Hem ülkemizdeki hem de dünyanın herhangi bir yerindeki çocuklara yardım etmek, onlara bir umut olmak adına bu projenin içinde olmak istedim. Çocuğum olduktan sonra çocuklara karşı daha duyarlı olmaya başladım. Çünkü Yağmur'u büyütürken bir çocuğun saflığını yaşadım. Melek gibi onlar... Yardıma muhtaç çocukları görünce kişisel olarak üzülüyorsunuz ama tek başınıza ne kadar onlara yardım edebilirsiniz? Böyle bir organizasyonla daha çok çocuğa ulaşıp daha çok yardım yapabilirsiniz. Benim katkım denizde bir damla da olsa, beni aralarına almaları çok hoşuma gitti.
Böyle güzel amaçlar için insan seve seve diğer işlerini bırakıp koşar. Son zamanlarda bütün sanatçı arkadaşlarım yardım gecelerinde, okul yardım kampanyalarında görev alıyor. Türk toplumu çok duyarlı ve yardımseverdir. Hele ki konu çocuk olunca... Çocukların hakları için her zaman her yerde hazır ve nazırım.
O dünya çapında tanınmış bir oyuncu. Bense tanındığım ülkelerde çalışabilirim. Aslında çocuk dünyanın her yerinde çocuk. Çocuğun ülkesi yok. Kendi ülkemde de ayağında ayakkabısı olmayan, elinde kuru ekmek çocukları görünce içim acıyor. Başka ülkelerde de... İmkanlarımın yetebildiği her yerdeki çocuğa ulaşmak isterim.
Çok şaşırdım ve mutlu oldum. Yaptığım denizde bir damlaydı ama gene de mutlu oldum katkım olduğu için. Bayağa iyi bir fiyata gitti. Hep resme merakım vardır. Bu projeden önce de 15-20 tane resim yapıp sosyal amaçlı bir müzayedede satsam mı diye uzun zamandır düşünüyordum. Böyle bir teklif gelince seve seve kabul ettim. Ve bu tablo birden fazla tablonun fiyatını bir anda çıkarmış oldu.
O kanunlar dönemin getirdiği kanunlar. O dönemin o günün koşullarına göre değerlendirmek lazım. 40 sene önce toplumun değer yargıları çok farklıydı. O dönem öyle gerekiyordu. Şimdi de bir ölçü olmalı. Estetik olmalı. Sırf ticari amaçla değil. Ölçü içinde ve abartısız olmalı.
Çok mutlu oldum. Çok şükür Yağmur yüzümü güldürüdü. Ben onu zorlamasam da üniversitede sosyoloji okudu, iki sene yurtdışında master yaptı, güzel bir altyapısı oldu. Şimdi kariyer sahibi olmak istiyor. 2 aydır bir reklam ajansında çalışıyor. İstese çalışmayabilir. istese dizilerde, müzikallerde rol alabilir. Babasının ve benim imkanlarımdan faydalanabilir. Ama o “İş hayatında olmak istiyorum” diyor. Sabahları erkenden kalkıp işe gidiyor, sorumluluk almayı, çalışmayı seviyor. O genler de bizden geçmiş herhalde. Babası da ben de çalışmayı seven insanlarız. Ben de hayatta hep kendi emeğimle kazandım. İnsanın kendi kazancının tadı bambaşka. Bir kere gururlu oluyorsunuz, başınız dik oluyor. Para şımarığı da olmuyorsunuz. Başka bir olgunluk getiriyor.
İnsani değerler taşıyan sosyal sorumluluk projeleri için her zaman özverili olan Türkan Şoray, sanatçılığının dışında kendini insanlığa adamış nadide bir insan. O her zaman ihtiyacı olan insanların yanında olmaktan keyif alıyor. Kızı Yağmur'un da kendi sorumluluğunu alarak ayaklarının üzerinde durabilmesinden keyif duyan Türkan Şoray, insanın hayatını çalışarak kendi emeğiyle kazanmasından yana
Bir şey yaratmak, üretmek gerçekten insanı hayata bağlıyor. Ben sabahları heyeceanla kalkıyorum “Bugün güzel bir şey yapacağım” diye. Faydalı olmak insana huzur veriyor.
Televizyon insanlara ulaşmak için çok önemli bir güç. Aslında bunu program olarak da görmüyorum. İçinde kendi anılarımı anlattığım, meslektaş ve arkadaşlarımın da renk kattığı belgesel gibi bilgi veren ama daha renkli bambaşka bir format. Sinemaya başladığım yıllardan itibaren hayatımı kronolojik olarak anlatıyorum. Önümüzdeki haftalarda sansür yürüyüşü, dernek çalışmaları, Atıf Yılmaz filmleri olacak. Benim yönetmenlik serüvenime de sıra gelecek.
Programcılığın en zor yanı süreyi ayarlamak. Başka bir zorluğunu görmüyorum. Çok önemli insanlar konuk olarak hem benim için hem de sinema tarihindeki önemli yerlerini bildikleri için geliyor. Muazzam anılar anlatıyorlar. Konuştukça ilginç konular çıkıyor ortaya. Fakat programın süresi 20 dakika olmak zorunda. Mesela; Safa Abi (Önal) geldi geçen hafta. 45 dakika konuştu. Ben nasıl keseyim şimdi onun sözlerini? Konuğa ayıp olmasın diye kendimden fedakarlık yapıyorum. Ne anılarımı çıkarttık...
Uykuma dikkat ediyorum. Uykusuzluğa hiç dayanamam. Uyku kadar insanı güzelleştiren bir şey yok. Bir de oksijen hastalığı var bende. Doğada temiz havada yürüyüş yapmak çok önemli. Nemlendirici sürüp ormana gidip en az bir saat yürürüm. Çok pahalı kremlere güvenmiyorum. Acı badem sütü, gül suyu, soda gibi her yerde bulunabilen ucuz ve doğal ürünler kullanıyorum. Arada bepantene kullanıyorum.
Halk vefalı...
Bu yorumu Spam olarak bildirdiniz. Talebiniz değerlendiriliyor.