Ekonomik dengelenme para politikasının eseri mi?

04:008/02/2026, الأحد
G: 8/02/2026, الأحد
Yusuf Dinç

Ekonomide iyi kötü bir dengelenme var. Daha iyi olabilirdi. Ama niyetinden bağımsız olarak para politikası; özensiz, üstenci, kabulleri Türkiye’nin dinamikleriyle uyumsuz bir çerçeveye sahip. Bu yüzden dengelenmenin analitik hakikati üzerine düşünmek, dayanaklarını arayıp bulmak lazım. Peki, ekonomide netice nasıl alınıyor? İktisadın değeri entelektüel tarafıdır ama işte yukarıda açtığım türde tartışmaların kanıtları teknisyenlikle ortaya çıkarılır. Modeller kurulur, etkisi olduğu düşünülen değişkenler

Ekonomide iyi kötü bir dengelenme var. Daha iyi olabilirdi.

Ama niyetinden bağımsız olarak para politikası; özensiz, üstenci, kabulleri Türkiye’nin dinamikleriyle uyumsuz bir çerçeveye sahip. Bu yüzden dengelenmenin analitik hakikati üzerine düşünmek, dayanaklarını arayıp bulmak lazım.

Peki, ekonomide netice nasıl alınıyor?

İktisadın değeri entelektüel tarafıdır ama işte yukarıda açtığım türde tartışmaların kanıtları teknisyenlikle ortaya çıkarılır. Modeller kurulur, etkisi olduğu düşünülen değişkenler modele dahil edilir ve ölçümleme yapılır.

Fakat toplum psikolojisine gömülü olan unsurları bazen veriye dönüştürüp modele sokmak zordur. O zaman meseleleri tersinden düşünerek hüküm çıkarabilirsiniz.

Böyle bir metodolojiyle ekonomide başlayan dengelenmeyi ele aldığımda en az katkının para politikasından geldiğini anlıyorum. Zaten böyle olması gerekir de para politikasına, uygulayıcıları dahil, aşırı anlam yüklüyor.

Benim parametreleri okuyarak bulduğum en önemli dengeleyici faktör savunma sanayidir.

Bakınız, tüm dünya diken üstünde. En çok bölgemiz ve bölgemize dahil olan Avrupa endişeli. Ülkelerin hakkını müdafaa için güvenebileceği hiçbir küresel yönetişim kapasitesi kalmamış. Herkes hak, hukuk ve savunma anlamında yüzünü Türkiye’ye dönmüş yahu.

Kendini güvende hisseden birkaç millet varsa Türk Milleti başta geliyor. Tabi bizim millet topa tüfeğe yaslanmaz sade, bileğine de güveniyor.

Dikkat edin dışarılarda umut aramayı bıraktı herkes. Umut adresine döndü.

Konuşmuyoruz ama Batısının da sisteminin de medeniyetinin de canı cehenneme hissiyle yaşıyoruz. Doğu da bundan azade değil. Kendimize döndük artık nihayet.

Toplumda “karşıt” konumlandırılan kimlikler birbirini tanıma eğiliminde. Karşıtlık marjinalleri hak ettikleri gibi dışlanmaya başladı. Meşruiyetleri kalmadı. Yani toplum dahi savunma pozisyonuna geçiyor.

Evet ekonomik ve hatta sosyal dengelenmemizde asıl faktör savunma kapasitemizdeki artış…

Ama toplumda gömülü olan bir önemli faktör daha buluyorum irdeleyince. O da Asrın İnşası…

Deprem bölgesinin yeniden ayağa kaldırılması, gönüllerimizin en derininde bir yere dokunuyor. Empati yaparken sığınılacak bir kudret buluyoruz. Her sosyal sorunu teskin ediyor bir parça.

Enkaz altında kalmış bir devlet ile yola devam edemezdik. Bunu herkes biliyor.

Tek sorun özel sektörün bu inşadaki rolünün, yeteneklerinin ve kapasitesinin anlatılamaması. Bunu daha iyi anlatmak toplamda ekonomik dengelenmeye fayda sağlar. Çünkü finans eliyle hanehalkı ve özel sektör karşı karşıya getirildi. Kara kediden kurtarılıp barıştırılmaları lazım.

Metodolojide ısrar edince birçok başka husus daha çıkıyor karşıma ama en üste yazacaklarım bunlar.

Bir de bu sayelerde her şey yoluna girerken kart limitleriyle uğraşmak gibi kimin neresinden uydurduğu belli olmayan zırvalıklar oluyor tabi.

Kart limitlerini 400 bin liraya düşürme önerisinin rasyonel değil, keyfi olduğunu anlamak için allame-i cihan olmaya gerek yok.

Dünyanın ilk 10 ekonomisi hedefindeki bir toplumu 10 bin dolar bile etmeyen bir limite mahkûm etmeyi kim oturup da düşünebiliyor, soru bu.

Sorun olmayan bir alanda sorun çıkarmak ekonomik hissiyatı bozmaz mı?

Mustafa Sandal bile limitinden kolay vazgeçmedi bu ülkede.

Böyle keyfilikler 450 bin değil, 2 milyon ev yapsan; hacimli ve geçimli işlerin en alasını başarsan dengeleyici etkisini yok eder.

Neyse zaten her şeyi doğru yapsak başka bir hikayemiz olurdu. Hala yanlışları azaltma dönemindeyiz.

Ama az kaldı. Kaan uçtuğunda, çelik kubbe kurulduğunda, “caydırıcılık” sağlandığında denklem tümden değişecek. Bir de kentsel dönüşüm falan tamamlansın hikâye bambaşka olacak.

O zamana erip istikrarın psikolojik zemini kurulduğunda ekonominin dengesini kimse bozamayacak.

#ekonomi
#para
#toplum
#yusuf dinç