Menü

Geri

EDİSYON   :

TRTRENENARARFRFRRURUURUR
26

Bildirimler

Hadislerle Efendimizi anlamak

04:00, 15/10/2025, Çarşamba
Yeni Şafak
Arşiv.

Semerkand Yayınları tarafından Hadislerle Edep ve Ahlak ismiyle tercüme edilen el-Âdâb, peygamberimizin ahlakını öğrenmek ve böylece Kur’an’ın insan suretindeki tecellisine ulaşmak için eşsiz bir kaynak sunuyor.

Peygamberimiz (sav) Kur’an-ı Kerim’in ilk ve en kâmil tefsiri olarak, ilahî mesajı kendi şahsında mükemmel biçimde temsil etmiştir. O, ahlaki erdemlerin zirvesine ulaşmış, söz ve fiilleriyle vahyin hayata dönüşmüş halini sergilemiştir. Allah Teâlâ, onu yalnız kendi dönemine değil, bütün çağlara örnek olacak bir rehber kılmış, böylece Peygamber’in hayatı, Allah’tan gelen vahyin canlı ve somut bir tezahürü olmuştur. Nitekim Efendimiz “Ben, (başka değil, sadece), güzel ahlâkı tamamlamak (uygulamak) için gönderildim.” buyurmuştur. Hz. Aişe ise kendisine, Peygamberimizin ahlakının nasıl olduğu sorulduğunda: “Onun ahlâkı Kur’an’dı.” cevabını verir. Bu anlamda İmam Beyhakî’nin (v. 1066) el-Âdâb adlı eseri, Peygamberimizin örnekliğini anlamak için eşsiz bir kaynaktır. Zira İmam Beyhakî, bu eserinde Efendimizin günlük yaşamında sergilediği edep, merhamet, adalet ve vakar gibi ahlaki tutumları titizlikle bir araya getirmiştir. el-Âdâb, Peygamberin ahlakının inceliklerini, insanın kendi hayatında nasıl ete kemiğe büründürebileceğini gösteren bir rehberdir. Eserde ana-babaya, akrabalara ve diğer insanlara karşı yerine getirilmesi gereken iyilikler ve karşılıklı sorumluluklar, başlıca kötü huylar ile nefsin bu huylardan arındırılıp terbiye edilme yolları ve benzeri konular ele alınmış, böylece 1000 kadar hadis bir araya getirilmiştir. Semerkand Yayınları tarafından Hadislerle Edep ve Ahlak ismiyle tercüme edilen el-Âdâb, peygamberimizin ahlakını öğrenmek ve böylece Kur’an’ın insan suretindeki tecellisine ulaşmak için bulunmaz bir eserdir.

KURTULUŞ REHBERİ BİR BEŞER

İnsan bilincinin hakikatten uzaklaşmasının bir örneğini Mekkeli müşriklerin peygamber olarak bir melek gönderilmesini istemelerinde görebiliriz. Bu istek Kur’an-ı Kerim’de şöyle anlatılır: “Kendilerine kurtuluş rehberi (vahiy) geldiğinde insanların inanmalarını, ancak “Allah, peygamber olarak bir beşeri mi gönderdi?” şeklindeki itirazları engellemiştir. De ki: “Yeryüzünde yerleşip dolaşan melekler bulunsaydı elbette onlara da peygamber olarak gökten bir melek gönderirdik.” (İsra, 94-95) Müşrikler inanmamak için çeşitli ve akıl almaz bahaneler sunmaktan bir an bile geri durmazlar. Öyle ki en son, peygamberin kendileri gibi insan olmasını bile dillerine dolarlar. Peygamber neden kendileri gibi evlenen, yiyen, içen, sokaklarda dolaşan ve alışveriş eden biriydi! Müşrikler kendileri gibi insan olan birine iman etmek istemiyor ve bu sebeple peygamberin bir melek olması gerektiğini öne sürüyorlardı. İnsanüstü bir varlığın peygamberliğe daha lâyık olduğunu zannediyorlardı. Kibrin farklı bir görünümü olan bu istek aslında kendilerini de tanımadıklarını gösterir. Alınlar secdeye gitmek istemediğinde bahanelerin sonu yoktur. Kibir, kendini absürt istekler ile gösterir.

PERGAMBER TEBLİĞ ETTİĞİ HAYATI YAŞAR

Peygamberin ana özelliği tebliğ ettiği vahyi kendi hayatında yaşamasıdır. İnsanlara, insan peygamber gönderilmesinin sebebi de her hususta örnek olabilmeleridir. Bizim gibi yemeyen, içmeyen ve bedeni olarak zaaflarımızı taşımayan bir varlık nasıl bize örnek olabilir? Bu sebeple ayetin devamında yeryüzünde yerleşip dolaşan melekler bulunsaydı elbette onlara da peygamber olarak gökten bir melek gönderileceği ifade edilir. Peki, Peygamber Efendimizden yaklaşık 14 asır sonra iman eden günümüz Müslümanları için peygamberin örnekliği kendini nasıl gösterir? Öncelikle Peygamberimizin örnekliğinin belli bir zaman hapsolmuş ve tarihsel olmadığının altını çizelim. Zira peygamberimiz insan olmanın ilahî görünümüdür. Zaman değişir, takvimler eskir ama insan olma gerçeği değişmez. Peygamberinizin bu örnekliğini ise sünnet, siyer, hadis, tefsirler, alime ve arifler üzerinden öğrenir ve hayatımıza taşırız. Böylece Allah’a yönelmenin en sahici biçimlerine de ulaşmış oluruz.

TAFSİLAT HADİSLERDEN ÖĞRENİLİR

Kur’an-ı Kerim’de, Peygamber Efendimizin örnekliği “üsve-i hasene” tamlamasıyla, yani “en güzel örnek” ifadesiyle anlatılır: “İçinizden Allah’ın lütfuna ve ahiret gününe umut bağlayanlar, Allah’ı çokça ananlar için hiç şüphe yok ki, Resûlullah’ta güzel bir örneklik vardır.” (Ahzâb, 21) İşte hadis-i şerifler bu örnekliğin yazıya dökülmüş halleridir. Hadis-i şerif, Peygamberimize nispet edilen söz, fiil ve tasvipleri kapsar. Hadisler, inançtan ibadete, ahlaktan insan ilişkilerine, varlık tasavvurundan dünya görüşüne kadar hayatın her alanında vazgeçilmez bir referans kaynağıdır. İlahi hitabın açıklayıcısı ve Kur’an’dan sonra İslam hukukunun ikinci kaynağı olan hadisi şerifler, dini bilinci ayakta tutan yaşayan rehberdir. Kur’an-ı Kerim’de kısaca bahsedilen ve tafsilatı verilmeyen konularda da hadisler devreye girer. Ahiret hayatı, cennet, cehennem, kabir hayatı, diriliş, hesaba çekilme gibi konularda hadisler geniş bilgi vererek ilgili ayetleri tefsir eder. Aynı zamanda ideal aile hayatı, ahlaki fazilet ve reziletler, insanlar arası ilişkiler, ticaret hayatı gibi insan hayatının ana meseleleri hakkında da hadislerde geniş izahlar bulunmaktadır.



Başlıklar :AktüelSiyerHadis
Yorumlar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

10 saniye sonra yönlendirileceksiniz...

10 saniye sonra yönlendirileceksiniz...