|
Enflasyon gelişmeleri ve bozulan beklentiler

TÜİK, geçtiğimiz Perşembe günü Temmuz ayı enflasyon verilerini açıkladı. Son verilere göre; TÜFE geçen ay bir önceki aya göre %9,49 ve bir önceki yılın aynı ayına göre %47,83 olarak gerçekleşti. Yurtiçi Üretici Fiyatları Endeksi de (Yİ-ÜFE) bir önceki aya göre %8,23 ve bir önceki yılın aynı ayına göre %44,50 artış gösterdi.

TÜFE tarafında aylık bazda bu kadar yüksek bir artışın beklentilerimizle paralel olduğunu ifade edelim. Çünkü son dönemde kurdaki hızlı yükseliş, KDV düzenlemesi, akaryakıt ÖTV matbu tutarındaki yüksek miktarlı artırım ve nihayet beklentilerin bozulması neticesinde fiyatlama davranışlarındaki irrasyonel gelişmelerin enflasyonu aylık bazda çift haneye götürebileceğini değerlendirmiştik.

Maalesef öyle de oldu. TÜFE’de aylık bazda en yüksek artış, akaryakıt ÖTV tutarındaki düzenlemenin bir sonucu olarak ulaştırma ana harcama grubunda kaydedildi. Gıda ve alkolsüz içecekler grubundaki yıllık artış serisi de devam ediyor. Bu ay da gıda enflasyonu yıllık bazda TÜFE oranının üzerinde gerçekleşti.

Sizi detaylara boğmadan birkaç konuyu hızlıca izah etmeye çalışayım. İlki artık yıllık enflasyondaki düşüş trendi sona erdi. Güçlü baz etkisine rağmen artık enflasyonda bir artış dönemine girmiş bulunuyoruz. İkincisi çekirdek enflasyon (Enerji, gıda ve alkolsüz içecekler, alkollü içkiler ve tütün ürünleri ile altın hariç TÜFE) son 4 aydır manşet enflasyonun üzerinde seyrediyor. Bu durum enflasyondaki ana eğilimin güçlü bir şekilde yükselişe işaret ettiğinin bir göstergesi olarak değerlendirilebilir.

Bir diğer konu kur geçişkenliği. Son Enflasyon Raporu’nda döviz kuru geçişkenliğinin daha evvelki dönemlere göre artış gösterdiği ve %25 civarında olduğu ifade edilmişti. Ancak bu konuda bir detay var. TCMB, döviz kuru sepetindeki yüzde 10’luk bir değer artışının tüketici fiyatlarına maliyet kaynaklı etkisinin bir yıllık bir süre zarfında 2,5 puan civarında olduğunu öngörüyor. Ancak burada bir detay var. Enflasyon Raporu’nda bir yandan geçişkenliğin ortalama bir etki olduğu diğer yandan da ekonominin çevrimsel durumu, kur beklentisi (hareketlerin kalıcı/geçici olduğu algısı), kurdaki değişimin büyüklüğü gibi unsurların geçişkenliğin boyutunu önemli ölçüde yükseltebileceğini ifade ediyor.

Bu ifadeden yola çıkarak bazı özel bankaların araştırma birimlerinin %55-58 olarak hesapladığı döviz kuru geçişkenlik oranını daha gerçekçi bulduğumu ifade etmeliyim. Bu maalesef iyi bir haber değil zira görünen o ki kurda da kademeli olarak bir yükseliş göreceğiz. O halde TCMB’nin 2 Kasım 2023 tarihinde yayınlayacağı yılın IV. Enflasyon Raporu’nda cari yıl sonu enflasyon beklentisini daha da yükseltmek zorunda kalacaktır.

Tahmin ediyorum Merkez Bankası’nın rezerv yönetimi ile kuru tutma stratejisinden önce vazgeçip sonra yeniden geri dönmesinde döviz kuru kanalından gelen geçişkenlik ana etken olmuş durumda.

#Ekonomi
#TÜFE
#ÖTV
#Levent Yılmaz
1 year ago
Enflasyon gelişmeleri ve bozulan beklentiler
Kişi başı gelir ve gelir paylaşımı
Bu yönetmelik düzeltilmezse terör iltisaklılarının işe girmesi kolaylaşır (2)
Aşırı sağın yükselişi Avrupa Birliği’nin sonunu mu getiriyor?
Kültürel inkâr’dan kültürel intihar’a…
CHP ve bitmeyen değişim tartışması