Türk futbolunda yıllardır aynı ezber var... Büyük transferleri İstanbul kulüpleri yaptığında “vizyon ve marka hamlesi” gibi sözler ediliyor. Aynı cesaret Trabzonspor tarafından gösterildiğinde ise ilk konuşulan futboldan daha çok maaş bordrosu oluyor!
Trabzonspor, Mohamed Salah’a sadece bir futbolcu olarak yatırım yapmadı. Onu dünyaya açılan bir kapı olarak gördü. Daha imzalar atılır atılmaz Kahire-Trabzon uçuşları konuşulmaya, tatil rotaları çizilmeye, şehir uluslararası ölçekte merak edilmeye başlandı. Forma satışları, kombine gelirleri ve oluşan ekonomik hareketlilik daha şimdiden transfer maliyetinin önemli bir bölümünü karşıladı. Asıl kazanç ise yıllarca sürmesi beklenen marka değeri…
Ne ilginçtir ki aynı cesur hamleler İstanbul kulüpleri yaptığında “vizyon” denildi. Trabzonspor yaptığında ise “Bu parayı nereden buldular?” soruları sorulmaya başlandı. Aslında sorun hesap yapmak da değil; hesabın sadece Trabzonspor’a karşı sorulmaya çalışılması.
Bu transfer, Türk futbolunda yıllardır süren “yetiştir, sat, fırsat bulursan yarış” anlayışına karşı atılmış cesur bir adımdır. Trabzonspor artık “iyi bir sezon geçirirsem şampiyon olurum” diyen bir kulüp değil; “Ben zirvedeyim” diyen bir irade ortaya koyuyor.
Belki de bu transferin en büyük değeri Mohamed Salah değildir. En büyük değer, Türk futbolunda ezberleri bozacak cesaretin yeniden hatırlanmış olmasıdır. Çünkü büyük kulüpler, büyük risklerden korkmayanlardır.


Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.