Reklam
Son Köşe Yazıları

Fransa sokaklarında yanan, yalnızca binalar değil; Batı uygarlığının anlam ve değer üretme kabiliyetidir!
Liselilerin gösterileriyle başlayan olaylar, 2018’den bu yana ilk defa Sarı Yeleklilerin de gösterilere katılmasıyla yeni bir boyut kazandı… Bütün şehirler ayağa kalktı… Fransa, cayır cayır yanıyor… Paris’in mağazaları yağmalanıyor… Büyük ölçüde şiddet yüklü çatışmalara dönüşen gösterilerin büyümesinden ve bütün Avrupa ülkelerine yayılmasından korkuluyor. Fransa, yeniden kendi ürettiği şiddetin içinde boğuldu. Öğrenci hareketinden doğan, hayat pahalılığı ve çöken kamu hizmetlerini protestoya dönüşen
19 Ekim 2026

Türk birliği mi, İslam birliği mi?
Osmanlı Cihan Devleti dağılmanın eşiğine gelince bir savunma stratejisi, bir çıkış yolu olarak “Osmanlıcılık mı, Türk birliği mi yoksa İslam birliği mi” tartışmaları başladı. “Osmanlıcılıktan” pek bir eser kalmadı diyebiliriz ama Türk birliği ve İslam birliği tartışmaları 150 yıl sonra bile sıcaklığını koruyor. Rusya, 1850’den itibaren Türkistan ve Kafkasya’daki Türk topraklarını işgale başladı. Buralardan Osmanlı’ya sığınan münevverlerin etkisiyle, Balkan bozgununun yol açtığı karamsarlık, ümitsizlik
19 Ekim 2026

Zihin dünyâmızdaki bâzı salınımlar üzerine
Sosyal ve siyâsî teoriler, modernleşme modelleri üzerinde yapılan zengin bir müktesebâtı hâizdir. Bunlar üniversitelerde , alâkalı şubelerde okutulur. Merkez dünyâ mevzubahis edildiğinde, iki model sıkılıkla işâret edilir. Bunlardan ilki Anglosakson model, yek diğeri ise Alman modelidir. Doğrusu ben buna bir de Fransız modelini dâhil ederim. Bu modeller , modern dünyâdaki inşâ ve çözülme süreçlerini idrak etmekte fevkalâde faydalıdır. Şimdi bunlara bir bakalım.Anglosakson model, sosyal dinamiklerin
19 Ekim 2026

Kıyamete kaç var?
Kendi hayatlarının içinde hiç var olamadıklarının farkında bile olmayan insanlar, kendilerini yok edecek en saçma ihtimallerden bile ölesiye korkuyor. Kıyamet senaryolarından çekilen filmlerin hemen hepsinde insanoğlu yakayı bir şekilde kurtarıyor. Bunun en önemli sebebi o hikayelerin devam filmlerinin çekilme ihtimalidir. “Kıyamet iyi insanların üstüne kopmaz” diyerek kendilerini temize çıkaranlar muhtemel ki ceplerinden birinde açık tarihli iyi hal kağıdı taşıyorlar. Soren Kierkegaard, ‘Kahkaha
19 Ekim 2026

Düşüncenin İslam’la ilişkisinden ne anlamalıyız? (2)
Önceki yazıda düşüncenin İslam’la ilişkisini tahlil etmek için serdedilmesi gereken mukaddimelere başlamış ve ikisini arz etmiştik. Bu mukaddimelerin üçüncüsü: İslam dönemini önceki ve sonraki geleneklere bağlayan köprü işlevinin sadece felsefî, aklî yahut hakîkî bilimlere mahsus olmadığıdır. Dikkatsiz bir okur şerî bilimlerin bu hususiyetini gözden kaçırabilir. Zira felsefî bilimlerden farklı olarak şerî bilimlerin kuruluş süreci İslam medeniyeti içinde tamamlanmıştır. Dolayısıyla ulaşabildiğimiz
19 Ekim 2026

Gönül Dağı’ndan Türk cevherine: Bir dilin metafizikle imtihanı
Türkiye Günlüğü dergisinin “Türk Düşüncesi Nerede?” dosyasında Yalçın Koç’un söyleşisinde sıkça karşılaştığımız “Anadolu Mayası”, “Türk cevheri”, “gönülde açılma” gibi kavramlar ilk bakışta oldukça etkileyici. Bir Türk olarak insanın içini hoş ediyor. Ancak bu kavramların tam olarak neyi açıkladığını sormaya başladığınızda işler karışıyor. Mesela Anadolu Mayası nedir? Bir coğrafyanın tarihsel kültürel birikimi mi? Farklı halkların birbirleriyle etkileşimi mi? Yoksa bütün bu tarihsel gerçekliklerin
19 Ekim 2026

Zeytin ağacı: Direnişin sembolü
Ekim ayı içerisinde Gazze’nin ve bir bütün olarak Filistin’in yaşadığı dramatik serüvenin bilançosuna dair epeyce şey söylendi. Aksa Tufanı’nın bölge siyaseti açısından ne anlam ifade ettiğinden tutun da yaklaşık üç senede İsrail’in Gazze’deki soykırımının yarattığı tahribatın bütün ayrıntılarına kadar değinildi. Katledilen gazeteciler, Hamas gerekçe gösterilerek bombalanan hastanelerde şehit olan doktorlar, her şeye rağmen üniversiteleri ayakta tutmaya çalışırken canlarını feda eden akademisyenler.
19 Ekim 2026

İslamcı bir Ağabey’in vefatı
İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn. 1992’nin ekim ya da kasım ayı idi. Daha Bosna Dayanışma Grubu’nun teşekkül etmediği bir zamanda İstanbul’dan Bosna’yla ilgili bir panele davet edildim. Paneli düzenleyenler tanıdığım insanlardı ama aradan geçen zamanda o arkadaşları tek tek hatırlayamıyorum. Panele davet edilenler arasında Cevat Özkaya Ağabey de vardı. Onunla ilk defa orada tanıştım. Pınar Yayınları’nın kitaplarını okuduğumuz için adını biliyorduk. Çevresinde saygı uyandıran bir insandı. Panelde
19 Ekim 2026

2027 yılı bütçesinin kodları
2027 yılı bütçesinde, enflasyonun yüzde 21’e düşürülmesi ve ekonomik büyümenin yüzde 4,2 seviyesinde gerçekleşmesi hedeflenirken, para ve maliye politikalarının eş güdüm içinde yürütülmesi beklenmektedir. Peki 2027 yılında bütçe gelirleri ve giderleri ne kadar olacak? Kamu harcamaları hangi alanlara yapılacak ve bütçe gelirlerinin kaynakları neler olacak? BÜTÇE GELİR VE GİDERLERİ Bütçenin genel büyüklüklerine baktığımızda, 27,3 trilyon TL seviyesinde öngörülen bütçe giderlerine karşılık, 23,4 trilyon
19 Ekim 2026

İşçi ve memurlar arasındaki 51 kat fazla çalışma ücretine çözüm üretilmeli
Bu yazımızda 2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ve Bağlı Cetveller ile Toplu Sözleşme hükümlerinde yer alan hükümler çerçevesinde 2027 yılında ödenecek fazla çalışma ücreti, fazla çalışma ücreti ödenecek personel, yapılan ödeme tutarları ve işçilerin alacakları fazla çalışma ücretinin kıyasını yapmaya çalışacağız. SAAT BAŞI FAZLA ÇALIŞMA ÜCRETI KIMLERE ÖDENIR, TUTARI NE KADAR OLACAK? Yeni kanun teklifi ile 657 sayılı Kanun’un 178’inci maddesi uyarınca fazla çalışma karşılığında saat
19 Ekim 2026

Gazze direnişi, modern zihnin ve dünyanın kurucusu Kant’ın buyruğu’na nasıl diz çöktürdü?
Batılıların dünyaya hâkim olmaya, hükmetmeye, çeki düzen vermeye, sömürmeye başladıkları modern saldırıdan Müslümanlar da doğrudan etkilendi. Batı saldırısından sonra hiçbir medeniyet kendi olarak ve kendi kalarak varlığını sürdüremedi. Çin, Hint ve Japonya bile teslim bayrağı çekti, binlerce yıllık medeniyet birikimlerini ellerinin tersleriyle iterek kapitalizmin iflah olmaz kölelerine dönüştüler. Aslında bu onların intiharı anlamına geliyordu. Bunu henüz göremediler bile. Öylesine ayartıcı bir
18 Ekim 2026

AK Parti seçmeni olana razı olmadı fakat partisini terk etmedi
GENAR Türkiye Raporu-Ekim 2026 AK Parti: %33,7 Yeni Parti: %23,3 DEM Parti: %9,5 CHP: %7,5 MHP: %7,2 İYİ Parti: %6,5 Yeniden Refah Partisi: %2,9 Zafer Partisi: %2,8 Anahtar Parti: %2,6 TİP: %1,4 Saadet Partisi: %0,8 BBP: %0,6 Diğer: %1,2 Fon krizinden sonra kamuoyunun merak ettiği en önemli soru, fon krizinin siyaseti ne kadar etkileyeceği meselesi oldu. Bu bağlamda, ilk günlerdeki siyasi hasarın daha yüksek olduğu kanaatindeyim. Eylül sayısında AK Parti’nin oyları %36 bandındaydı. Bugün ise %33
18 Ekim 2026

“Kimsin sen? Şüphesiz sen sen değilsin”
Bir güzel şöyle söyledi: Nasipsizliği sordular meczuba, “vaktin sahibine mülkünde vakit ayırmamaktır” diye cevap verdi. Mülkün O’na ait olduğunu iliklerinde hissedinceye, varlığının O’nun mülkü olduğunu anlayıp O’nda kayboluncaya kadar devam. Bir başka güzel şöyle söylemişti: Kim yürürse kazanır, kim kazanırsa yürümeye devam eder. Bunu yazdırıp odamın duvarına asmak istiyorum. “Men seleke meleke ve men meleke seleke.” Yürüyen kimdir ve kazanç nedir? Eh zaten bunu öğrenmeye geldik dünyaya. “Sanman
18 Ekim 2026

Botokslu Cenaze Kime Ait (27) Boynu bükük kadın çantasını fotoğraflarken...
Bir gören olacak. Görmesiyle ben rezil kepaze… Ne derler? Hoca’nın yanında bir yeni yetme. Çeri çöpü fotoğraflayan bir sünepe. “Sapık var!” diye bağıran olsa. Hani kim demezler, yapışırlar yakamıza. Niye sapık mı desinler? Çöp tenekesinin kenarına bırakılmış bir kadın çantasını bu kadar şevk ile fotoğraflayana ne denir! Atakan kendini Nihat Odabaşı sanıyor zahir. Fotoğrafladığı bir kadın çantası değil de sanki dünya çapında bir model. TÖVBE! Erkeklerin kadın çantası merakına dünya kupası zamanında
18 Ekim 2026

Kimlerin ortalamasıyız?
Bu yazıyı henüz karalarken bir tevafuk yaşadım. Çok kıymet verdiğim bir ağabeyim, ilmî ve insanî çalışmalar için kurduğumuz WhatsApp grubuna şu satırları bıraktı: “Bazı insanlar, ruh aynası gibidir. Onlara baktığınızda kusurunuzu görüp kendinize çekidüzen verirsiniz.” “Abi, pazar yazımın konusunu sen nereden biliyorsun?” diye takıldım. Amerikalı motivasyon konuşmacısı Jim Rohn’a atfedilen meşhur bir söz var: “İnsan, en çok vakit geçirdiği beş kişinin ortalamasıdır.” Kişisel gelişim sloganı deyip
18 Ekim 2026

“Ticaretin kalbinden”
“Eski hâl muhal, ya yeni hâl veya izmihlâl”, meşhur bir sözdür. Ne demek açıklayalım; Eski hâl muhal: Yani geçmişe dönmek imkânsızdır. Ya yeni hâl: Zamanın gereklerine, çağa, ilme ve şartlara uygun yeni bir düzen, veya sentez oluşturmak zorundasınız. Veya izmihlâl: Bunları yapamazsanız yok olmak, mahvolmak ve silinip gitmek kaçınılmazdır. Peki yeni hâl nasıl olacak ya da nasıl olması gerekir veya eskiyi aratmadan yeni hal nasıl olmalı? Bu soruların cevaplarını, İstanbul Ticaret Odası (İTO) Meclis
18 Ekim 2026

Paradan imzaları mı kaldırmalı, ortadan cenazeyi mi?
Paranın üzerinde para basma yetkisini kullanan otoritenin temsilcilerinin imzası bulunur. Bugün kullandığımız para biçiminin ilk günlerinden kalma bir alışkanlıktır. Dünyadaki bu uygulama bizde de bugün sürdürülüyor. Sürdürülüyor amma… Kahır mı, itibar mı, karıştı gitti. El alem araba uçuruyor… Evet, el alem araba uçuruyor. Amma bizde paranın nasıl uçurulduğunu bilseler bırakırlar bu işleri. Kapasitemiz yetmez bu adamlar varken deyip… Fraud tarihine geçecek yepyeni yöntemler buldular. Belki de bizim
18 Ekim 2026

Amerika’da kasım seçimleri yaklaşırken…
Cumhuriyetçiler’in 3 Kasım’daki ara seçimlerde Amerikan Kongresi’nin her iki kanadını da kaybetme ihtimalleri her zamankinden daha güçlü görünüyor. ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattıkları savaşın Amerikalıların gündelik yaşam maliyetlerini arttıran ekonomik sonuçları hâlâ giderilebilmiş değil. Demokratlar’ın elini güçlendiren en önemli koz da bu. Diğer yandan morali bozuk Cumhuriyetçi seçmenlerin sandığa gitmeyebileceklerine dair işaretler de var. Cumhuriyetçiler’in kalesi Teksas’ta 1988’den
18 Ekim 2026

Tanpınar’ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü’ndeki bürokrasi hicvinden hissemize düşenler
Romanları, hikayeleri, siyasetnameleri farklı bir bakış açısıyla okuduğunuzda günümüzle bire bir uyduğunu görebilirsiniz. Nihayetinde hayat ve hayat kalıpları ne kadar değişirse değişsin insan unsuru pek değişmemektedir. Insanın arzuları, hırsları, sevinçleri ve üzüntüleri üç aşağı beş yukarı aynıdır. Bu yazımızda Ahmet Hamdi Tanpınar’ın yıllar önce kaleme aldığı Saatleri Ayarlama Enstitüsü adlı kitabını incelemeye çalışacağız. Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nde geçen olayların hatırlattıkları Saatleri
18 Ekim 2026

Bir Peyâmi Safa müdâfaanâmesi
Bir kitabı hem zevk alarak, hem de üzüntü duyarak okumak mümkün müdür diye sorulacak olursa, ben hemen mümkündür diye cevap veririm. Büyük zatların ölümlerinden sonra hazırlanan kitapları ve bunlardaki yazıları okurken insan bu iki zıt duyguyu birden yaşar. Bu minval üzere, kaleme alınan kitaplardan birini de Yücel Hacaloğlu’nun, “Sevenlerinin Kalemiyle Peyami Safa” isimli eseri teşkil ediyor. 1962 yılında Toprak Yayınları arasında çıkan 80 sayfalık bu kitapçıkta Peyâmi Safa’nın ölümüyle ilgili
18 Ekim 2026






























































































































































