Menü

Geri

EDİSYON   :

TRTRENENARARFRFRRURUURUR
26

Bildirimler

Bahtiyar Gül’ün ilk kitabı Fötr Şapkalı Mezar okurla buluştu. Şule Yayınları etiketiyle raflarda yerini alan kitabının yayın sürecini anlatan Gül, “Okuduğum kitaplar, içimden akan hikâyeler beni yazmaya zorladı” diyor.

İlk eseriniz yayınlandığında neler hissettiniz?

Uzun bir sürecin sonunda emeğinizle karşılaşmak insanı mutlu ediyor. İlk öyküm yayımlandığında dergiyi alıp bir süre yazıma bakakalmıştım. Öykülerimin bir araya gelip iki kapağın arasına girmesi ve okuyucuyla buluşması elbette beni heyecanlandırdı. Neden pek çok şey oluyor da bazı güzel şeyler olmuyor, diye hayıflandığımız zamanlar olur. Bir eserimin olması bana güzel şeylerin de olduğunu büyük bir sevinçle hatırlattı. Araladığım bu kapıdan memnun oldum.

Kitabınızı elinize alınca ilk olarak ne yaptınız?

Kitabın kapağına baktım. Sayfalara dokundum. Rastgele birkaç yeri açıp okudum. Bu okumanın ardından uzun bir süre içindekilere bakma cesareti gösteremedim. Kitabı bir süre yanımda taşıdım. Gittiğim her yere çantamda benimle geldi. Ellerimde dolaştı. Gittiğim mekânlarda masanın üzerinde durdu. Birbirimize alıştık.

Kendime imzaladım

Kitabınızı ilk kime imzaladınız?

Yazdıklarıyla beraber yazar da köklü değişimler geçirir. Bu değişimleri hatırlamak adına ilk kitabı birkaç notla birlikte kendime imzaladım.

Yazmaya nasıl başladınız?

İlk yazdığım şeyler, ders kitaplarında geçen şiir ve öykülerdi. Parasız yatılı yıllarımda bu metinleri not defterime kopya ederdim. Güzel cümleleri ezberlerdim. Bu alışkanlık bir süre sonra günlük ve anı yazma sürecine evrildi. İnsanın içinden ne kadar çok hikâye geçerse bir süre sonra o hikâyelere kendini eklemek, kendi kahramanlarını yazmak istiyor. Okuduğum kitaplar, içimden akan hikâyeler beni yazmaya zorladı. Olan biteni anlamak ve anlatmak için farklı bir damara ihtiyacım vardı. Bulduğum yol yazmak oldu. Yazdıkça hep daha iyi metinlere ulaşma ümidiyle devam ettim.

Gece mi yazarsınız, gündüz mü?

Gece yazarım. Gündüz hikâyenin peşinde dolaşırım, yürürüm, etrafa bakarım. Öykü yazmak biraz da hikâyeyi aramaktır çünkü. Gördüklerimle kurduğum temas, gerçekten sıçrayarak bir kurguya kapı aralar. Gerçeği hayale, hayali gerçeği yakınlaştırmayı, aralarında bağlar kurmayı severim. Genellikle başı sonu belli bir çatı muhayyelimde oluştuğunda artık yazma ihtiyacı duyarım. Yazdığım metni hemen düzeltmek istemem. Biraz uzaklaşırım yazıdan. Üzerinden birkaç gün geçmesini beklerim. Daha sonra tekrar tekrar çalışarak metne son hâlini veririm. Gündüzün telaşesi bunları yapmama genelde müsaade etmez.

Defter mi, bilgisayar mı?

Defterlere yazdıklarımı genelde kaybederim. O yüzden bilgisayar. Yazabileceğim her yere bilgisayarımı götürürüm. Defterlere küçük notlar tutarım. Kaybetmek isteyeceğim şeyleri deftere yazarım.



Yorumlar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

10 saniye sonra yönlendirileceksiniz...

10 saniye sonra yönlendirileceksiniz...