Faizcileri boş verin biz bize yeteriz

04:0015/02/2026, Pazar
G: 15/02/2026, Pazar
Yusuf Dinç

Nedir bu tefecilere teslimiyet? Neden faizciler ve faizcilik karşısında acizmiş gibi davranıyoruz? Ekonominin merkezine kendilerini yerleştirdiler diye bunun doğru olduğunu mu varsayacağız? Bir menfaat çevresi kurdular diye hakikati mi örteceğiz? Biz de pay kaparız diye kaypaklık mı yapacağız? Epstein patladı ya faizcilerin de sonu yakın. İkisi de “yanlış” üzerine kurulu menfaat koalisyonu o kadar. Hem boş verin faizcileri, biz daha ölmedik. Boş verelim de ne yapalım, diye soranlar beri gelsin.

Nedir bu tefecilere teslimiyet? Neden faizciler ve faizcilik karşısında acizmiş gibi davranıyoruz? Ekonominin merkezine kendilerini yerleştirdiler diye bunun doğru olduğunu mu varsayacağız? Bir menfaat çevresi kurdular diye hakikati mi örteceğiz? Biz de pay kaparız diye kaypaklık mı yapacağız?

Epstein patladı ya faizcilerin de sonu yakın. İkisi de “yanlış” üzerine kurulu menfaat koalisyonu o kadar. Hem boş verin faizcileri, biz daha ölmedik.

Boş verelim de ne yapalım, diye soranlar beri gelsin. Biz bize yeter miyiz, bir bakalım.

Size birtakım veriler, bazı rakamlar vereceğim. Faizcileri kendi köşesine sindirecek doğru bir zihin için yeter de artar bile…

Katılım finansın bankacılık segmentinde pazar payı toplanan fonlar bakımından %10,5 civarıdır. Aralık itibariyle bu rakamın karşılığı 2,85 trilyon lira civarıdır. Bu kaynak tek başına 100’den fazla ülkeden büyüktür. Tunus, Ürdün, Paraguay, Bolivya, Libya, Estonya, Litvanya, Gürcistan vesaire vesaire…

İşte bu kaynak ki daha fazlası da vardı, uzun zamandır samimi bir İslami finans deneyimi bekliyor. Ve sahici yatırımlar da bu kaynağı bekliyor. Yahu bırakın bu kaynağın hepsini, %10’u bile kafidir. Dikkat buyurun çoğunluğu faizsiz olan BES planlarını saymıyorum, faizsiz portföyler falan derken katılım finans sistemi içindeki tonlarca başka parayı saymıyorum bile.

Bahsettiğim miktardaki kaynakla İslami finansın yapabileceklerini Türkiye’deki faizli bankalar ellerindeki 24 trilyonluk mevduatla dahi yap(a)maz. Çünkü faizciler sermayeyi ekonomik işlevini gerçekleştirmek için değil, rehin olarak alır. Bu öyle bir rehinedir ki tüm ekonomi teminata dönüşür, dizi üstüne çöker. Maksat zaten belirlenmiş olan küresel hiyerarşinin ve lokal statülerin korunmasıdır.

Yapılacak bir tek iş var; bu kaynağa hükmedenlerin zihinsel dönüşümünü sağlamak. Faizcilere kiraladıkları akıllarını kurtarmak.

Doğrunun ne olduğunu göstermek adına bir örnek vermek isterim. Yalnız bu bir kredi hikâyesi değildir, altını baştan çizeyim. Anlatayım ki belki birileri girer TÜBİTAK veritabanında başarı potansiyeli yüksek yüzlerce iş beklediğini görür.

Bir katılım bankamız beyin şantı üretmeyi planlayan sağlık sektöründen bir Ar-ge şirketine ortak olmuş. Bu şirket aldığı yatırımla seri üretim tesisini kurmuş. Tüm dünyada beyin şantı üreten beşinci firma olmuş. Diğer dört firma küresel devler. Üstelik enfeksiyon korumalı şant üreten iki firmadan birisi durumuna gelmiş. Bir de sentetik şantı geçmiş organik şant üretmiş. Hem daha yetenekli hem daha verimli hem de maliyet etkin. Firma bugün elliden fazla ülkeye ihracat yapıyormuş. Daha yeni Çin’e milyonlarca dolarlık ihracat için anlaşma yapmış.

İşte katılım finanstan beklediğimiz hikâyeler bunlar. Anlatacak hikâyeler de bunlar. İsterse yüz bin işlem yapılsın bir tane ortaklık yahut paydaşlık denklemi kurulmamışsa ne kıymeti ki? Kaynak mobilizasyonundan bahsetmiyorum çünkü. Bir medeniyet projesinden bahsediyorum. Ha şifahane kurmuşsunuz ha şu projeye can suyu olmuşsunuz…

Hele şu işlemler bir olsun bakalım medeniyetimizin finansının payı yüzde on mu olur, elli mi… Türk ekonomisi on yedinci mi olur, on beşinci mi…

Payı büyütmek hikâyeyi büyütmekle olur. Ekonomiyi büyütmek üretmekle olur.

Fakat sanki inadına bu gerçeği bir tarafa bırakıp amacı belirsiz sektör içi operasyonlara odaklanıyoruz.

Birleştirmeyle, bölmeyle, çarpmayla değil; işin hakkını vermekle, hakikatini göstermekle vardırabiliriz katılım finansı menzile.


#Ekonomi
#faiz
#Yusuf Dinç