Bir yıl sonra ikinci İbrahim de gitti...

İhsan Süreyya Sırma
00:00, 08/01/2011, Cumartesi
Yeni Şafak
Bir yıl sonra ikinci İbrahim de gitti...
Bir yıl sonra ikinci İbrahim de gitti...

Bundan bir sene önce İbrahim Canan Hoca'nın vefatını öğrenmiştim. Bir yıl sonra bu kez uzun bir süre kendisiyle mesai arkadaşlığı yapmış olduğum İbrahim Düzen Hoca'nın vefatını haber aldım. Bir dostumu daha kaybettim.

Bundan bir sene önceydi. Viyana'da, İbrahim Canan Hoca'nın vefatını öğrenmiş, fakat uzaklarda olduğum için cenazesine katılamamıştım. Geçtiğimiz Cumartesi de, yani 2011 yılının ilk gününde de, uzun bir süre kendisiyle mesai arkadaşlığı yapmış olduğum Prof. Dr. İbrahim Düzen Hoca'nın vefatını haber verdi Veysel. Yani biricik oğlu Dr. Veysel Düzen. Kader ona bu kadar vade yazmıştı.

1942 yılında, Molla Halil Gönenç Hocamızın köyü olan Mardin/Midyat'ın Derizbina, yeni adıyla Acurlu olan köyünde doğmuş, köydeki medrese eğitiminden sonra, İmam Hatip ve Yüksek İslâm Enstitüsünü bitirmişti.

1960'lı yılların sonunda, Paris'te doktora öğrencisi olduğum sıralarda tanıdım İbrahim Hoca'yı. İkimiz de yaz tatillerinde, İstanbul kütüphanelerinde araştırma yaparken tanışmıştık. Bütün müminleri “azîz” gördüğünden, hemen herkese “azizim” diye hitap eden İbrahim, öyle kibar, öyle inceydi ki, hiç kimseye sinirlendiği vaki değildi. O da her insan gibi bazı olaylara sinirleniyor, fakat öfkesini içine atarak, sabretmeyi yeğliyordu. Medreseden almış olduğu köklü eğitimden dolayı Arapça ve Farsçayı çok mükemmel bilir ve araştırmalarında kullanırdı. Nitekim görüşleri üzerinde doktora yaptığı Aziz Nesefî'nin, o çetrefilli kelamî ve felsefî tabirlerini kolaylıkla çözerdi.

ERZURUM'DA BULUŞUYORUZ

Ben Paris'te, o da İstanbul'da doktoralarımızı tamamladıktan sonra, kader bizi 1973 yılı sonbaharında, Erzurum Yüksek İslâm Enstitüsü'nde bir araya getirdi. Artık bütün günlerimiz bir arada geçiyordu. Bir sene sonra da, Atatürk Üniversitesi'ne bağlı olan İslâmî İlimler Fakültesi'ne asistan olarak girdik. Rahmetli İbrahim Düzen Bey Farsça dersine, ben de İslâm Tarihi derslerine giriyordum. Bu minval üzere seneler geçti. Bir taraftan derslere giriyor, diğer taraftan da alanımızda makaleler yazıyor veya tercümeler yaparken, aynı zamanda da doçentlik tezlerimizi hazırlıyorduk. Rahmetli İbrahim, Müslümanların siyaset tarihinde çok önemli bir yeri olan, Muhammed b. Gazi el-Malatyavi'nin “Ravzatü'-Ukûl” adlı eserini tahkik ve şerhini yaptı. Biraz da tarihi ilgilendirdiğinden, bu eserin mutlaka basılması hususunda İbrahim'e ısrar ederdim. Nitekim ben Viyana'ya gittikten sonra doçentlik tezi olan bu eseri Türk Tarih Kurumu'na vermiş, fakat maalesef oradan olumlu bir cevap alamamıştı. Son görüşmemizde, bu konuda Tarih Kurumuna çok kırgın olduğunu gördüğümden, ona,“İbrahim, ben birçok Malatyalı tanırım. Sen bu kitabı gözden geçir, ben onlara bastırtırım” demiştim. O da olur demişti. Fakat ne yazık ki buna fırsat bulamadan hayata veda etti. Umarım ki onun çalışkan çocukları bu konuya eğilir ve babalarının basılmamış eserlerini bastırarak insanların istifadesine sunarlar…

1980 yılı yazında, rahmetli Ali Şeriati'nin bir kitabını müştereken tercüme etmeye karar verdik ve hemen işe başladık. Aynı senenin Eylül ayında kitabın yarısını tercüme etmiştik ki, o meşum 12 Eylül askeri darbesi oldu. Rahmetli İbrahim çok müdebbir bir insan olduğundan, bana, “İhsancığım, bu askerlerin ne yapacakları belli olmaz.

TERCÜMEMİZ YARIM KALDI

Görmüyor musun her gün bir yerleri basıyor, aramalar yapıyor, hatta üniversitenin idarelerine bile karışıyorlar. Bunlar İran'ı sevmedikleri gibi, hiç tanımadıkları Ali Şeriati'yi de sırf İranlıdır diye sevmezler. Gel bu tercümeye biraz ara verelim. Kasırga geçtikten sonra devam ederiz” dedi. Ben de rahmetliyi biraz tedirgin gördüğümden, “peki” dedim ve kasırganın geçmesini bekledik. Ama ne yazık ki kasırga hafifleyeceğine her gün şiddetini daha da artırarak devam etti. Böylece bizim tercümemiz de yarıda kalmış oldu… Kim bilir o uğursuz 12 Eylül hareketi ne ilmi çalışmalara darbe vurdu. İş bununla da kalmadı, birçok körpe cana da kıydılar.

Her ikimiz de profesör olunca, Erzurum'dan ayrılma günü geldi. İbrahim Şanlıurfa'ya, bendeniz de Sakarya'ya naklen gittik. Benim Sakarya serüvenim pek iyi geçmedi maalesef. “Güzel bir hizmet yaparım” diye Erzurum'dan ayrıldığıma bin pişman oldum. Kendime dost ve ağabey saydıklarım, bana zehir ettiler Sakarya'yı… Rahmetli İbrahim ise Şanlıurfa'da rahat ettiği gibi oradaki İlâhiyat Fakültesine dekan da oldu ve emekli oluncaya kadar bu görevini sürdürdü.

GAZİANTEP'E YERLEŞİYOR

Rahmetli İbrahim Düzen kardeşim emekli olunca İstanbul'a geldi. Evimize misafir olduğunda, “Azizim İhsan Bey, inşaallah ben de İstanbul'a yerleşeyim de ömrümüzün sonunda müştereken bir iki çalışma yapalım” demişti. Ben de kendisine, bu habere çok sevindiğimi, ama evini Avrupa yakasında almasını, çünkü bizim için önemli olan semtin Cağaloğlu olduğunu söylemiştim.

Böylece evini toparlamak için Şanlıurfa'ya gitti. Fakat birkaç ay sonra telefonla görüştüğümüzde Gaziantep'e yerleştiğini söyledi.

İbrahim Gaziantep'e yerleştikten sonra da zaman zaman telefonla görüşüyorduk. Ve 2011 yılının ilk gününün sabahında oğlu Veysel arayıp bana acı haberi verdi. İbrahim Dâr-ı Bekâ'ya göçmüştü…

NUR İÇİNDE YAT İBRAHİM

Hasta olmama rağmen dayanamadım ve İbrahim'i son yolculuğuna uğurlamak için Gaziantep'e gittim. Gaziantep'in tek ve büyük mezarlığının yanındaki camide İbrahim'in cenaze namazını kılınca, ölümün bize ne kadar yakın olduğunu, fakat buna rağmen ne derecede gafil olduğumuzu bir daha hissettim. Onu mezara koyup üzerine toprağı atınca, o anlatılamaz duyguyla gidip geliyordu ellerim. Sevdiklerimin üzerine taş-toprak atıyor, üstelik üzerlerindeki bu taş-toprağı düzeltmeye çalışıyordum. Aynı duyguyu, başta rahmetli babam olduğu halde, Dâr-ı Bekâ'ya intikal etmiş olan bütün sevdiklerimi toprağa teslim edip o “meçhul âlem”e gönderince de hissetmişimdir. “Asude bahar ülkesi”ne gidenlerin üzerlerine toprak mı atılır, güller mi serpilir, ayetler mi üflenir Dostlar? Bana söylesenize! Neden sevdiklerimin üzerine toprak doldururken, üzerime düşen bir görevi yerine getirdiğimi hissediyorum?

Nur içinde yat İbrahim…

Gaziantep hava alanında, İstanbul'a uçmak için beklerken, ona rahmet okuyor, eşi Fatma Hanım'a, çocukları Suzan, Elif ve Veysel'e ve diğer bütün akraba ve dostlarına başsağlığı diliyorum.

İnnâ lillâh ve inna ileyhi raci'ûn…

* Prof. Dr.; İslam Tarihi Araştırmacısı

Başlıklar :
Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026