Yazarlar Eşcinsellik emperyalizmine karşı yürüyüş nereye varacak?

Eşcinsellik emperyalizmine karşı yürüyüş nereye varacak?

Ersin Çelik
Ersin Çelik Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Yeni Şafak · ERSİN ÇELİK - Eşcinsellik emperyalizmine karşı yürüyüş nereye varacak?

Önceki yazıyı “yürüdük bitti. LGBT dayatmasına karşı yeni bir başlangıç yapmalıyız” şeklinde bitirmiştim. Üç gündür çeşitli çevrelerle, hocalarla görüşüyorum. Ülkemizde bu meseleye kafa yoran, kendi çevrelerinde çok kıymetli çalışmalar yapan ve toplumun üzerindeki kuşatmayı kaldıracak öneriler geliştiren çok sayıda oluşumdan artık haberdarım. Hatta birçoğu işbirliği yapmaya başladılar da.

Saraçhane’deki yürüyüşe gelen 30 bin, gelemeyen ancak gözü, gönlü orada olan milyonların “Bir şeyler yapılsın artık. Bizim derdimiz çoluğumuz, çocuğumuz” serzenişleri sorumluluk sahibi, derdi olan ve ehil insanları da harekete geçirdi. Yakında başta toplum olmak üzere siyaset kurumlarına, akademi camiasına, iş dünyasına, medyaya ve sivil toplum örgütlerine yön verecek kurumsal bir yapının inşa edileceğini aktarmış olayım.

***

Bu arada bir hususa değinme ve açıklama getirmem gerekiyor. Türkiye’deki ve dünyanın hemen her yerindeki LGBT dayatmasına karşı gerek yazılarım gerek sosyal medya paylaşımlarım beni ister istemez öne çıkardı. Şunu tüm samimiyetimle vurgulayayım; böyle bir amacım olmadı, olmayacak da. Bu açıklamadan da “ne kadar mütevazıyım” anlamı çıkmasın. Aksine mütevazı olmayacağım ve içerik dozunu daha da artıracağım. Çünkü okudukça, araştırdıkça içim içime sığmıyor. Ancak henüz başında olduğumuz sürecin ne önderi ne de fikir üreticisiyim. Gazetecilik çerçevesinde değerlendirme yapmaya gayret ediyorum. Sitemler edilmesine rağmen “gel bize LGBT’yi anlat” davetlerini de geri çeviriyorum. Bir kere konunun uzmanı değilim. İçerikleri de zaten çok kıymetli ve cesur hocaların gölgesinde, kendilerine danışarak üretiyorum. Böyle de biline.

***

Saraçhane’deki yürüyüşe dönecek olursak. Meydanı doldurup Beyazıt’a yürüyen kalabalığa atfedilen ve yapıştırılmak istenen bir yafta var. “Büyük Aile Buluşması” için ısrarla ve kasıtla “LGBT bireyleri nefret söylemleri ile hedef alarak tehdit ettiler” cümlesi kuruluyor. Aynı zamanda ekranlarda ve sosyal medyada dillendiriliyor. Aslında misilleme yapılıyor! Neyin misillemesi mi? Yürüyüş “toplumdaki LGBT dayatmasına” karşı yapıldı. Afişler, sloganlar ve yapılan konuşmalar tamamen bu minvaldeydi. Ne bir lezbiyen ne bir gay ne de başka bir cinsel tercihi olan kişi hedef gösterilmedi. Provokasyon için Saraçhane Parkı’na gelip LGBT renklerini açanlar da dâhil. Annelerin, babaların, çocukların ve de gençlerin davet üzerine kendi istekleri ile katıldıkları yürüyüş için ısrarla neden “nefret söylemi” deniliyor peki? “Dayatma” ifadesi LGBT dünyasının tam ortasına düştü. Misilleme buna karşı.

Eşcinseller azınlık ve dezavantajlı gruplar değiller artık. Aksine insanlara tahakküm eden, toplumları baskılayan, değiştiren, dönüştüren, kadına kadın, erkeğe erkek denmesine karşı çıkan, doğala, fıtrata savaş açan ve bunun için de hem politik hem de ekonomik güçleri arkasına alıp, karşıt düşüncelerin dillendirilmesine dahi tahammül edemeyen bir ideolojinin militanlarına dönüştüler.

Bu yürüyüş de işte tam olarak; dozajı her etkinlikte, dizde, filmde ve akademik çalışmalarda gittikçe artan baskıya karşı yapıldı. Aslında harekete geçildi. Sık sık vurgulamaktan vazgeçmeyeceğim. Yakın zamana dek “bana bir zararları yok” diyerek normal karşılayanların hatta sempati duyanların da artık kabul ettiği büyük bir dalga geliyor. Ben adına artık “eşcinsellik emperyalizmi” diyorum. Bunun arkasında da mücadele edilmeden teslim olunan “kültürel işgal” var. Sadece Netflix tek başına yeterli. Bu platformun izlendiği ve özellikle de genç neslin büyük tüketicisi olduğu tüm toplumlar eşcinsellik emperyalizmine teslim olma aşamasına geldiler. Ne demek istediğimi, bağımlılık seviyesinde Netflix izleyen çocuklarınızla makul bir dille konuşunca anlayabilirsiniz.

Saraçhane’deki yürüyüş ‘nefret söylemi’ değil, bir semboldü. Yeni nesli çocukluktan başlayarak eşcinsel olmaya zorlayacak kültürel işgale bugünden itiraz edenler güçlü bir ses verdi. Bu yürüyüş geleceğe yönelikti. Birileri ısmarlama cümlelerle, “nefret söylemi” diyerek olası provokasyonların “işaretlerini” bırakıyorlar. Yürüyüşe katılan sorumluluk sahibi anne-babaları, sivil toplum kuruluşlarını bir çeşit fişliyorlar. Bu yürüyüşü İstanbul’da durduramadılar. Şimdi de Anadolu’ya yayılmasını önlemeye çalışıyorlar. Asıl önemlisi de Türkiye sınırlarının dışına çıkmasını, özellikle de Arap coğrafyasında ses getirmesinden çekiniyorlar. Oluşan halk tepkisi daha da büyür ve sermaye sahiplerinin gündemine girerse; eşcinsellik ideolojisinden arındırılmış dizi, film platformları, sosyal medya mecraları, çizgi filmler, çeşitli yayınlar ve kitaplar gelecek. “Anti LGBT sektör” oluşacak. Bir iletişimci olarak öngörümü ifade etmiş olayım. Adım adım da olsa kararlı ve duyarlı bir yürüyüş başladı…

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.