
Görmüşsünüzdür. Ersin Çelik’in nefis paçozluk yazısı aldı yürüdü. “Sürüden ayrılmayı göze alamayana paçoz derler” mealindeki Alev Alatlı tanımını refere ederek toplumsal görünürlük kazanan bilcümle paçozluğu sıralayıp yanlış bir tedavi önerdi Ersin: “Sosyal medyadan uzak durmak, mümkünse kapatmak.”
Tedavinin bence niçin yanlış olduğuna gelirim tabii ama önce birkaç kelam edeyim.
Aslında bence “paçozluk” kullanışlı olduğu için imdada yetişen paçal bir kavram. Yoksa mesela TikTok’ta karısını türlü şekillerde sergileyerek para kazanan adama paçoz değil kavat, Instagram’da yediğini içtiğini paylaşan kullanıcıya paçoz değil görgüsüz, doğmamış çocuğuna cinsiyet partisi yapıp dijital ortamlara salana paçoz değil “teşhirci” denir. Yerli yerince isimlendirmeler böyle olmalıdır. Yine de “paçoz”u üst kavram olarak kullanmaya varım çünkü kolaylık oluyor.
Bu sene yeni, yepyeni paçozluklara şahit olduk malum. Kendisine çelenk kuşağı gibi kuşak taktırıp üzerine de “LGS annesi” yazan anne paçozlar türedi. Mezuniyet günü velileriyle ve öğrencileriyle Ankara pavyon havaları eşliğinde koreografi yapan öğretmen paçozlar türedi. Plajda giyilse garipsenecek elbiseyle cenaze törenine giden seküler paçozlar türedi. Dijital medyada etkileşim almayı futbol oynayıp ülkesini temsil etmekten daha çok önemseyen futbolcu paçozlar türedi.
Bir de tüm bunların üzerine herhalde bu yazın favori paçoz taifesi “çıplak paçozlar” olacak. Geçenlerde bir delikanlı “abi sokakta et görmekten usandık vallahi” diye sızlandı mesela ve daha yaz başlamamıştı bile. Ve hayır, bu paçozluk türünün “bireysel özgürlüklerle” falan bir ilgisi yok. Sokakta çıplak dolaşmak erkekler açısından da kadınlar açısından da paçozluktur bence.
Peki tüm bu paçozluklar niçin oluyor? Çünkü “özgünlük” artık makbul bir şey değil. İnsanın “kendine mahsus” olması geçer akçe değil. Geçtik kendine mahsusluğu ya da özgünlüğü “ilginçlik” bile çekildi gündelik hayattan.
İnsan kendisini sürekli “bir diğerine hizalayarak” güvende, güvenli alanda hissediyor. Ne var ki herkes “herkesleştiği” için insanın güvende hissetmesinin tek yolu da herkesleşmek oluyor. Bu da üretilen her türlü paçozluğa önüne ardına bakmadan gönüllü yazılmakla sonuçlanıyor. Özgür(ihtiyar sahibi) ve tekil olması gereken insan iradesi sınırlandırılmış(ihtiyarı elinden alınmış) ve kolektif iradeye dönüşüyor böylece.
“Cenaze törenine dekolte elbiseyle gidilmez” bilgisinin daha doğrusu görgüsünün “sınırlandırıcı bir görgü” olduğu ön kabulü bile tek başına insanı iradesiz bir “edilgen”e, ardından da “tüketmeden var kalamaz bir sürüngen”e dönüştürmeye yeter de artar bence.
Var olmakla değil sadece “görünür olmak”la ilgilenen, hatta var olmanın tek yolunun görünür olmak olduğunu düşünen gösteri toplumunun bireylerinin her gün asma her gün yeni bir paçozluk üretmesi kaçınılmaz görünüyor şol demde.
Geçenlerde konuştuğum Sertaç Timur Demir Hoca “Gözkapağına Övgü” isimli bir metin üzerinde çalıştığını anlattı. Görünürlüğün, görmenin ve göstermenin insanın hiçbir işine yaramadığı bir çağda gözlerimizi kapatmayı öneriyor hoca. Haksız mı?
Geleyim Ersin’in tedavi önerisine niçin itiraz ettiğime. Şundan: Sosyal medyayı bireysel olarak azaltmak ya da kapatmak bana ağrı kesici tedavisi gibi geliyor. Nedeni değil semptomu, etkiyi ortadan kaldırma girişimi gibi. Oysa insana yaşaması için gereken şey ağrı kesici değil derin bir cerrahi operasyon. Belki bir “körleşme ameliyatı.”
Burayı biraz daha açarım ilk fırsatta.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.