
Osmanlı gelseydi böyle olmazdı, dedi bir Zanzibarlı. Siz bizi kölelik düzeninden korurdunuz, dedi.
Hatırlanan tarihte böyle bir idraki başka kim oluşturabilmiştir ki?
Ve bundan sonra böyle bir idraki kim yeniden oluşturabilir ki?
Ben tam da Zanzibarlı kardeşimizin videosu Türkiye’nin gündemine düştüğünde Zanzibar’daydım.
Böyle olunca yazmak farz oldu.
Dikkat buyurunuz Zanzibarlı bir yargı cümlesi kuruyor.
“Gelseydi” derken “gelmediniz” diyor aslında. Vicdana susamışlıklarının hala geçmediğini de söylemiş oluyor böylece. Bize bir ödev yüklüyor.
Hasılı biz gittik. Zanzibar Üniversitesinde ders yaptık. Öğrencilerle hemhal olduk. Finansal çözümsüzlüklerine karşı kendi bildikleri yöntemlerin çözüm olduğunu anlattık. Altın gününe upato deniyor Swahili dilinde. Sınıfta Ömer isimli canavar bir oğlan vardı. Kurun tasarruf finansı dedik, tamam dedi. Tanzanya’yı da dolaştık.
Türkler var. Her yerde olduğu gibi. Türklerin ya ticareti büyük yahut vicdanı imkanlarının ötesinde. Her türlü büyük yani…
Ada yönetimi de Tanzanya yönetimi de Türkiye’ye yakın. Devlet başkanı ODTÜ’lü… Türkiye mezunu üst düzey devlet yetkilileri var.
Katar pozitif bir aktör olarak sahada. Emirlikler zihnindeki projeyle sahada. İtalyanlar turizmde pay sahibi. İtalyan turist de çok. Amerikalıların bir görünürlüğü yok. Hintliler var bir de ama kimse ne yaptıklarından emin değil.
Avrupalılar silindi silinecek. Ne itibarları var ne de varlıkları. Şimdiki kapasitesizliklerine bakınca insan o zamanlar Afrika üzerinde nasıl tahakküm kurduklarına şaşar kalmak istiyor.
Günahlarının bedelini ödeme zamanı hâlâ gelmedi belki ama yakın olduğu kesin.
Sahadaki güçlü aktörse Çin. Çinliler bilindik kurallarıyla oynuyor oyunu. Menfaat dengesini kendi lehlerine yontma eğilimindeler. Bindiği dalı kesene ne denirse... Türklerin ayağına basmıyorlar ama.
Çinliler hakikaten Türklerin ayağına basmıyor. Fakat kendi stratejileri gereği değil, Türklerin ayağına basmalarına kimse müsaade etmiyor buralarda da ondan.
Afrika’nın geneline yayılan senaryo…
Zanzibar’da en üst düzey temsilimiz Yunus Emre Enstitüsü eliyle gerçekleşiyor ama bihakkın gerçekleşiyor. Kapısından umutla giriyor öğrenciler.
Türkiye’nin umut ve vicdan demek olduğunu tekrar tekrar deneyimletiyor bize Enstitü’den içeri giren öğrenciler.
Hal ve şartlar böyleyken Osmanlı’nın yapamadığını Türkiye nasıl yapabilir diye düşündüm tabi.
Belki küresel yönetişimin elinden çıkıp artık herkes için genişlemiş olan dünya coğrafyasında enerjimizi çok parçalamamak lazımdır fikrine ulaştım. Türkiye faaliyet konusuna göre bölünmüş durumda. Maarif, TİKA, Yunus Emre gibi üçlü bir yapı kurulmuş. Acaba etkinlik adına bu kurumları tek çatı altında toplayan bir model olabilir diye düşündüm.
Üçlü yapı yanlış strateji değil ama çağ değişti. Diplomatik yönüyle tartışmıyorum meseleyi.
Stratejik bir gereklilik gibi okunabilir bu yaklaşım ama ben önerimi stratejinin de ötesinde konumlandırıyorum.
Vicdanın ve umudun kurumsallaşmasından bahsediyorum.
Gelmediniz sitemine karşı geldiğimizin gönüllerin en derininde hissedilmesi adına… Mesele hakikaten nerede olup olmadığımız değil, mesele ne için oralarda olduğumuz. Tartıdaki varlığımız değil, niyetimiz…
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.