Menü

Geri

EDİSYON   :

TRTRENENARARFRFRRURUURUR
26

Bildirimler

Her insanın kendine ait bir hikayesi olduğu gibi her kitabında farklı ve kendine özgü bir hikayesi ve macerası olduğu bilinir. İlm-i ledün’den sırları ifşa eden büyük bir arifin hayatı kendi içinde de sırları ve güzellikleri barındıran nitelikleri taşır. Büyük bir arifin böylesine değerli risalelerini elime aldığımda hazretin bu eserleri hangi meşakkatler içerisinde yoğrularak yazdığını da göz önüne alarak üç yüz yıldan fazla zaman öncesinden günümüze ulaşan gizli hazinelerin neler oldukları ile birlikte dünkü ve bugünkü taliplilerin eline geçme sürecini de merakta ederek iştiyakla risaleleri bir çırpıda bitiriverdim.

Kültür ve medeniyetimizin ve tasavvuf dünyasının nevi şahsına münhasır, ilm-i ledün sahibi mürşidi kamillerinden Niyâzî-i Mısrî, hem yaşadığı dönemde ve sonrasında hem de günümüzde yaralı gönülleri şifalandırmaya, yalnızca sureten değil siret itibariyle de insan olup Hakk’a vasıl olmayı arzulayıp da yola girmek isteyenlere rehber olmaya devam etmektedir. Çağımızın her türlü çürümüşlüğü karşısında yorgun düşen gönüllerin yüreğine su serperek, zor zamanlarını yaşadığımız nefes alamadığımız anlarda bize can simidi olacak irfan ve hikmet sızıntıları ile bizlere mürşitlik görevini öğretileri ile yapmaya devam etmektedir.

Bugün daha çok şiirleri ile tanınan Hazretin külliyatının hala günümüz Türkçesi ile yayınlanmamış olması üzücü olmakla birlikte bizler için çok büyük bir eksikliktir. Ancak son günlerde bu boşluğu dolduracak ve önümüzdeki dönemlerde eserlerinin ve fikirlerinin daha fazla konuşulacağının işaretlerinden olan bir eser daha yayın dünyasındaki yerini aldı.

İnsan Yayınlarından, Tasavvuf Yolu – Nefs Mertebeleri ve Vahdet-i Vücud- ismiyle Hazretin kaleminden çıkan dört risale ile Hazretin hayatının anlatıldığı bir risale yayın dünyasına kazandırıldı. Böylelikle seyr-i süluk taliplerinin istifade edebileceği bir eser ile irfan ve hikmet dünyasına bir kez daha katkıda bulunulmuş oldu.

GÖNÜLLERİ AYDINLATMAYA DEVAM EDİYOR

Hazretin hayatının anlatılması ile başlayan eser, Mısrî’nin kendi kaleminden tarikat risalesi, esma risalesi, etvar-ı seba ve vahdet-i vücut risalelerinden oluşmaktadır. Eserlerini ekberi zaviyeden yazan Mısrî, paslanmış gönüllerin kirini gidermek için yaşadığı dönemden günümüze eserleri ile hala gönülleri aydınlatmaya devam etmektedir. Hazretin ilmi, zahirin ötesine geçerek batıni hikmetlerden irfani bir dünyanın kapılarını aralayacak derinlikte olması görüşlerinin yaşadığı dönemde ve sonrasında anlaşılması için derin bir bakış açısı ve idrak sahibi olunmasını gerektirmektedir.

Yaşadığı döneme yaptığı mücadelelerle katkıda bulunan Hazret, oldukça çetin bir hayat yaşasa da bildiği doğruları söylemekten hiçbir zaman geri durmayarak her zaman doğruları söyleyerek Hakk’tan ve hakikatten sırları da ifşa ederek irfan ve hikmetten beslenmek isteyenlere hazine değerinde kapılar açmaktadır.

Son devrin sufilerinden Halvetiyye-i Şabaniyye yolunun mürşid-i kâmili Ahmet Amîş Efendi’nin, Niyâzî-i Mısrî ile ilgili sözleri çok manidardır. “Tasavvuf kitabı okumayın. Onlar sizi ıdlâl eder. Yalnız Niyâzî Divanı’nı okuyun. Zira o süluku bitirdikten sonra söylemiş ve yazmıştır. Hazretin divanındaki sırlarının da bir nevi şerhi gibi olan risaleleri ise ehemmiyeti şiirlerindeki gibi hazine değerindeki yerini her daim muhafaza edecektir.

Ayrıca hazret kendi dilinden;

Zât-ı Hakk’da mahrem-i irfan olan anlar bizi,

İlm-i sırda bahr-ı bî-pâyân olan anlar bizi

diyerek irfan ve hikmet dünyasının idrak edilmesinin sanıldığı kadar kolay olmadığını söylemek ister gibidir.



Yorumlar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

10 saniye sonra yönlendirileceksiniz...

10 saniye sonra yönlendirileceksiniz...