Yazarlar Kaderin rüzgarı

Kaderin rüzgârı

İsmail Kılıçarslan
İsmail Kılıçarslan Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Zaman içerisinde anladığım bir şey var: Türkiye, Müslümanların yaşadığı bir İslâm ülkesidir ve “Türkiye’de hâkim unsur Müslümanlardır” cümlesi ile kavgası olan herkesin var gücüyle savaş verdiği şey bu memleketin bu değişmeyecek gerçeğidir.

Geçen cumadan başlayalım. Cuma namazı saatinde, Beyazıt Meydanı’nda, Beyazıt Camii’nin hemen yanında LGBT yürüyüşü yapmak isterseniz o yürüyüşü en hafif tabirle “başınıza” geçirirler.

Orada, o meydanda, o caminin yanında LGBT yürüyüşüne izin vermeyen çocuklara “Şeriatçı çete”, LGBT yürüyüşü yapmak isteyenlere ise “özgürlükçü birey” denilmesi bir şeyi değiştirmez. Modern dünyanın makbul kalıplarına sığınıp her türlü azgınlığı yapmak isteyenlere karşı bu topraklar refleks vermiştir, vermektedir ve verecektir.

Öğretilmiş duyarlılıklarla, fonlanan odaklarla, “modern medeniyet” naralarıyla yapılmak istenen her neyse o püskürtülecektir. Çünkü bu topraklar ona sahip çıkma cesareti gösterenindir. Ve o cesaret fonlarla, yapmacık duyarlılıklarla falan kazanılmaz.

Fakat Allah için söyleyeyim, Türkiye’nin var oluş ve var kalış mücadelesine karşı bayrak yükseltip Türkiye’nin elinden “İslâm”ı almaya çalışanların çalışkanlığına ve organize olma biçimlerine şapka çıkarmak lazım.

Neyi konuşuyoruz son iki-üç gündür? Alman DW, İngiliz BBC, Fransız France 24 ve ABD’li Voice of Amerika’nın bir araya gelip kurduğu +90 isimli youtube kanalının imza attığı rezaleti değil mi?

Eskortluk yapan bir kız bulmuşlar: Yasemin. Sanat okumuş ama fuhuş işinde daha başarılıymış. Uyuşturucu, LGBT, bunlar çok iyi şeylermiş. Kısa yoldan hızlı para kazanmak şahane bir şeymiş falan filan.

Geçelim bence “genç kızları fuhşa teşvik etme” tartışmalarını. “Elin Alman’ı, Fransız’ı falan Türkiye’de dilediği gibi operasyon çekiyor” çemkirmelerini de boş verelim. Niye biliyor musunuz? Çünkü Türkiye’de son 30 yılda medya eliyle yapılan propagandaların yanında bu videonun içeriği öyle masum ki.

Aktüel’i, Tempo’su, Nokta’sı falan senelerce Türkiye’de uç veren ne kadar marjinallik varsa hepsini canhıraş şekilde destekleyip sayfalarına taşımadılar mı? Grup seksten travestilere, uyuşturucu partilerinden eş değiştirme olaylarına kadar hemen her türlü marjinalliği güya “anlamaya çalışmak” adı altında öve öve bitiremediklerini unuttuk mu?

Bu dergilerden sonra bayrağı Hürriyet ve Sabah gibi gazetelerin devraldığını da mı unuttuk? Ayşe Arman’ın travestilerle bir araya gelip onları yere göğe koyamadığı söyleşileri de hatırımda benim; Etiler’de eş değiştiren çiftlerin görgülerini, kültürlerini öve öve bitiremediği haberleri de mesela.

Şimdilerde de adına “kadın kuşağı” denilen rezaletlerin hepsi her gün ana akım televizyonlarda cayır cayır yer bulmuyor mu kendine? Ne ensest ilişkiler kalıyor anlatılmadık, ne rezil aldatma hikâyeleri.

+90 yapınca mı dokunuyor milli kimliğimize, ahlak anlayışımıza? Yahu gazetelerin hafta sonu ekleri, televizyonların magazin programları, hatta en çok okunan haber siteleri o ya da bu oranda Yasemin’in fahişe olduğunda rahat bir hayat yaşayacağı fikrini empoze etmiyorlar mı yıllardır insanlara?

Benim “çalışkanlar ve organize oluyorlar” dediğim yer burası. Ruşen Çakır’ın Medyascope’u mesela. Hiç bıkmadan, hiç usanmadan “başörtülü kızlar baskıcı aileleri yüzünden ateist oluyor” haberi yapmıyor mu istikrarlı olarak? Aldığı fonların karşılığını ödemek için gece gündüz uğraşmıyor mu?

Ya biz? Yahu mesela Boğaziçi Üniversitesi’nde olan bitenin bir “özgürlük meselesi ve talebi” değil, Boğaziçi’nde kemikleşmiş oligarşik kast düzeninin kendisini tehdit altında hissetmesiyle ilgili olduğunu bile anlatmaktan acizmişiz gibi davranıyoruz. Bir avuç azgın aptalın Beyazıt Camii’ni pisletmesine müsaade etmedik diye bizi “Şeriatçı çete” ilan eden “fondaş”lara bile tek kelâm etmeye çekiniyoruz.

Ahsen TV muhabiri sokakta saldırıya uğrayınca “Ahsen TV muhabirine meydan dayağı” manşetinin atılmasına bile sesimiz çıkmıyor. Herhangi başka bir gazeteci, bir muhabir, bir kameraman saldırıya uğrasa “AKP iktidarının gazeteci karnesi” diye haber yapan it-yavşak takımı, güpegündüz sokakta saldırıya uğrayan bir muhabir için “meydan dayağı” tanımını kullanabiliyor ve biz, dünyayı dar etmiyoruz bu adamlara.

Cesaret alıp palazlandıkları yer burası tam olarak. “Kazanacağız” diye umutlandıkları yer burası. Fakat işte yanıldıkları yer de burası. Memleketin genetiğini değiştirmeyi başardıklarını düşündükleri her anda tabiri caizse “sıkıyı görüp” oturuyorlar mabadlarının üzerine.

Çünkü kaderin rüzgârı Anadolu kıtasının İslâm ve Müslüman kalmasının yanındadır.

Not: İsmailağa Cemaati Lideri Mahmut Ustaosmanoğlu, emaneti sahibine teslim etti. Allah rahmet eylesin, âlim ve fazıl bir mürşitti. Mahmut Efendi’nin cenazesi vesilesiyle “kaderin rüzgârı”nın Anadolu’da kimden, kimlerden yana olduğunu bir kez daha idrak ettik. Mekânı cennet, menzili mübarek, makamı âli olsun.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.