Yazarlar Ortadoğunun gizli hazinesi

Ortadoğu’nun gizli hazinesi...

Nedret Ersanel
Nedret Ersanel Gazete Yazarı

ABD’nin S. Arabistan’dan savunma sistemlerini, savaş uçaklarını çekeceğini söyleyen ‘sızıntı’, İran ile esir değişimi, BAE-Umman-Kuveyt-Katar’ın İran’la daha yumuşak ilişkiler araması, Irak-Bağdat yönetimi üzerinde Washington ile Tahran arasında yeni hükümet için bir mutabakat, yine İran’ın Irak’a elektrik satmaya devam etmesine izin veren ABD kararı, Suriye’de birden çok koldan yürüyen yeni ve manidar gelişmeler; Esad’ın artık Rusya tarafından da sevilmediği haberleri, James Jeffrey’in, ‘bu konuda Rusya ile çalışılıyoruz’ açıklaması, evvelinde, ‘2011’den sonra bu ülkeye gelenler-ABD, Türkiye, İran-Suriye’den çıksın’ açıklaması, yine tekrarlayalım, İsrail’in, ‘şimdiye kadar İran’ın Suriye’ye gelmesini engellemeye uğraşıyorduk artık Suriye’den atmak için savaşıyoruz’ mealinde ilanı, üzerine Kuzey Suriye’de, Fransa ve ABD’nin, PKK/YPG ile Suriye Kürt Ulusal Konseyi’ni bir araya getirerek hem muhalefeti tek çatı altına almaya hem de uluslararası muhatap yaratmaya çalışması...

Bu devasa paragrafı, Büyük Ortadoğu’nun bir kanadı sayabilirsiniz. İkinci kanat; Akdeniz çanağı ve başta Libya ardından Mısır, Malta, İtalya, Tunus’un dahil olduğu yeni değerlendirmeler...

Örneğin, artık bölgede yaşananların doğal sonucu mu dersiniz yoksa ekonomik, siyasi ve salgın krizinin oyuncuları yeni pozisyonlara itmesinden mi bilinmez, Türkiye-İsrail ilişkilerindeki yeni beklentiler dahi buna eklemlenebilir.

Soru şu; bu eş zamanlı gelişmeler arasında nasıl bir senkron var?..

Türkiye’nin ‘hepsinde’ birden rolü ne?..

Final ne?..

***

Libya için Dışişleri Bakanlığı’nın son, ‘Türkiye’nin çıkarlarına yönelik saldırılar Hafter’i meşru hedefe dönüştürür’ açıklaması, biraz arkasındaki güçlere gönderilen bir mesaj biraz da Hafter’e son ihtar anlamındadır. ‘Tepene bineriz’ diye sokak diline tercüme edilebilir...

Suriye-Libya arasında bir tür bileşik kaplar ilişkisi olduğu da ortada. Çözüm yolları ve iki masada da kimin nasıl hacim kaplayacağı ciddi bir güç oyunu; Türkiye’nin her iki ülkede ve müzakere masalarında tuttuğu alan-finale doğru-gücünü koruyor.

Ancak, Suriye-Libya arasındaki ilişki, aynı zamanda İsrail-Filistin’le ilgili. Zaten harita halka halka böyle genişliyor ve bir şey yapmasanız da sizi içine alıyor.

İpucu; ‘Rusya’nın Orta Doğu ve Afrika Devlet Başkanı özel Elçisi Mikhail Bogdanov, AB’nin Rusya Büyükelçisi Markus Ederer ile Suriye ve Libya konulu bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Orta Doğu ve Kuzey Afrika’daki son siyasi gelişmeler, Libya ve Suriye krizlerinin yanı sıra İsrail-Filistin çatışması üzerine konuştular. Taraflar, iki devlet ilkesine dayanarak İsrail ve Filistin arasındaki görüşmeleri kolaylaştırmak için Rusya ve AB’nin, özellikle Ortadoğu Dörtlüsü’ndeki çabalarını koordine etmenin önemini vurguladılar’. (‘Russian, EU envoys discuss Syrian, Libyan conflicts’, 07/05, TASS.)

Toplama bakıldığında, belli ki Suriye, İran’dan arındırılıyor Irak’ta azaltılıyor. Suriye’de ABD-Rusya işbirliği söz konusu, Irak’ta da, ABD-İran arasındaki çatışmanın seyrelerek ülkede ortak bir yerleşimin hazırlıkları izleniyor... Nasıl olur, komplikasyonlar izin verir mi ayrı konu...

Esad’ın geleceğinin ne olacağı esasen İdlib’ten beslenen bir süreç. Ankara’nın buradaki tutumu, Türkiye’nin gerçek gücünü-başta Rusya-süper güçlere gösterdi. Moskova bile o kadarını beklemiyordu. Bugün Esad’ın gidişi tartışılıyorsa, biraz da orada yapılan Türk hamleleri sayesindedir...

Dolayısıyla Suriye ve Irak’taki savaşta bir durgunluk var. Son haftalarda Irak’taki ABD birliklerine yönelik İran tahrikli saldırılarda duraklama izleniyor. Haziran ayında Bağdat’ta Pentagon ve Irak hükümeti arasında ABD’nin ülkedeki askeri varlığı ile ilgili görüşmeler yapılacak...

ABD Irak’ı terk edecek değil. Doğasına aykırı. Ama “üleşme” her zaman azalma demek. İsrail’in buna nasıl bakacağı da işte Suriye ile bağlantılı. Yakın zamanlı İsrail analizleri İran’ın buradaki varlığında daralma gördüklerini söylüyorlar. Bu durumda Rusya ayrı rol tutuyor. İran ve Suriye konularında ayrı görevleri var gibi.

Gelişmelerin Türkiye’nin güney sınırındaki üç ülke özelinde yeni sonuçlar beslediği açık. Hepsi bizi ilgilendiriyor ve müdahil olmamızı gerektiriyor. Bu da Türkiye’nin çoklu politikalar uygulamasını gerektiriyor. Bu sefer krizleri atlatmak için değil avantajları yükseltmek için. Karışık durum Türk elinin daha çok koz tutmasına yarıyor...

***

Türkiye-Rusya-İsrail-ABD... Şimdi tüm Ortadoğu’da, bu dört ülkenin ana eksen, ittifak anlamında değil ama karar verici, zaman zaman ortaklaşa zaman zaman zıtlaşarak ipleri elinde tuttuğu bir zaman dilimi yaşanıyor...

Esas beklenen ise ABD Başkanlık seçimleri. Asıl ondan sonra ittifaklar ve politikalar elle tutulur hale gelecek. Örneğin Rusya, Trump’ın kazanması halinde ikinci dönemi ABD ile yakınlaşarak yürütmek istiyor.

Kremlin için biraz İran demek biraz İsrail demek. Kritik alanlarda krizlerin sönümlenmesi demek. Suriye’de, Irak’ta, Libya’da nihayet Akdeniz’de paslaşmalar demek. Türkiye’nin bütün stratejik kalemlerin doğal oyuncusu, ittifaklar ortağı olduğu, “zorlaştırdığı maddelerin” çalışmadığı ama kolaylaştırdıklarının derhal çözüldüğü yeni çark dönüyor artık...

Normal şartlarda sonra ABD-Çin geliyor...

Zor konu o.

Ankara burada bir seçim yapacak!

Ama herkesin yaptığından farklı, sürprizli bir tercih...

‘Ortadoğu’nun gizli hazinesi’ böyle ortaya çıkacak!

Anormal şart ise Trump’ın kaybetmesi.. O halde dünyaca oturup senaryoları baştan yazıp baştan okuyacağız...

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.