Yarım asırdır kullanılan haliyle “One size fits all” Türkçesiyle “Tek beden herkese uyar”, her duruma, şekle uygun bir ürün tanımını kısaca ifade etmek üzere meydana çıkmıştır. Sonrasında ifade genişletilmiş, üründen fikre, hizmete; tüm uygulamalara tek bir stil veya prosedürün uyacağı anlamına gelecek şekilde genişletilmiştir. «Herkes kalıba uymaz» ifadesinin alternatifidir. İfadenin hem olumlu hem de olumsuz kullanımları vardır.
Niye bunları yazdım diye merak ediyorsunuz?
Bayram haftamızda
IMF başkanı Kristalina Georgieva G20 Maliye Bakanlarını Bali’de toplamak üzere kaleme aldığı makalesine göz atalım:
G20 Nisan ayında en son toplandığında, IMF bu yıl ve gelecek yıl için küresel büyüme tahminini yüzde 3,6’ya indirmişti ve olası aşağı yönlü riskler göz önüne alındığında bunun daha da kötüleşebileceği konusunda uyarmıştık. O zamandan beri, bu risklerin birçoğu gerçekleşti ve dünyanın karşı karşıya olduğu çoklu krizler yoğunlaştı.
Ukrayna’daki savaşın insani trajedisi daha da kötüleşti. Dolayısıyla, özellikle büyümeyi yavaşlatan ve yüz milyonlarca insanı, özellikle de ailelerini beslemeye gücü yetmeyen yoksulları etkileyen bir yaşam maliyeti krizini şiddetlendiren emtia fiyat şokları yoluyla ekonomik etkisi oluştu. Ve daha da kötüye gidiyor.
Enflasyon beklenenden daha yüksek ve gıda ve enerji fiyatlarının ötesine geçti. Bu durum, büyük merkez bankalarını daha fazla parasal sıkılaştırma ilan etmeye sevk etti, gerekli olsa da ancak toparlanma üzerinde baskı yaratacak. Özellikle Çin’de devam eden salgın kaynaklı aksaklıklar ve küresel tedarik zincirlerinde yenilenen darboğazlar ekonomik aktiviteyi engelledi.
Sonuç olarak, son göstergeler zayıf bir ikinci çeyreğe işaret ediyor ve bu ayın sonlarında Dünya Ekonomik Görünüm Güncellememizde hem 2022 hem de 2023 için küresel büyümeye daha fazla düşüş öngöreceğiz.
Gerçekten de, görünüm son derece belirsizliğini koruyor. Avrupa’ya yönelik doğal gaz arzındaki daha fazla kesintinin birçok ekonomiyi nasıl durgunluğa sürükleyebileceğini ve küresel bir enerji krizini tetikleyebileceğini bir düşünün. Bu, zaten zor bir durumu daha da kötüleştirebilecek faktörlerden sadece biridir.
Zorlu bir 2022 olacak ve muhtemelen artan resesyon riskiyle birlikte daha da zorlu bir 2023 olacak.
İşte tam bu noktada verdiği reçete küçüğü ile büyüğü, az borçlusu ile çok borçlusu, varsılı ile yoksulu hepsine tekmilden yazmış reçeteyi. Ana fikri doğru olsa da; “küresel soruna, küresel çözüm” G8 ülkelerinin refah devletlerini besleme görevi verilen kalan yüz elli küsur ülke hep beraber savaşacakmışız!
Verdiği reçetenin ilk adımı ise enflasyonu düşürmek. Kim istemez enflasyon düşük olsun. Ama gel gelelim, başkan hanım elbette büyümeniz azalacak, diye ekliyor. Yani işsizlik artacak, yoksul yoksul iken bir de işsiz kalacak.
İkincisi, maliye politikası, merkez bankasının enflasyonu düşürme çabalarına yardımcı olmalı ve bunu engellememelidir demekte; yüksek borç seviyeleriyle karşı karşıya kalan ülkelerin de maliye politikalarını sıkılaştırmaları gerekecek. Bu, giderek pahalılaşan borçlanma yükünün azaltılmasına yardımcı olacak ve aynı zamanda enflasyonu ehlileştirmeye yönelik parasal çabaları tamamlayacaktır.
Sıkı bir para politikası, sıkı bir maliye politikası, yüksek işsizliği, durgunluğu meydana getirecektir. CDS sopasının gelişmekte olan ülkeler üzerine salan, şimdiye kadar borç ödemesinde sorun yaşamayan Türkiye’nin CDS oranının neredeyse yüzde dokuzun üzerine çeken, temerrüde düşmüş muamelesi yapan küresel düzen, kural koyucular, bunlar yokmuş gibi, herkese eşit, adil, şeffaf davranılıyormuş gibi “One size fits all” “Tek beden herkese uyar!” reçetesiyle Dünya’yı kurtarma hevesindeler, ya da öyle düşünmemizi istiyorlar…
CDS’imizin yüzde dokuza yüksel(til)diği dönem Erdoğan liderliğinde yapılan görüşmelerde Ukrayna tahılı için güvenli koridorda anlaşma sağlanmış bu vesile ile Buğday fiyatları yüzde otuz gerileyerek savaş öncesi rakamına geri dönmüştür.
Yetmedi, hem Rusya’ya Ukrayna işgalinin haksız olduğunu söyleyip hem de masada taraflar ile kavgasız diyalog kuran tek ülke olmuştur.
Hatta Rusya İran Türkiye zirvesinde NATO üyesi tek ülke olarak görüşlerini ifade edip sorunlara çözüm olmuştur.
Gelişmekte olan ülkelerin hepsi borçluyken, salgın ile katlanan yüklerle borçlar daha da arttı, yüksek ve yükselecek faiz oranları ile ödemeleri önümüzdeki yıllara yüklendi, zor günler bekliyor. Ancak rezerv para statüsüne az veya çok sahip olan G8 haricindeki ülkelerin durumunu da önceleyen bir çözüm ortaya konmuyor.
Var olan “zorlukları el birliği ile çözmek”; bunu Batı’nın umarsız tavırlarıyla başarmak pek mümkün durmuyor…

