kemalettin karamete ve azmi özcan

00:0029/08/2010, Pazar
G: 3/09/2019, Salı
Osman Akkuşak - Pazar

Sevgili okuyucularım;benim terkedemediğim bir âdetim vardır.. gerek açık oturumlardan gerekse konferans ve seminerlerden hattâ ekranlardan seçtiğim fikirleri, cümleleri, mısraları yanımdaki deftere kaydetmekten bir türlü vazgeçemem.. haydarpaşa lisesinde edebiyat okuturken fransızca hocası rahmetli kemalettin karamete''nin ikide bir sarfettiği “hatırda durmayan satırda durur” sözü hatırında çok kuvvetli bir iz bırakmış olsa gerek...Karamete, kayserili idi.. kayseri lisesinde faruk nafiz çamlıbel''den

Sevgili okuyucularım;

benim terkedemediğim bir âdetim vardır.. gerek açık oturumlardan gerekse konferans ve seminerlerden hattâ ekranlardan seçtiğim fikirleri, cümleleri, mısraları yanımdaki deftere kaydetmekten bir türlü vazgeçemem.. haydarpaşa lisesinde edebiyat okuturken fransızca hocası rahmetli kemalettin karamete''nin ikide bir sarfettiği “hatırda durmayan satırda durur” sözü hatırında çok kuvvetli bir iz bırakmış olsa gerek...

Karamete, kayserili idi.. kayseri lisesinde faruk nafiz çamlıbel''den ve güçlü şair cenab muhittin kozanoğlu''ndan edebiyat kültürü almış seçkin bir aydın olarak, izzet deliçay, nevin çetin, nahit damar, vedat sümer (resim), fahrettin dülger (matematik), lütfiye akün gibi edebiyatçı ve sanatçı hocalar grubunun önde gelen elemanlarından bulunuyordu.

İki lafından birisi “semaver kaynadı, çaylar hep hazır.. ali ekber oturmuş sakalın gazır..” demektir.. ciddi ciddi konuşurken birisinin canı sıkılınca bu tekerlemeyi tekrarlar hepimizi güldürürdü.. okul müdürü karşıdan görününce çeşitli hicviyeler ve mizahi laflar icadeder, hepimizi yerlere yatırırdı.. müdürün otoriter tavırlarını şaka ile karışık iğnelemekten geri kalmazdı.. aynı zamanda müdür muavini olduğu için bazı talebesine kızdığı zaman: “hıyareddiin efendi” diye bağırırdı.. evinde dostlarına pek çok kereler ziyafet vermiştir... kayseriden gelen pastırma ve sucukların tadını hâlâ unutamam...

Kemalettin karamete, kayseri müzesinin de müdürlüğünü yapmıştı.. ünlü şair behçet kemal çağlar''ın okul arkadaşı olduğu için sık sık şaire dair şeyler anlatırdı.. evde çocuklardan birini çağırmak istediği vakit “fest” diye bağırırdı.. 4 çocuğunun adının (fevzi, esen, sedes, tülya) ilk harflerinden yapılmış “fest” nidasını duyan kim varsa orada, koşar gelirdi.. 1970''li yılların başlarında hem karamete hem behçet kemal, hem de hocaları cenab muhiddin kozanoğlu ayrı ayrı hakka yürüdüler..

***

Sevgili okuyucularım;

bu girizgâha girişimin sebebi; defterime kaydettiğim bir ilim adamının önemli sözlerini size deşifre ederken bir vesile yaratmak, bir sebep bulmak ihtiyacından münbaistir... hiç te

fena olmadı.. zekâsı, mizahı güçlü bir arkadaşımı ve diğer bazı dostlarımı hatırlamak, onları yâdetmek, tanıyanların anmasına zemin hazırlamak bir vazife olsa gerektir.. bir başka zaman, cenap muhiddin kozanoğlu''ndan ve behçet kemal çağlar''dan bahsetmek, edebiyata karşı bir görevdir...

***

Şimdi gelelim, bir tv programından defterime kaydettiğim bilecik üniversitesi rektörü tarihçi prof. azmi özcan''ın seçkin kelâmına.. bu zat, tarih felsefesi ve siyanspolitik bakımından çok okkalı laflar ediyor.. sıra ile yazıyorum:

  • bugünün değerleriyle geçmişi yargılamak: bugün yapılan hatâ budur..
  • osmanlıca öğrenmeyi tehdit gibi gören bir neslin devamıyız..
  • 19. yüzyılın birinci ve ikinci yarısı, bizim için felâketlerle doludur..
  • osmanlı devletinde esas olan, din ve devletin ayakta kalmasıdır..
  • ortadoğu halklarına etki eden iki faktör, para ve dindir..
  • lord gürzon, birinci dünya harbi sonunda yazdığı raporda şöyle diyor:
  • “bu türkler tarihimizin 500 yılına bir karabasan

    gibi çöktüler.. şu anda bir hesaplaşma yapmak zorundayız.. ortadoğu coğrafyasında birliği kim sağlıyorsa, dünyaya o hâkim oluyor.. türklere duyulan güveni yoketmeliyiz.. yeni bir coğrafi, siyasi düzenleme yapmalıyız...”

  • ingilizlerin osmanlı ile münasebetleri iyi iken takibettiği politika ayrı, münasebetler kötü iken takibettiği politika ayrıdır.. harp halinde uygulanacak politika ise daha başkadır..
  • ingilizler, birinci cihan harbi yıllarında türklerin sömürgeci olduğuna dair propaganda ve neşriyat faaliyetine girişmişlerdir..
  • ingiltere her zaman kontrolü kendi elinde olan bir hilâfet istemiştir..
  • tarihte usûlün 5 safhası vardır: tarif, tetkik, tahkik, tasnif ve terkîb
  • bu coğrafyaya ait nerede bir bilgi varsa o kitapları ve vesikaları toplamalıyız..
  • yaşamayı tekrar bir san''at haline getirmeliyiz..
  • vahşi kapitalizme uymamış bir kültür varsa, o da türk kültürüdür..
  • ***

    Aydınlarımızın, yazarlarımızın, tarihçi ve gazetecilerimizin, gelişi güzel sıralanmış şu yukarıdaki düsturları, gerçekleri kafalarına yazması gerekir...