Çürümeyi ve çölleşmeyi durduramazsak, yok olmaktan kurtulamayacağız!

04:0022/06/2026, Pazartesi
G: 22/06/2026, Pazartesi
Yeni Şafak Haberlerini Daha Sık Gör: Tıkla ve Google'da Favorilere Ekle!
Yusuf Kaplan

Mezuniyet törenleri bütün iğrençliğiyle sürüyor… Görmemişlik, şımarıklık ve eyyamcılığın pençesinde yok oluşa doğru sürükleniyoruz hep birlikte güle oynaya… Gösteri toplumunun hız, haz ve ayartının kölesi olmuş kitlelerinin oraya buraya savruldukları; anlamın anlamını, değerin değerini, insanların yerlerini / konumlarını / duyarlıklarını yitirdikleri; anlamsızlık ve ruhsuzluk çölünün diz boyu her yeri kapladığı, güle oynaya yok olmanın eşiğine sürüklendiği, hızla ve hazla çürüyen, çürümek için can

Mezuniyet törenleri bütün iğrençliğiyle sürüyor…

Görmemişlik, şımarıklık ve eyyamcılığın pençesinde yok oluşa doğru sürükleniyoruz hep birlikte güle oynaya…

Gösteri toplumunun hız, haz ve ayartının kölesi olmuş kitlelerinin oraya buraya savruldukları; anlamın anlamını, değerin değerini, insanların yerlerini / konumlarını / duyarlıklarını yitirdikleri; anlamsızlık ve ruhsuzluk çölünün diz boyu her yeri kapladığı, güle oynaya yok olmanın eşiğine sürüklendiği, hızla ve hazla çürüyen, çürümek için can atan paçoz bir toplum manzarası sergiliyoruz!


BİR TOPLUM GÜLE OYNAYA ÖLÜMÜNE KOŞUYOR…

Bir toplum, ölümünü, yok oluşunu kutlar mı?

Uyuşturucu, hırsızlık, tefecilik, mahalle terörü, liselerde hatta ortaokullarda çığ gibi büyüyen ve kontrolden çıkma emareleri gösteren akran terörü, 14 yaşa kadar düşen cinsel ilişki yaşı ve o yaşta “senin-kızın benim-oğlan terörü”, her tür suça bulaşan ve bundan da haz alan gangster, çete grupları ve dünyada sadece Çekoslovakya ile yarıştığımız (!) çıplaklık terörü…

Bizdeki çıplaklığa, Almanya’da rastlayamadım. Fransa’da rastlayamadım.

Hollanda’da, İtalya’da, İsviçre’de, Danimarka’da, velhasıl, bizim özendiğimiz hiçbir Avrupa ülkesinde rastlayamadım.

Tam anlamıyla zıvanadan çıkmış durumda çıplaklık terörü!

Bildiğin terör bu, özgürlük değil!

Bilge adamlar her zaman bilgedir. Bilge adam Goethe: “En iyi köleler, kendilerini özgür zanneden kişilerdir” derken tam da bizim tersi dönmüş ahmaklarımızı mı resmediyordu acaba? Ne dersiniz?

Yüz sene önce böyle bir manzara resmetselerdi ve burası Türkiye deselerdi, hiç kimseyi inandıramazdık!

100 senede yok edilmiş bir toplum yok dünya tarihinde!

Düşmanlar tarafından işgal edilip de kültürü tarumar edilerek gerçekleşen bir yok edilme biçimi değil bizimkisi.

Düşmanımız, düşman fikrimiz yok edildi bizim önce.

Düşmanını tanıyamayan, dostunu da tanıyamaz; dost-düşman ayırımını da, idrakini ve bilincini de yitirir.

Düşmanını bilemeyen, çekinmeden dostunu düşman beller. İçeriden düşman icat eder: Bu ülkede sosyalistlerin, İslâmcıların, Kürtlerin zaman zaman düşman edilmelerinin gerisinde yattan neden budur işte!

Bizimkisi düşmana benzeyerek, celladına âşık edilerek gerçekleştirilen bir yok edilme, yok olma biçimi. Fiilen dışarıdan işgal edilemeyen bu ülkenin içeriden zihnen işgal edilmesi, mankurtlaştırılarak, savaşmadan ele geçirilmesi!

Ama hayanın, edebin, ahlâkın en güzel örneklerini dünyaya sunan bu toplum, şu an öyle bir mankurtlaşma, çürüme, kendini inkar ederek gerçekleştirilen bir intihar biçimi yaşıyor ki, tam anlamıyla çürüyüp yok oluyor!


ÂCİLEN KALICI, KÖKLÜ MÜDAHALE ŞART!

Müdahale şart!

Âcil müdahale!

Devlet, aileler, STK’lar, cemaatler, herkes üzerine düşen rolü adam gibi oynamazsa, bu pasif nihilizm, uyuşturucu konformizm ve yok edici oportünizm ile yok olacağız hep birlikte toplum olarak…

İnancını, değerlerini yitiren bir toplum ayakta duramaz: Dışarıdan bir saldırıya gerek kalmadan içeriden çürüye çürüye paldır küldür yok olur gider.

Bu toplumun değerleri yok edildi. En değersiz olan en değerli katına yükseltildi; en değerli olan da en değersiz derekesine düşürüldü!

Tanzimat’la başlayan kendinden ŞÜPHE, yerini Meşrûtiyet’le ve Cumhuriyet’le kendini İNKÂR, Özal’lı neo-liberalizm sürecinden bugün içinden geçtiğimiz postmodern-güle-oynaya-yok-oluş süreciyle birlikte İNTİHAR’a terketti.

İlk kez cinsel ilişkiye girme, uyuşturucu, alkol ve sigara kullanma yaşı 13, 14›lere kadar düştü! Neden isyan etmiyor, kıyameti koparan insanlara rastlamıyoruz, bilen varsa öne çıksın!

Haram-helal ölçüleri yok oldu, yerle bir oldu. İnsanlar, bütün İslâmî ölçüleri hiçe sayarak suç şebekeleri kurabiliyor; hırsızlık, soygun, rüşvet, yolsuzluk biçimlerini son derece normal para kazanma, rızık kapısı araçları olarak görebiliyorlar! Bu toplum, Müslümanlığın insanı karakter sahibi, adalet sahibi, kanaat sahibi, şahsiyet sahibi yapan o muazzam ilkelerini hiçe sayabiliyor, ayaklar altına alıyor, kendi sosyal yapısına ve dokusuna dinamit döşediğini göremeyecek kadar çürüyor, yozlaşıyor, ruhsuzlaşıyor!


BÖYLE BİR TOPLUM AYAKTA DURABİLİR Mİ?

Böyle bir toplum ayakta durabilir mi?

Vazgeçtim tarih yapmayı, varlığını sürdürebilir mi?

Toplumun çözüldüğü, çürüdüğü bir yerde, ülke, büyük bir zaaf anında paldır küldür yok olur gider, leş kargalarına yem olur bu güzelim topraklar!

Şu işe bakar mısınız: Tam da dünyanın bize ekmek kadar su kadar ihtiyaç hissettiği bir zaman diliminde biz yok oluyoruz, intihar ederek...

İki asırdır zaman zaman jakoben, tepeden inmeci, dayatmacı yollarla uyguladığımız kendi kendini sömürgeleştirme projesine dönüşen Batılılaşma / laikleşme projesinin toplumu ne kadar KENDİ’ne, kendi değerlerine, kültürüne, inançlarına, tarihine ve dolayısıyla dünyaya yabancılaştırdığını, toplumu içeriden çürümenin, yozlaşmanın, mankurtlaşmanın, kısacası yok olmanın eşiğine sürüklediğini göremiyor muyuz?

Bu kadar mı zihnî felçleşme, epistemik körleşme yaşıyoruz acaba?

Çürümeyi, iç cephenin nasıl paldır küldür çöktüğünü, kültürel / entelektüel intiharın, çölleşmenin, yok oluşun eşiğine yuvarlandığımızı göremiyorsak, neyi görüyoruz, peki?

Uyarıyorum: Bu gidiş, bu çürüme ve yozlaşma, tarih yapmış bir milletin tarihten silinmesinin bir işaretidir. Sonun başlangıcıdır.

Eğitimimizi, kültür dünyamızı, medya rejimimizi, kendi medeniyet dinamiklerinden beslenen ama dünyayı da çok iyi tanıyan, özgüveni yüksek ve dünyaya söyleyecek sözü olan parlak öncü kuşaklar yetiştirecek şekilde, kendi medeniyet ilkelerimiz, değerlerimiz, felsefemiz ışığında silbaştan yeniden inşa edemezsek, bu gidiş, bu çürüme, bu çölleşme, bu kültürel şüphe ve inkâr, bizi kültürel intiharın, fiilen yok olmanın eşiğine sürükler kaçınılmaz olarak!

Batılıların savaşarak işgal edemedikleri bu ülke, bu millete jakoben yollarla tepeden zorla dayatılan, değiştirilmesi teklif dahi edilemeyen bazı çağ dışı pozitivist, ruhsuz uygulamaların, bazı zavallı, celladına âşık Batıcıların ülkenin kuşaklarını epistemik kölelere dönüştüren, savaşmadan ele geçirilmesini kolaylaştıran beyinsizliklerinin, saplantılarının kurbanı olacak -Allah muhafaza!

Bunu göremeyen ya salaktır ya da asalak!

Vesselâm.

#Toplum
#Hayat
#Yusuf Kaplan