Anayasa için tarihi fırsat kaçtı

01:4129/02/2016, Pazartesi
G: 13/09/2019, Cuma
Hüseyin Likoğlu

Meclis'te yeni Anayasa için kurulan komisyon üçüncü toplantısında
. Aslında komisyondan hiçbir beklentim yoktu. Böyle olacağını siyasi kulisleri azıcık takip eden herkes tahmin ediyordu. AK Parti'ye yeni bir Anayasa yaptırmamaya yeminli böyle bir muhalefet varken, komisyondan bir beklenti içinde olmak çok fazla iyimserlik olurdu. Peki, buna rağmen kaçan tarihi fırsat neydi.


CHP masadan niye kalktı? AK Parti'nin başkanlık teklifini tartışmak istemediği için. Bir de komisyonun adı üzerinde uzlaşılamadığı için. CHP'nin Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan, komisyonun adı “Türkiye'yi Darbe Hukukundan Arındırma Komisyonu” olsun demiş. Bundan daha güzel bir teklif, daha mükemmel bir öneri olur mu! AK Parti bu teklife gözü kapalı evet demeliydi.



Türkiye'yi darbe hukukundan arındırmak demek, 27 Mayıs'tan hesap sormak demektir. Türkiye'yi darbe hukukundan arındırmak demek, askeri vesayeti tesis eden 1961 darbe anayasasından kurtulmak demektir. Türkiye'yi darbe hukukundan arındırmak demek, Türkiye Cumhuriyeti kuruluş felsefesine dönmek demektir. Türkiye'yi darbe hukukundan arındırmak demek, Adnan Menderes ve arkadaşlarını en güzel yadetmek demektir. Bu teklife hayır denir mi?



Meclis Başkanı İsmail Kahraman siyasi parti liderlerine yeni bir mektup yazarak, komisyonun yeniden toplanması çağrısında bulundu. AK Parti, bunu fırsata dönüştürüp CHP'nin teklifini kabul ettiğini hemen beyan etmeli ve masa yeniden kurulduğunda bir tek şey yapmalı; 1960 darbesinin anayasasını CHP'nin önüne koymalı.



27 Mayıs darbecileri, silah zoruyla Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ilk sivil anayasası olan 1924 Anayasa'sını rafa kaldırdı. Darbeciler, silahların gölgesinde milletin iradesini yok sayan yeni bir anayasa yaparak, darbe hukukunu hayatımıza hakim kıldılar. CHP, Türkiye'yi darbe hukukundan arındırmada samimi ise işe darbelerin anası ve darbecilerin anayasası 1961 Anayasa'sının ilgasına 'evet' der, böylece bütün tartışmalara son verilmiş olur.



Bugün Türkiye'nin yaşadığı ve tartıştığı sistem sorununun temelinde 1961 Anayasası yatıyor. Darbeciler sandıkta yenemedikleri Demokrat Parti ve Adnan Menderes'i silah zoruyla indirdiler. Akabinde de milletin iradesinin hiçbir zaman tam tecelli etmeyeceği bir sistem kurdular. Emekli generallerin doğal milletvekili ya da senatör olduğu ikinci bir meclis/senato kurdular. Bu senatoya seçimsiz Cumhurbaşkanı atama yapıyordu. Cumhurbaşkanlığı sistemi değiştirildi, görev süresi 7 yıla çıkarıldı.

“Bir tarafta devletin iktidarını temsil eden Cumhurbaşkanlığı, diğer yandan milletin iktidarını temsil eden seçilmiş hükümet”

sistemi getirildi. Bu sistem Turgut Özal'ın Cumhurbaşkanlığı döneminde kesintiye uğrasa da 2007'ye kadar devam etti.



Abdullah Gül, her ne kadar Meclis tarafından seçilmiş bir Cumhurbaşkanı olsa da 22 Temmuz 2007 seçimi bir bakıma halkın Cumhurbaşkanı seçtiği ilk seçimdir. 10 Ağustos 2014'te ise 27 Mayısçıların sisteminin miadını doldurduğu tarih oldu. Artık hükümeti de Cumhurbaşkanını da halk seçiyordu. Darbecilerin çift başlı iktidar sistemi çöktü, yeniden milletin iktidarı dönemi başladı.



Dolayısıyla CHP'nin “Türkiye'yi darbe hukukundan arındırma” teklifi çok önemlidir. Eğer Türkiye'yi darbe hukukundan arındırmak için 1960 darbesi ile başlarsak, başkanlık sistemi dahil bütün tartışmaları geride bırakırız. 1961 Anayasası ilga olursa otomatik olarak tartışmaya 1924 Anayasası üzerinden başlayacağız. 1924 Anayasası'nın 7. maddesinde hükümet modeli şöyle tanımlanıyor: “Meclis, icra salâhiyetini, kendi tarafından müntahap Reisicumhur ve onun tâyin edeceği bir İcra Vekilleri Heyeti marifetiyle istimal eder. Meclis, Hükümeti her vakit murakabe ve iskat edebilir”. Yani partili Cumhurbaşkanlığı.



Eğer CHP, Türkiye'yi darbe hukukundan arındırma teklifini 1960 darbesiyle başlatacaksa bu kaçırılmaz bir fırsattır ve derhal kabul edilmelidir.



Yalnız şöyle bir sorun var: CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Anayasa'nın başlangıç bölümü ve ilk dört maddesini kırmızı çizgi ilan etti. Komisyonun adını “Türkiye'yi darbe hukukundan arındırma” olarak koymak isteyenler, genel başkanlarına bir şeyi izah etmeli. Sayın Kılıçdaroğlu'nun kırmızı çizgi ilan ettiği “Başlangıç bölümü, 2. ve 4. madde” bizzat darbe hukukunun parçasıdır.



Sahi CHP 1960'ı bir darbe olarak görüyor. Yoksa darbe deyince CHP'nin aklına sadece 12 Eylül mü geliyor.


#chp
#anayasa
#politika