
Uzun süredir kamu yönetiminde Ömerlerin arayışı devam ediyor. Ömer denilince ilk akla gelen herhalde adalettir. Bu çerçevede devletin varlık sebeplerinin başında toplumda adaletin sağlanması gelir. Kamu yönetimi ise devletin vatandaşla doğrudan temas ettiği alan olup, adalet ilkesinin en görünür şekilde hayata geçirilmesi gereken kurumsal yapıdır. Bu yazımızda kadim değerlerimiz ışığında kamu yönetiminde adalet ilkesini açıklamaya çalışacağız.
Kamu görevlilerinin hukuka bağlılığı, kamu kaynaklarının dürüst kullanılması, liyakate dayalı personel sistemi ve vatandaşlar arasında ayrım yapılmaksızın hizmet sunulması, adil yönetimin temel unsurları arasındadır.
Kur’an-ı Kerim’de yöneticilere, hâkimlere ve bütün müminlere adaletle davranmaları emredilmiş; Hz. Muhammed’in (SAV) hadislerinde ise kamu görevinin büyük bir emanet olduğu ve bu emanetin hakkıyla yerine getirilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Bu nedenle kamu yönetiminde adalet, hem hukuki hem de dini bir sorumluluktur.
Kur’an-ı Kerim’de adalet, Allah’ın emri olarak açık biçimde ifade edilmiştir. Bir ayette şu hükme yer verilmiştir: “Şüphesiz Allah size emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder….”(Nisa Suresi, 4/58)
Bu ayet kamu yönetimi açısından iki temel ilkeyi ön plana çıkarmaktadır. Birincisi, kamu görevlerinin ehil kişilere verilmesi, yani liyakat ilkesi, ikincisi ise kamu gücü kullanılırken herkes hakkında adaletle karar verilmesidir. Kamu yönetiminde personel atama ve görevlendirmelerinin akrabalık, siyasi yakınlık veya kişisel ilişkilere göre değil, ehliyet ve liyakat esasına göre yapılması bu ayetin doğal sonucudur.
Adalet konusunda bir diğer ayet şöyledir: “Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan, adaletle şahitlik eden kimseler olun. Bir topluluğa olan kininiz sizi adaletsizliğe sevk etmesin. Adaletli olun; bu, takvaya daha yakındır…”(Maide Suresi, 5/8)
Bu ayet, yöneticilerin kişisel duygu ve düşüncelerinin adaletin önüne geçemeyeceğini göstermektedir. Kamu görevlisi, sevdiği veya sevmediği kişilere farklı muamele yapamaz. Hukuk devleti anlayışının temelinde bulunan tarafsızlık ilkesi de bu anlayışla örtüşmektedir.
Kur’an’da adalet yalnızca yargı faaliyetleriyle sınırlı tutulmamış, toplum düzeninin temel taşı olarak görülmüştür: “Şüphesiz Allah adaleti, iyiliği ve yakınlara yardım etmeyi emreder; hayâsızlığı, fenalığı ve azgınlığı yasaklar….” (Nahl Suresi, 16/90)
Bu ayet, İslam medeniyetinde adalet anlayışının temelini oluşturan en kapsamlı ilkelerdendir. Kamu yönetiminin amacı yalnızca kuralları uygulamak değil; adalet, iyilik ve kamu yararını birlikte gerçekleştirmektir.
İslam hukukunda kamu görevi bir ayrıcalık değil, ağır bir emanettir. Kamu gücünü kullanan herkes yaptığı işlemlerden hem toplum önünde hem de Allah katında sorumludur.
Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: “Hepiniz çobansınız ve hepiniz güttüğünüzden sorumlusunuz.” (Buhari, Müslim) Yine kıyamet gününde hiçbir gölge yokken Allah’ın arşının gölgesinde himaye edilecek 7 zümre arasında adil yöneticiler de sayılmıştır. (Buhari)
Bu hadis, kamu yöneticilerinin yalnızca yetki sahibi olmadığını, aynı zamanda sorumluluk taşıdığını ortaya koymaktadır. Devlet yönetiminde kullanılan her yetki, beraberinde hesap verme yükümlülüğünü getirir. Modern kamu yönetimindeki hesap verebilirlik ilkesi ile bu hadis arasında güçlü bir benzerlik bulunmaktadır. Bir başka hadiste ise kamu görevinin ehil olmayan kimselere verilmesinin toplumsal çöküşe yol açacağı belirtilmiştir: “İş ehil olmayana verildiği zaman kıyameti bekle.”(Buhari)
Bu hadis, liyakat ilkesinin İslam yönetim anlayışındaki önemini açık biçimde göstermektedir. Kamu görevlerinin bilgi, tecrübe ve ehliyet yerine siyasi sadakat, akrabalık veya kişisel yakınlık esas alınarak dağıtılması yalnızca idari bir hata değil, aynı zamanda dini açıdan da büyük bir sorumluluk doğurmaktadır.
İslam siyaset düşüncesinde adalet, devletin devamını sağlayan temel unsur olarak görülmüştür. İslam âlimleri ve devlet adamları yüzyıllar boyunca «mülkün temeli adalettir» ilkesini benimsemişlerdir. Adaletin olmadığı yerde kamu yönetimine güven azalır, vatandaş-devlet ilişkisi zedelenir, kamu kaynakları israf edilir ve kurumların meşruiyeti tartışılır hâle gelir. Buna karşılık adaletli yönetim, toplumda güveni artırır, ekonomik gelişmeyi destekler ve kamu kurumlarının saygınlığını güçlendirir.
Kur’an’daki “emanetleri ehline veriniz” emri, kamu personel sisteminin temelini oluşturmaktadır. Kamu görevlerine atanacak kişilerin bilgi, mesleki yeterlilik, dürüstlük ve tecrübelerine göre seçilmesi hem hukuki hem de dini bir zorunluluktur.
Liyakatin olmadığı bir yönetim sisteminde çalışanların motivasyonu azalır, kamu hizmetinin kalitesi düşer ve vatandaşın devlete olan güveni sarsılır. Buna karşılık liyakat esaslı yönetim, kamu hizmetlerinin etkinliğini artırırken kurum içinde adalet duygusunu da güçlendirir.
Kamu malları ve kamu bütçesi, toplumun ortak emanetidir. Kamu görevlileri bu kaynakları kişisel çıkarları için kullanamazlar. Hz. Peygamber (SAV), kamu malından haksız şekilde yararlanmayı ağır biçimde eleştirmiş; kamu görevinde bulunanların elde ettikleri haksız menfaatlerin hesap günü sorgulanacağını bildirmiştir. Bu anlayış, günümüzde kamu mali yönetiminde şeffaflık, hesap verebilirlik ve yolsuzlukla mücadele ilkelerinin dini temelini oluşturmaktadır.
Kamu kaynaklarının israf edilmesi, usulsüz harcamalar yapılması veya kamu imkânlarının belirli kişi ve gruplara ayrıcalık sağlamak amacıyla kullanılması, hem hukuk devleti ilkesiyle hem de İslam’ın emanet anlayışıyla bağdaşmamaktadır.
Adil yönetimin en önemli unsurlarından biri de vatandaşlar arasında ayrım yapılmamasıdır. Irk, mezhep, siyasi görüş, sosyal statü veya ekonomik durum kamu hizmetlerinden yararlanmayı etkilememelidir. Hz. Peygamber’in (SAV) şu sözü bu konuda evrensel bir ilke ortaya koymaktadır: “Sizden öncekiler, içlerinden soylu biri suç işlediğinde onu bırakır; zayıf biri suç işlediğinde ise ona ceza verirlerdi. Allah’a yemin ederim ki Muhammed’in kızı Fatıma bile hırsızlık yapsaydı onun da cezasını uygulardım.” (Buhari, Müslim)
Bu hadis, hukuk önünde eşitlik ilkesinin en güçlü örneklerinden biridir. Kamu yönetiminde kişiye göre farklı uygulamalar yapılması, adalet ilkesine aykırıdır. Kur’an-ı Kerim ve Hz. Peygamber’in sünneti, kamu yönetiminde adaletin yalnızca hukuki değil aynı zamanda ahlaki ve dini bir yükümlülük olduğunu ortaya koymaktadır. Adalet, liyakat, tarafsızlık, emanet bilinci ve hesap verebilirlik ilkeleri hem modern kamu yönetiminin hem de İslam yönetim anlayışının ortak değerleri arasında yer almaktadır. Maalesef teori ve pratik arasında ciddi bir fark olduğunu belirtmemiz gerekiyor.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.