
17-25 Aralık'tan sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kararlılığına rağmen birçok kişi bu saydığım nedenler yüzünden FETÖ ile mücadeleyi sümenaltı etti. Birilerinin kişisel ikbali ne yazık ki Türkiye'nin ikbalinin önüne geçti. Burada bu süreçte yaşanan eksikleri, yanlışları sıralamak gibi bir derdimiz yok. Ama bir şeyi dikkatlere sunmamız vatandaşlık borcumuzdur.
Ne yazık ki 15 Temmuz'un sıcaklığının geçmeye başladığı şu günlerde, aynı 17-25 Aralık sonrası tutumlar sergilenmeye başlandı. Darbeyi fırsata ve aklanma gayretine dönüştürmeye çalışanlar türemeye başladı. 17-25'ten sonra kılını kıpırdatmayanlar birden yüzlerce kişiyi açığa almanın derdine düştü. Bir bakıyorsunuz alınan kişilerin önemli bir kısmının FETÖ ile ilgisi yok ya da çok alt seviyede ilişkisi var.
Kamuda açığa alınanların sayısını artık takip edemez hale geldik. Sayılar yüz bine yaklaştı. Ancak aralarında “vay canına” diyeceğiniz 10 kişi yok. Neredeyse tamamına yakını ya daha önce kızağa alınmış ya da sıradan çalışan. İyi de FETÖ denilen bu ihanet şebekesi hiç mi üst düzeye sızmamış? TSK'da generalliğe yükselmiş FETÖ'cüler, sivil bürokraside memur seviyesinde mi kalmış?
Böyle insanların arayışında olalım. Eğer bu insanları bulup gerekli yerlere ikame edersek, FETÖ'cüler artık aramızda barınamaz.
15 Temmuz ihanet girişiminden sonra evet büyük bir ekseriyetin bakışı ve yaklaşımı değişti. Hatta yıllarca Fetullahçı yapılanmanın içinde yer alanlar bile “Biz 15 Temmuz'dan sonra anladık” demeye başladılar. Bu yönüyle ihanet girişiminin hayırlı sonuçları da olmadı değil. Ancak biraz da geçmişimizle yüzleşmemiz lazım. Diyanet İşleri Başkanlığı da Yüksek Din Şurası'nı toplayarak, FETÖ'nün
olduğunu ilan etti.
Diyanet İşleri tarafından sahte mehdi ilan edilen Fetullah Gülen, 21 yıl bu kurumda görev yaptı ve ne yazık ki o günler de karanlık ve sapkınlıklarla dolu. Sapkın Gülen, 1959 yılında Diyanet'e girmiş. Kendi ifadesine göre, Diyanet sınavını kazandığı zaman 17 yaşında imiş. Bu yüzden memuriyete kabul edilmemiş. Mahkeme ile yaşını büyüterek, Diyanet'e memur olmuş. Yani yaşı tutmadığı halde sınava sokulmuş. Bu durum ortaya çıkınca da sınavı iptal edilmemiş, mahkeme yoluyla yaşı büyütülerek memuriyete alınmış. Bu arada bazı kitaplarında doğum tarihi 1938, bazı resmi belgelerde 1937. İsmiyle ilgili çelişkileri daha önce yazmıştım.
1959 yılında Diyanet'e memur olan Gülen, 61'de askere gidiyor. Muhabere Okulu'nda askerlik yapıyor. Dinleme merakı orada başlamıştır herhalde. 1963 yılında hava değişimi için Erzurum'a giden hain başı Gülen, asker olmasına rağmen cami cami gezip vaaz veriyor. Vaaz dediysek dini nasihat değil tabii… Komünizm ile mücadele nasihatı veriyordu. Hatta camideki milleti kışkırtıp sinema baskınına gönderiyor. Yanlış anlamayın, sinemada ahlaka mugayir film oynadığı için değil. Komünist Nazım Hikmet'in affını isteyen Hadi Ün filmde “sahabe” rolünde oynadığı için cami cemaatini kışkırtıp baskına gönderiyor. Sapkın Gülen, 1964 yılında terhis olmasına rağmen, görev yeri Edirne yerine yine Erzurum'a gidiyor. Yarım bıraktığı işi tamamlamaya. Yine cami cami gezip anti komünizm propagandası yapıyor. Sonunda hedefine ulaşıyor. Türkiye'de ikinci komünizm ile mücadele derneğini kuruyor.
Görevini yapmanın huzuru içinde Edirne'ye dönen Gülen, ilkokul mezunu bile olmamasına rağmen henüz 24-25 yaşlarında vaiz oluyor. Komünizm ile mücadele herhalde o tarihlerde Diyanet'te yükselme sebebi idi. Bu sapkın ve hareketinin daha sonra nasıl yükseldiği birçok kişinin malumu. Ancak temelinde komünizm ile mücadelenin yattığını bilmekte fayda var. Zira o dönemde komünizm ile mücadele bir NATO konsepti idi ve çeşitli ülkelerde komünizm ile mücadele adı altında Gladyo yapılanmaları oluşturulmuştu. 15 Temmuz ihaneti için “Arkasında NATO'cu subaylar mı FETÖ'cü subaylar mı var” sorusunu soruyoruz ya. Böyle bir ayrıma gerek yok. Gülen'in bu karanlık geçmişini bilirsek, NATO'cu = FETÖ'cü olduğunu da biliriz.
Müslümanlık'ta tövbe var. Tövbe ederken de o günahları bir daha işlememeye söz veriyoruz. Fetullah Gülen Türkiye'nin en büyük günahıdır. 15 Temmuz'dan sonra Gülen'i “terörist, sapkın mehdi” ilan ederek bu günahtan kurtulamayız. İslam'da günah çıkarmak yoktur. Geçmişimizden ders çıkararak, bu günahın bir daha işlenmemesi için gereken neyse yapılmalı.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.