
İnsan Ne ile Yaşar, altı küçük hikâyeden oluşan pek güzel bir Tolstoy kitabıdır. Ben bu kitapta yer alan üç hikâyeyi diğerlerinden daha ziyade beğenir ama kitabı eksik bulurum. Neden eksik bulduğum bu yazının konusudur. Ama önce sevdiklerimden bahsetmeli ve yazarın hakkını vermeliyim.
Kitaba da adını veren ‘İnsan Ne ile Yaşar’ başta olmak üzere ‘Üç soru’ ve ‘İnsana Ne Kadar Toprak Lazım’ hikayelerinde, yazarımız çetin sorulara hikmet libaslı cevaplar verir. Üslup şahanedir, bizim klasik kıssa anlatımımızı andırır, sarıp sarmalar okuru. Hakkı verilerek yapılan bir okuma insanı birkaç günlüğüne daha iyi bir insan yapar, hani o kadar. Biraz daha mütebessim, biraz daha zâhid, biraz daha rakîk bir insan olmanız için garanti süremiz üç günle sınırlıdır, sonrası size kalmış. Latife bir yana, filminin çıkmasını beklemeyip, lütfen en kısa zamanda okuyunuz.
Kitabı eksik buluşum, bir sorunun daha cevabını Tolstoy’dan duymak isteyişimdendir, ukalalığa verilmesin aman. O zamanda yaşasaydım derdim ki: Lev Nikolayeviç Abi, bize bir hikâye daha yazar mısın? Bir soruya daha senin vereceğin cevabı merak ediyoruz: De hele insanı en çok ne yorar?
Toprağı bol olasıca isteğimizi kâle alıp yazar mıydı bilmem ama bu sıra benim gündemim bu sorunun etrafında dolaşıp duruyor. Bakmayın bu sıra dediğime, kendimi bildim bileli meselelerimden birisi budur. Cevabı galiba biliyorum ama hakkını veremiyorum. İstanbul Türkçesi gibi; anlıyorum ama konuşamıyorum demiş ya adam, o hesap.
Sözü yormadan vereyim cevabı: İnsanı insan yorar en çok! Dinlenince geçen şey yorgunluk değildir. Taş taşısanız akşama kadar yahut direksiyon sallasanız sabaha dek, güzel bir yemek yahut iyi bir uyku dinlendirir sizi. E bunun neyine yorgunluk diyeceksiniz. Yorgunluk odur ki uyumakla, dinlenmekle, tatile gitmekle filan geçmesin. Kalsın öyle gönlünüzün derininde bir sızı gibi, zonklasın şakaklarınızda, durduk yere yaksın canınızı, kalbinizi kanatsın. Dinlenmek için uykuya kaçılan şeyin adı değildir yorgunluk; geceleri uykunuzu kaçıran gündüzleri ayakta uyutan şeyin adıdır.
İş yormaz insanı, işi bilmeyen insan yorar!
Laftan anlamaz, anladığını yapamaz, yaptığını eksik yapar ve yorar. Arkasını toplamaya çalışmaktan önünüze bakmaya fırsat bulamazsınız. Bir tek sözle cümle heyecanınızı ve şevkinizi yerle yeksân eder. Beş dakikada hallolacak iş beş güne yayılır. Sonucu görünce mutluluğunuz bütün yorgunluğunuz alacaktır ama o sonuca gitmenize destek oluyorum zannederek köstek olur. İşi bilmeyen insan yorar insanı.
Yol yormaz insanı, yol bilmeyen yoldaş yorar!
Kalbi seninle bir atan, hayata seninle bir yerden bakan, yanında hesapsız kitapsız kendin olabildiğin bir insanla yolculuk, dünya turu olsa koymaz insana. Aklına leblebi geldiği anda Çorum haritasını gözünün önünde canlandırabilen, Denizli’nin hakkını da bi çırpıda iade edip sana tebessümle bakan insanla gidilir en uzun yola, koymaz. Akını kara, yazını tura, aşkını yara zanneden insanla üç adım yürüsen yorulursun.
Dert yormaz insanı halden anlamayan insan yorar.
Dünya benim etrafımda dönüyor zanneder canına yandığım. Hatta evrenin orta yeri kendisidir. Herkes ve her şey onun içindir, ona hizmet için, onu mutlu etmek için vardır. Narkissos’um benim! Vermek yazmaz kitabında. Bir başkası için emek vermek, mutluluk vermek, zaman vermek, hissesinden pay vermek yazmaz. Almak için gelmiştir dünyaya. Bıçağı saplar sinene; kendi elinin acıyışına üzülür, bıçağın kan oluşuna üzülür, bir seni görmez. Haydi son nefesini verirken gördü diyelim, sen ‘elin acıdı mı kıyamam sana’ dercesine bakadur gözlerine, o ölümünle ona vicdan azabı çektireceğin için sana kızar, döner yine kendine üzülür.
Yaşamak yormaz insanı, kendisine anlamsızlık yaşatan insan yorar!
Devasa bir köşk gibidir senin hayatın. Tefrişi, tezyini kâmilen yapılmaya çalışılan ama yine de eksik gördüğün, daha iyisine, doğrusuna, güzeline hasret çektiğin âsûde bir köşk. Kendi kıytırık barakasını yeryüzünün en muhteşem sarayı zannedenin birisi çıkar gelir ve toslar sana. O barakadan seyreder hayatı, o barakadan ibaret bilir yaşamak dediğin şeyi, ufku o baraka kadardır ve kendisidir bütün derdi. Sen elinden tutup köşke almak istersin onu, o senin köşkünü seyre boyu yetmediği için sana evsiz muamelesi yapar, barakasına çeker seni, saçma sapan meselelerle küçültür küçültür en nihayet hiç eyler; kalbine dokunmaya kalbi yetmez, derdini dert etmeye aklı yetmez, ömrünü p.. eyler!
Diyeceğim o ki Tolstoy abi, insan insan olsa yormaz insanı!
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.