Bir fuhuş ihbarı ve baskını haberi

00:0029/11/2010, Pazartesi
G: 4/09/2019, Çarşamba
Kürşat Bumin

Bugün "hafif" bir konuyu gözden geçirelim. Önümüzdeki haber bir "fuhuş ihbarı ve baskını"yla ilgili. Gazetenin haber için kullandığı başlık şöyle: "Baskının adı: Abi gol oldu".Gelelim haber metnine:İstanbul Asayiş Şube Müdürlüğü Ahlak ve Kumar Büro Amirliği ekipleri Şükrü Saraçoğlu Stadı''nın yakınında bulunan bir masaj salonunda "özellikle maçlardan sonra" fuhuş yapıldığına ilişkin bir ihbar alır.İhbarı değerlendiren ekip, söz konusu mekânı takibe altına alır. Takip işlemi görevli polisler müşteri

Bugün "hafif" bir konuyu gözden geçirelim. Önümüzdeki haber bir "fuhuş ihbarı ve baskını"yla ilgili. Gazetenin haber için kullandığı başlık şöyle: "Baskının adı: Abi gol oldu".

Gelelim haber metnine:

İstanbul Asayiş Şube Müdürlüğü Ahlak ve Kumar Büro Amirliği ekipleri Şükrü Saraçoğlu Stadı''nın yakınında bulunan bir masaj salonunda "özellikle maçlardan sonra" fuhuş yapıldığına ilişkin bir ihbar alır.

İhbarı değerlendiren ekip, söz konusu mekânı takibe altına alır. Takip işlemi görevli polisler müşteri gibi masaj salonuna devam etmeye başlarlar. Masaj salonuna devam etmeye başlayan polis memurlarının sayısı haberde yer almıyor. Ancak biz haberde "ekip" ve "polisler" sözcükleri geçtiğine göre bu sayının hatırı sayılır miktarda olduğunu tahmin edebiliriz.

Önümüzdeki haberden polislerin masaj salonuna bir ay devam ettiklerini de anlıyoruz. Fenerbahçe-Galatasaray derbisinden (24 Ekim 2010) Fenerbahçe-Bucaspor maçına (23 Kasım 2010) kadar geçen bir aylık süre bu.

Bu zaman zarfında polisler masaj salonuna devam edip yorgunluklarını atarken bir taraftan da arada bir "cinsel ilişki teklifi" yapmaktadırlar.

Ama masaj salonunun işletmecisi işkillenmiştir; söz konusu teklifler her defasında reddedilmektedir.

Ama polisler ısrarlıdır. Tekliflerine günün birinde olumlu cevap alacaklarını düşünerek masaj hizmeti almaya devam etmektedirler.

Fenerbahçe-Bucaspor maçının oynandığı gün teklif yinelenir. Polisler, "Bu akşam çok yorulduk. Bu sefer masajdan başka şeyler de istiyoruz" derler.

Masaj salonunun işletmecisi yine işkillenmiştir, "Bu akşam çok yoğunuz. Yarın gelirsen olur" der.

Ve nihayet büyük gün! Ertesi gün salona giden polis memuru fuhuş için pazarlığa başlamıştır. "Seri numaraları önceden alınmış" bir adet 100''lük banknotu salonun işletmecisine verince bir odaya çıkarılır. Bir 100''lük de burada öder. Ahlak Zabıtası ekibi böylece ("yeterli delili elde ettikten sonra" diyor gazete haberi) muradına ermiştir nihayet. Hemen dışarıda bekleyen arkadaşlarına "Abi gol oldu" mesajını çekerek ekipte yer alan arkadaşlarının içeri girmesini -yani baskın yapmasını- sağlar. Polis masaj salonundan 8-10 kişiyi gözaltına alır.

Olay dikkatimi çekti doğrusu… Bir polis ekibinin bir ay boyunca bir fuhuş ihbarının peşini kovalaması ve sonunda ihbarı haklı çıkaran sonuca varmış olması gerçekten göz kamaştırıcı bir görev anlayışının ifadesi. Bir ay boyunca masaj "işkencesine" katlanıp, defalarca tekrarlanan "fuhuş teklifi"nin defalarca reddedilmesi karşısında "yılmadan" yoluna devam edebilen bir kararlılık örneği bu.

Bu olaydan hareketle başka şeyler da düşündüm. Mesela şunu: Onlarca otomobilin sinyal vermeden önündekileri sollayıp-sağladıkları ("slalom yaptıkları" dersem daha iyi anlaşılır herhalde) E-5 çevre yolunda -bir baştan sona kat ettiğiniz halde- niçin tek bir trafik ekibiyle karşılaşmadığınızın nedeni de bu "aylık masaj kürleri" olmasın!

İkinci -ve daha önemli- olarak şunu da düşündüm:

Bu olayda doğru gitmeyen bir şeyler var sanki…

Polis memurlarının tam bir ay boyunca masaj masasına yatıp sürekli "cinsel ilişki teklifi"nde bulunmaları bir bakıma "fuhuşa teşvik" olarak nitelenemez mi? Belki de (?) Fenerbahçe-Bucaspor maçından sonra alınan olumlu yanıt memurların bu son derece ısrarlı teklifleri sonucunda ortaya çıktı. Belki de (?) salon sahibi bu ısrarlı tekliflere bir ay boyunca mekânına masaj için devam eden bu sadık müşterilerini kaçırmamak, onların gönüllerini hoş tutmak amacıyla "evet" dedi.

Bu olay gerçekten de üzerinde ciddi biçimde düşünülmeyi hak eden cinsten. Yine olaydan hareketle şu soruyu da sorabiliriz: Zabıta kuvveti içinde yer alanların suç teşkil eden olaylara ilişkin ihbarların peşini kovalarken, her zaman, söz konusu olayların birer aktörü gibi davranmaları doğru bir seçim midir? Tamam, diyelim ki polisin bir uyuşturucu satışı ihbarıyla ilgili olarak alıcı kılığında devreye girmesi yerinde ve çoğu zaman gereklidir. Bu "operasyon" sonucunda uyuşturucu satıcısı elindeki uyuşturucularla yakalanmış olacaktır. Ama dikkat ederseniz, "Baskının adı: Abi gol oldu" başlığı altındaki haberde aktarılan hikayenin bununla bir ilgisi yoktur. Çünkü bu "baskın" sonucunda -uyuşturucu örneğinde olduğu gibi- ortaya çıkarılacak somut bir delil yoktur. Tam tersine, günlerce, haftalarca süren ısrarlı teklifler sonucunda elde edilen bir "evet" vardır. Yani bu durumda fuhuş suçunun oluşmasında polis doğrudan işin içindedir. Polis kendi dışında gerçekleşen bir fuhuş suçuna "baskın" yapmamaktadır.

Yani özetle, basılan ve basan aynı kişidir? Dolayısıyla sizce de bu işte bir yanlışlık yok mudur?