Ponçuk bir, Hamza evladımız sıfır

04:003/05/2026, Pazar
G: 3/05/2026, Pazar
İsmail Kılıçarslan

Ponçuk çok şirin bir köpekti. Sokaktan bulunmuş, hayvansever Sema Kartav tarafından sosyal medyada nesneleştirilmiş, üzgün yüz ifadesi üzerinden milyonlarca insanın dikkatini çekmiş, çeşitli sağlık sorunları yaşadıktan sonra “çoklu organ yetmezliği” sebebiyle ölmüştü. Ponçuk yaşarken veteriner masrafları çok ağırdı tabii. O yüzden çok çeşitli kampanyalar yapıldı Ponçuk için, paralar toplandı. Ölümü de çok acıklıydı. Üstelik ölümünden sonra Ponçuk için “Ponçuk bu dünyadan borçlu gitti, veterinere

Ponçuk çok şirin bir köpekti. Sokaktan bulunmuş, hayvansever Sema Kartav tarafından sosyal medyada nesneleştirilmiş, üzgün yüz ifadesi üzerinden milyonlarca insanın dikkatini çekmiş, çeşitli sağlık sorunları yaşadıktan sonra “çoklu organ yetmezliği” sebebiyle ölmüştü.

Ponçuk yaşarken veteriner masrafları çok ağırdı tabii. O yüzden çok çeşitli kampanyalar yapıldı Ponçuk için, paralar toplandı. Ölümü de çok acıklıydı. Üstelik ölümünden sonra Ponçuk için “Ponçuk bu dünyadan borçlu gitti, veterinere 400 bin lira borç var, aşağıdaki ibana yardım yapabilirsiniz” paylaşımları da peşine geldi. Üstelik o ibanlar bir STK’nın falan değildi. Düz, insan ibanı idi.

Durumu şöyle özetleyeyim. Sokaktan bulunup sosyal medyada dolaşıma sokulan Ponçuk için belki 5-6 milyon lira para toplanmıştı zaten yaşarken. Bir de üzerine Ponçukcağız borçlu gidince mecbur veterinere de o para ödenecekti yani.

Bu, burada bir dursun.

Hamza beş yaşındaydı. Ailesi onu sokakta bulmamıştı. Ama canını sokakta bulduğumuz bir ölümle öldü. Hamza’yı Ponçuk kadar şanslı olmayan sokak köpekleri parçaladı. Yediler Hamza’yı. Isıra ısıra öldürdüler.

“Hamza’nın şanslı olması da mümkündü” mü dediniz? Hadi oradan. Sokak köpeklerinin yanında Hamza’nın, Hamzaların, çocuklarımızın ne şansı olabilir ki?

Şimdi dimdik, dümdük, dümdüz söyleyeceğim lafımı: Hamza alt sınıftan bir çocuktu. Ailesi barakadan hallice bir evde yaşıyordu. Tıpkı çok az istisna hariç olmak üzere sokak köpekleri tarafından öldürülen diğer çocuklarımız gibi. Ve Hamza da, diğer çocuklarımız da orta-üst sınıfın enstrümanlaştırdığı, sömürdüğü, sorun halinde tutmaya bayıldığı hastalıklı ve sapkın hayvan sevgisi(!) yüzünden öldü.

Daha da açık yazacağım: Hamza’nın üç katili var. Biri milletvekili dediğimiz, dahası demek zorunda kaldığımız insan topluluğu. İddialar artık yenilir yutulur gibi değil. Parti ayırmaksızın birçok vekilin ya doğrudan mama lobisiyle bir bağlantısı olduğu ya da doğrudan mama-yem fabrikası sahibi oldukları konuşuluyor. Öyle olmasa, sokak köpeği terörü konusunda milleti dinlerler de bir işe yararlar.

İkincisi mama lobisi. Güya hayvansever(!)ler, gerçek hayvanseverlerin tüm samimi duygularını sömürmeye talip olarak çok büyük bir vurgun yapıyorlar ve bu vurgun için onlara sokakta köpek lazım. Üstelik bu sapkın dolandırıcıların bin türlü, beş bin türlü skandalı patlamasına rağmen işlerine güçlerine devam ettikleri bir ülkemiz var.

Üçüncüsü medya. Hamza ile ilgili haberleri silecek kadar korkak, meseleyi konuşamayacak kadar ürkek medya. Mama lobisinden, beş tane vekilden, üç tane ağababadan korkan, reklam geliri dışında hiçbir ilkesi, inancı, fikri olmayan medya.

Peki ne olacak şimdi? Çiçeği burnunda İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Hamza’nın ölümünden sonra talimat vermiş valilere: “Çözün bu sokak köpeği işini” demiş.

Ne olacağını söyleyeyim. Güya valiler yarın yerel yönetimleri de çağırıp bir koordinasyon toplantısı yapacak, güya kararlar alınacak, güya işlemler başlatılacak ve tabii ki hiçbir şey olmayacak yine. Çünkü o muazzam makine işlemeye devam edecek. Vali “aman hayvanseverleri kızdırmayalım” deyip “insanseverleri kızdırmayı” göze alacak. Aralarında yine de cesur birkaçı varsa iş üretecekler ama bazı “yerlerden” aranıp “çok da şey etmeyin” denilecek. Yani hiçbir şey olmayacak. Sıradaki Ponçuk ile vurgun düzeni sürecek, sıradaki Hamza ile ölüm düzeni devam edecek.

Benim çözüm önerim mi? Çok net: Türkiye’deki sokak köpeklerini bir gecede İstanbul’da Etiler’e, Göktürk’e falan; Ankara’da Çankaya’ya, Çayyolu’na falan; başka şehirlerde de benzer lokasyonlara bırakalım. Madem rant onların, söz onların, ağalık onların, sorun da onların olsun. Olmaz mı?

#sokak köpeği
#sosyal medya
#saldırı