
Sivrisineklerin kimi ısırdığına dair yıllardır süregelen "tatlı kanlı" yakıştırması, bilimsel verilerle somut bir zemine oturdu. Yapılan araştırmalar, bu canlıların sadece tesadüfen değil, belirli biyolojik sinyalleri takip ederek hedef seçtiğini kanıtladı. Uzmanlar, bazı insanların sivrisinekler için neden birer "mıknatıs" görevi gördüğünü laboratuvar çalışmalarıyla detaylandırırken, bu tercihin arkasındaki kimyasal kodları da tek tek deşifre etti.

Yaz aylarının değişmez kabusu sivrisineklerin, neden bazı insanları adeta birer "mıknatıs" gibi hedef alırken bazılarına hiç dokunmadığı bilim dünyasında uzun süredir tartışılan bir konuydu. Yapılan son bilimsel çalışmalar, bu durumun bir şehir efsanesi olmadığını, sivrisineklerin hedeflerini seçerken oldukça karmaşık ve hassas kriterlere sahip olduğunu kanıtladı. Uzmanlar, bu tercihin temelinde yatan biyolojik sinyalleri çözerek konuya açıklık getirdi.

Karbondioksit ve ısı takibi
Sivrisineklerin kurbanlarını seçme süreci, onlarca metre uzaklıktan başlıyor. İsveçli bilim insanı Rickard Ignell'in araştırmalarına göre, bu canlılar öncelikle nefes yoluyla dışarı salınan karbondioksit miktarını algılıyor. Yaklaşık 10 metre mesafeye kadar karbondioksit izini süren sivrisinekler, hedefe yaklaştıkça vücut ısısı ve nem oranına göre rotalarını netleştiriyor.

Sadece dişi sivrisineklerin gerçekleştirdiği bu ısırıkların temel motivasyonu ise hayatta kalma ve üreme döngüsü için ihtiyaç duyulan enerjiyi sağlamak olarak biliniyor.

Kan grubu efsanesi çürüdü
Halk arasında yaygın olan "0 grubu kanı daha çok severler" ya da "ten rengine göre seçerler" gibi inanışlar, bilimsel verilerle desteklenmiyor. Tıbbi entomolog Frederic Simard, kan grupları üzerine yapılan çalışmaların oldukça dar kapsamlı ve sınırlı olduğunu vurguluyor.

Uzmanlara göre, sivrisineklerin tercihleri ne kan grubuna ne de göz veya saç rengi gibi fiziksel özelliklere dayanıyor. Bu noktada asıl belirleyici unsurun, vücudun yaydığı kimyasal kokular olduğu ifade ediliyor.

Vücut kokusu
İnsan vücudu, cilt üzerindeki mikroorganizmaların etkisiyle 300 ile 1000 arasında farklı koku bileşiği üretiyor. Laboratuvar ortamında yapılan deneylerde, özellikle "Aedes aegypti" türü sivrisineklerin belirli bileşiklere çok daha duyarlı olduğu gözlemlendi. 42 kadın üzerinde yapılan incelemede, cilt yağının parçalanmasıyla ortaya çıkan ve "mantar alkolü" olarak bilinen "1-octen-3-ol" bileşiğinin yoğun olduğu kişilerin, sivrisinekler için çok daha çekici olduğu tespit edildi. Bu bileşikteki en ufak bir artış bile sivrisineklerin hedefini değiştirmesine yetiyor.

Sivrisinekleri çeken bir diğer faktör ise alkol. Vücut sıcaklığını artırması, daha fazla karbondioksit salınımına neden olması ve cilt kokusunu değiştirmesi, sivrisinekleri davet eden bir sinyale dönüşüyor.






