa söylenmiş bir söz. Bir hata yaptım. O zaman da söyledim. Bu durumun hükümetle ilgisi yok. Kendisine... Şikayeti de yok." dedi.

REKLAM

Suçsuz olduğunu öne süren Saner, beraat istedi.

"Adım dahi yanlış yazılmış"

Sanıklardan Yahya Cem Özarslan, 1994'te Genelkurmay İstihbarat Başkanlığında teknik subay olarak görev yapmaya başladığını, komutan makamları ile bazı askeri birliklerin güvenlik denetimlerini yürüttüklerini söyledi.

1997-1998 yıllarında İç İstihbarat Şube Müdürlüğünde görev yaptığını anlatan Özarslan, bu şubede PKK'ya ait telsiz konuşmalarının incelenmesi ve önemli hususların özetlerinin çıkarılmasından sorumlu olduğunu söyledi.

  • Genelkurmay'da görev yaptığı dönemde illegal hiçbir emir ve talimat almadığını, hiçbir eylemde bulunmadığını söyleyen Özarslan, BÇG'den takdirname aldığı iddiasını kabul etmedi. Bu belgeyi ilk kez soruşturma esnasında gördüğünü, özlük dosyasında böyle bir belge bulunmadığını savunan Özarslan, kendisine verildiği öne sürülen takdirnamede ad ve soyadının dahi yanlış yazıldığını ifade etti.

Özarslan, adının BÇG'nin faaliyet gösterdiği yere giriş yetkisi bulunan kişilere ait listede bulunduğunu, fakat bu listenin düzmece olduğunu öne sürdü. BÇG'nin telefon rehberi olduğu öne sürülen belgenin de gerçek olmadığını iddia eden Özarslan, adının karşısında bulunan telefon numarasının 5 kişiye daha yazıldığını savundu.

REKLAM

"28 Şubat'taki MGK'da alınan kararların altında imzası bulunan başbakan ve bakanlar tanık olarak buraya gelirken, ben neden sanık oluyorum?" diyen Özarslan, beraat istedi.

"Bu davada yargılanmak ağırıma gidiyor"

Sanıklardan Yahya Kemal Yakışkan da 28 Şubat döneminde İç Güvenlik Harekat Daire Baskanlığı Veri Toplama Analiz Şubesinde yüzbaşı rütbesiyle Otomatik Bilgi İşlem (OBİ) subayı olarak görev yaptığını ve tamamen yazılım sistemleri üzerinde çalıştığını söyledi.

BÇG ile ilgisinin bulunmadığını savunan Yakışkan, sahte kimlikle yakalanan FETÖ üyesi bir savcının hazırladığı iddianameyle yargılandıklarını, böyle bir davada yargılanmanın ağırına gittiğini söyledi.

REKLAM

Haklarında delil olarak ortaya konulan belgelerin sonradan üretildiğini savunan Yakışkan, BÇG faaliyetleri kapsamında herhangi bir evrak hazırlanmadığını, aldığı takdir belgesinin ise BÇG ile ilgisinin bulunmadığını ve suçsuz olduğunu belirterek beraat istedi.

Sanıklardan dönemin Hava Kuvvetleri Komutanlığı İstihbarat Daire Başkanı emekli Tümgeneral Yücel Özsır da 7 Nisan 1997'de Genelkurmay Başkanlığında gerçekleştirildiği ve BÇG'nin kurulmasının görüşüldüğü iddia edilen toplantıya katıldığı ve orada bir konuşma yaptığı yönündeki iddiayı kabul etmedi.

"Birileri tarafından ismim, sonradan toplantıya katılanlar arasına eklendi." diyen Özsır, söz konusu tarihte tümgeneral olarak İstihbarat Dairesi başkanı olarak görev yaptığını, hem rütbesinin hem de branşının böyle bir toplantıya katılmasına mani olduğunu öne sürdü.

REKLAM

BÇG'nin hiçbir faaliyetine katılmadığını savunan Özsır, beraat istedi.

Sanıklardan dönemin Genelkurmay Personel Başkanı emekli Korgeneral Yıldırım Türker, esas hakkındaki mütalaanın FETÖ'cü savcılarca yazılan iddianamenin özeti şeklinde hazırlandığını, duruşma savcısının 4 yıl boyunca duruşmalarda dile getirilen beyanları ve ortaya konulan delilleri dikkate almadığını savundu.

Savcının mütalaasında çok ciddi eksik ve çelişkiler bulunduğunu öne süren Türker, hayali senaryolar üzerinden suçlandıklarını savundu.

BÇG eylem planının icra makamında bulunmak, 7 Nisan 1997 ve 2 Temmuz 1997'de yapılan toplantılara katılmakla suçlandığını dile getiren Türker, Refahyol koalisyonunun dağılmasının da BÇG'nin cebir ve şiddet içeren faaliyetlerine bağlandığını, kendisinin ne BÇG ne de hükümetin dağılmasıyla bir ilgisinin bulunmadığını öne sürdü.

REKLAM

"Asıl mağdurlar biziz"

28 Şubat yargılamasının siyasi olduğunu iddia eden Türker, aleyhlerinde dosyada bulunan belgelerin sonradan üretildiğini öne sürdü.

"Tüm görevlerimde bu kutsal ülkeye ve aziz millete hizmet ettim. Takdir edilme yerine tutuklandım. Asıl mağdurlar biziz" diyen Türker, mahkemenin hakkında vereceği kararı kabul edeceğini söyledi.

"Üzerime atılı suç yok"

Sanıklardan eski YÖK üyesi emekli Korgeneral Erdoğan Öznal da Genelkurmay'da farklı görevlerde bulunduktan sonra 1996'da kadrosuzluktan emekli edildiğini, ardından Cumhurbaşkanı tarafından YÖK üyeliğine getirildiğini söyledi.

YÖK'ün, BÇG'nin şubesi gibi çalışıp talimatlarını yerine getirdiği iddiasının gerçekle hiçbir ilgisinin bulunmadığını öne süren Öznal, iddianamenin birçok yerinde YÖK'ü BÇG ile irtibatlandırmak için özel gayret gösterildiğini iddia etti. Öznal, "Eğer BÇG ile bir ilgimiz olsaydı bunu hiç şaşmadan dolaylı yollara sapmadan söylerdim." dedi.

REKLAM

Kendisini savunmak istediğini ancak iddianamede üzerine atılı hiçbir suç bulunmadığını dile getiren Öznal, beraatini istedi.

Öznal'ın savunmasının ardından mahkeme başkanı, duruşmayı yarın devam etmek üzere tamamladı.

367 kişi hala 28 Şubat'ı yaşıyor
GÜNDEM
367 kişi hala 28 Şubat'ı yaşıyor

En küçük taviz yok
Gündem

En küçük taviz yok

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Afrin operasyonundan sonra Türkiye’yle müzakere masasına oturmak isteyen ABD’ye, “Söz elbette değerlidir. Fakat biz sahada ne olup bittiğine bakarız. Yani hem müzakere eder, hem operasyonlarımızı sürdürürüz” karşılığını verdi. Erdoğan, Türkiye’nin asıl hedefinden ise en küçük taviz vermeyeceğini söyledi.


Erdoğan, AK Parti’nin Ankara İl Kongresi’nde şu mesajları verdi: “Bize dostluk gösterene, yüreğimiz de kollarımız da açıktır. Bize husumet besleyenin, istiklal ve istikbalimizi tehdit edenin ise ne kimliğine ne cesametine bakarız. Allah’ın yardımı, milletimizin cesareti, dostlarımızın duasıyla ezer geçeriz, hiç bu işin şakası yok.”

Yerli ilacı kim istemiyor
Hayat

Yerli ilacı kim istemiyor

Türkiye, savunma başta olmak üzere birçok sektörde yerli atılımı yaparken ilaçta tersi yaşanıyor. Yerli firmalar kapandı, ilaç pazarı ABD'li ve Avrupalı firmaların eline geçti. İlaca yılda 25 milyar lira harcayan Türkiye’de en çok ciro yapan ilk 100 ilacın 95’i ithal.


Yerli ilaca darbe, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu’nun (TİTCK) 2016’da yerli üretime desteği kesmesiyle indi. Hatta yabancılar aynı ilaca iki farklı hastalık için ayrı ruhsat alabilirken yerli firma ruhsat almakta zorlanıyor. Ruhsat öncesi istenen paralar ve TİTCK’e ödenen danışmanlık ücretleri de yerli üreticiyi vuruyor. Yerli şirketler ya kapanıyor ya da fason üretime geçiyor.


Yerli üretim durunca yabancı firmalar ilacı piyasadan çekiyor veya fahiş zamlar yapıyor. Mestino isimli ilaç ilginç bir örnek. İthalat özendirilince üretim İsveç’e taşındı. Fiyatı da 11 liradan 300 euroya fırladı.

IMF Türkiye’yi durdurmak istiyor
Ekonomi

IMF Türkiye’yi durdurmak istiyor

IMF, 2017 yılında dünyanın en hızlı büyüyen ülkesi olan Türkiye’yi durdurmak için harekete geçti. Türkiye ekonomisinin aşırı ısınma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu iddia eden IMF faiz şantajı yaptı: Türk Lirası'ndaki değer kaybı, artan talep ve maliyet baskısı enflasyonu yükseltiyor. Merkez Bankası'nın daha fazla faizi arttırmaması durumunda enflasyon tek haneli rakamlara düşmez.
MHP: Milli mutabakatın oyu yüzde 65
Gündem

MHP: Milli mutabakatın oyu yüzde 65

MHP Genel Başkan Yardımcısı Celal Adan, "Milli mutabakatın bugün Türkiye'deki oyu yüzde 65'tir. Dolayısıyla bugün, milletimizin birliğine kast edenlerle omuz omuza olanların seçimlerde hüsrana uğrayacağını görmüş bulunmaktayız" dedi.
'Memati' ünlü dizinin kadrosunda yer alacak
Hayat

'Memati' ünlü dizinin kadrosunda yer alacak

Kurtlar Vadisi'nde canlandırdığı "Memati" karakteriyle tanıtan Gürkan Uygun, Mehmed Bir Cihan Fatihi dizisinin kadrosuna katıldı. Dizi için imajını değiştiren Gürkan Uygun'u görenler şaşırdı.