J. D. Vance operasyonu: İsrail’in muhatabı artık MAGA

04:0028/03/2026, Cumartesi
G: 28/03/2026, Cumartesi
Nedret Ersanel

Tahran’ın ‘mozaik savunma’sına, ‘mozaik resimlerle’ karşılık veren Beyaz Saray’ın, İran’ın enerji altyapısını vurmayı on gün daha erteleme kararı, Trump’ın bu işten bir an önce sıyrılma yoluna girdiğini gösteriyor mu? Hatta Başkan Yardımcısı Vance’in görüşmelerde yeni aktör olarak ortaya çıkması da aynı alametlerden sayılabilir mi? Zıt yöndeki fikirlere de, yani Trump’ın müzakere adımlarının bir oyun olduğu, İran’ı daha sert vurmak için zaman kazandığı, hatta kara operasyonlarının, ada harekâtlarının

Tahran’ın ‘mozaik savunma’sına, ‘mozaik resimlerle’ karşılık veren Beyaz Saray’ın, İran’ın enerji altyapısını vurmayı on gün daha erteleme kararı, Trump’ın bu işten bir an önce sıyrılma yoluna girdiğini gösteriyor mu? Hatta Başkan Yardımcısı Vance’in görüşmelerde yeni aktör olarak ortaya çıkması da aynı alametlerden sayılabilir mi?

Zıt yöndeki fikirlere de, yani Trump’ın müzakere adımlarının bir oyun olduğu, İran’ı daha sert vurmak için zaman kazandığı, hatta kara operasyonlarının, ada harekâtlarının geldiğini savunanları da yerecek değiliz. Dünya böyle artık. Belirsizliği netlemek için didinenlere toleranslı olmak lazım…

Savaş uzasa da kısalsa da İran’a bir Amerikan-İsrail yönetiminin çökme ihtimalinin mucize olacağını artık görüyoruz. Şu da bir diğer gerçek; Ortadoğu’daki küreselci yapı çöküyor. Asıl iş bu zaten…

Yine benzer nedenle, ABD Başkanı’nın İran savaşına destek vermediği için cezalandıracağını ima ettiği, beyin ölümü gerçekleşmiş NATO’nun fişinin de çekilebileceği bir zamanda, İstanbul’da NATO Kolordu Karargâhı kurulmasına yönelik çalışmaları da merak ediyoruz…

***

Müzakerelerin sonuca ulaşmamama hali iki ihtimal ortaya çıkaracak; savaşın bölgeye yayılması veya yıpratma savaşına dönüşerek, uzaması. Kötü senaryoları az buçuk kestiriyoruz. Müzakereler ilerlerse ne olacağını biraz çalışalım…

“Şartlar” değişti tabii, ABD’nin istekleri mütevazı hale geldi... Pakistan Savunma Bakanı’nın veciz ifadesiyle Washington’ın vardığı eziklik noktası şöyle oldu: ‘İran’a karşı savaşın amacı Hürmüz Boğazı’nı açık tutmaya dönüştü. Mesele şu ki, savaştan önce zaten açıktı”…

Tahran’ın şartlarında ise yükselme görülüyor; Ortadoğu’daki ABD üslerinin sökülmesi, Batı bankalarındaki finansal varlıkların serbest bırakılması, on yıllardır devam eden ambargonun/yaptırımların kaldırılması, kesin şartlara bağlanmış güvenlik garantisi verilmesi. Bir madde daha yazın deseniz, “Amerikan uçak gemilerinin beyaz bayrak çekmesi”ni de ekleyebilirler…

Karşılıklı şartların kabul edileceği anlamına gelmiyor bunlar ama müzakerelerin eski şartlarda yürümeyeceğini de açık biçimde gösteriyor. Bu yüzden İran’ın 8-10 bin noktasının vurulup, imha edilmesi gibi açık savaş istatistikleri, siyaseten fazla bir şey ifade etmiyor…

“İran bu yıkımın altından nasıl kalkar” sorusu da öyle. İş öyle bir noktaya varabilir ki, Amerikan şirketleri bile destek olur! Hele İran’ın yutulması zor şartları ekonomik tavizler ve saldırmazlık garantilerine sadeleşirse işler kolaylaşır. Uzak hayal gibi görünse de, yaptırımların kalkmasıyla birlikte İran ekonomisinin stratejik sektörlerine katılım, ortak yatırımlara dahi ilerleyebilir ihtimaller…

İran’ın Trump’a verdiği “hediye” belli ki başlangıç sayılıyor. İran’a yaptırımlar savaş zamanı daha keskinleşmesine rağmen günlük bir buçuk milyon varil petrol çıktı İran’dan. Ama bu satırlar yazılırken İran Devrim Muhafızları Hürmüz’ün kapatıldığını duyuruyordu…

Şu aşamaya geldik; sahada atılan kimi sert ve karşılıklı adımlar artık savaşa değil, masaya dairdir…

***

Kaldı ki Trump, başlangıç hedeflerinden biri olan rejim değişikliğinin başarıldığını da ‘özgün bir yaklaşımla’ formüle etti; ‘lider kadrosunu öldürdük, yerine yenileri geldi”. Yani rejim değişmiş oldu!..

Müzakere sürecinde ismi öne çıkan İran Meclis Başkanı Muhammed Galibaf’ın durumu da öyle. Trump isim zikretmiyor ama “Çok güçlü görüşmeler yürütüyoruz, makûl ve çok sağlam kişilerle görüşüyoruz. İçerideki insanlar kim olduklarını biliyor” dediği gizli öznelerden biri o. ABD ve İsrail’in “öldürülecekler listesinden” bu ismi çıkarmasının sebebi de bu. Laricani vakasının tekrarlanmasını istemiyor Amerika…

Böylece ortaya, henüz yüz yüze gelemeseler de, başmüzakereciler olarak Galibaf-Vance ikilisi çıkıyor ki, politik karakterleri, müzakerenin olası eğilimine dair ipuçları veriyor.

Geçtiğimiz pazartesi Trump-Netanyahu arasında gerçekleşen görüşmeyi de aynı zamanlamaya oturtabiliriz. İran savaşı kendisi açısından bir güvenlik maksimizasyonuna bağlansın istiyor İsrail. Amerikan ise temkinli. İsrail’in süreci bozacak alanlarını daraltıyor. Nitekim görüşmeden hemen sonra İsrail basını, ABD’nin bir ateşkes kararı almak üzere olduğuna dair haberlerle doldu. O aşamaya erişildiğini söylemek kolay değil. Çünkü bir gün öncesinde de daha ağır saldırıların başlayacağı duyuluyordu aynı kaynaklardan.

Şimdilik terazinin müzakere kefesi ağır basıyor ama kırılganlık çok açık.

***

Mısır, Türkiye, Katar ve Pakistan’ın arabulucu/kolaylaştırıcı rollerindeki belirginlik de aynı kefeye eklenebilir. Başta İslamabad olmak üzere bu önemli başkentler masaya yükleniyorlar. Rolleri belirginleştikçe ABD’nin barışla oyalayıp bir daha İran’a saldırma, masadaki sandalyeleri çekme olasılığı da azalıyor…

S. Arabistan ve BAE gibi ülkelerin tutumu da herhalde “Ortadoğu’da küreselci yapının bozulması” kaygıları yüzünden olsa gerek, daha netameli. BAE’nin pozisyonundan şüphe duyan kalmadı ama Riyad’ın da oyun bozucu gibi davrandığı, İran’ın “bitirilmesi” yolunda akıl oynattığı izlenimi var. Bu da masaya giden yolda risk yaratıyor…

Sonuç olarak, savaşın sürme riski gücünü koruyor. Ama formatı aynı kalamaz. Şiddeti düşecek. Uzayabilir ama yayılma ihtimali düşük. Uzaması kimlere yarar, bitmesi kimlere yarar hep Ortadoğu’nun yeni haliyle ilgili başlıklar. Trump’ın Çin ziyareti ve Xi Jinping’le buluşma tarihinin açıklaması da, savaşın ne zaman bitebileceğine dair okumalara takvim verebilir. İran’la savaşırken Pekin’e gitmesi ile Tahran’la soğuk da olsa tokalaşarak gitmesi arasında çok fark var.

#Tahran
#İran
#ABD
#Nedret Ersanel