Menü

Geri

EDİSYON   :

TRTRENENARARFRFRRURUURUR
26

Bildirimler

Kıymetli karilerim;

Sumud Filosu’na katılanların yurda dönüşlerindeki karşılama töreninde ben de vardım. Evet, bu yaşıma, çeşitli hastalıklarıma ve onca uzun yola(metrolarca aktarma ile yeni havalimanı yolunu doğrulttum) rağmen ben de oradaydım. Ersin Çelik, “Siz tüm süreç boyunca bize dua ettiniz zaten İrfan Bey, gelmenize gerek yok, ben size uğrar, tüm ayrıntıları anlatırım.” dese de dayanamayıp gittim karşılamaya. Giderken de bir kucak çiçek yaptırdım, en afilisinden.

Aslında filoya ben de katılacaktım. Evrakları hazırlarken birtakım sağlık sorunlarına takıldı bizim işimiz. Canım sıkıldı tabi bu duruma. Ellerinde evraklarıyla gitmenin heyecanı gözlerinden okunanlar, “Bozma İrfan Bey moralini.” dediler. “Bize geride kalıp dua edecekler de lazım. Hem sen mübarek bir abimizsin, duan kabul olur.” Moralim bozulmamış gibi davranmadım. “Dualarım sizinle.” dedim. “Delin geçin ablukayı Allah’ın izniyle.”

Havalimanında müthiş bir kalabalık vardı. Türkiye ve Filistin bayraklarını alan gelmişti neredeyse. Uçağın inmesine bir saat kadar vardı. Bir kenara ilişip biraz tefekküre daldım. İnsanların hareketlerinde uzun zaman sonra yürüyüş ve protestodan daha somut bir şeyler yapmanın muhabbeti, gözlerinde ise kendilerinden bir adım öteye gidebilen, daha önce yapılmayanı yapmak için gayret etmiş, yıkamasa da surda bir gedik açmış kahramanları görecek olmanın heyecanı vardı. Aslında bu muhabbet ve heyecan, oraya gitmek istemiş ama gidememiş olmanın tezahürüydü bir bakıma. Filoya katılan herkes benim için kahramandır, diye düşündüm o anda. Bunda en ufak bir şüphe bile yoktu içimde. Benden bir fazla gayret gösteren benim nazarımda benden daha mücahittir, benden daha kahramandır. Aylardır kanayıp duran yaralarına boykot pansumanı yetmemiş, uluslararası bir filonun toplanacağı haberini alır almaz oraya nasıl gidebilirim diye düşünmüşler, bunun peşine düşmüşlerdi bu arkadaşlarımız.

“Uçaktan iniyorlar!” haberini alır almaz güvenlik görevlisi arkadaşların birinden, elimdeki çiçeği ilk giren hanım kardeşimizin eline tutuşturmasını istedim. Sonra bir kenara çekilip en arkada bir yerde, olan biteni izlemeye devam ettim. İçeri girenler önce mahcup bir edayla kalabalığa bakıyor, ardından iki kelam etmek için yanlarına yaklaşıyor ve de sevdikleriyle kucaklaşıyordu. Sonrası ise alkışlar, hasret, gurur ve gözyaşı…

O gece yastığa başımı bir nebze olsun gönül rahatlığı ile koymuşken ertesi gün sosyal medya zırvalıklarının arasında yazılıp çizilenleri görünce kan beynime sıçradı. Hemen Ersin Çelik’i aradım. “Sen benim şu dünyada gördüğüm birkaç kahramandan birisin.” dedim. “Birkaç gün içinde sadece ülkeyi değil, dünyayı ayağa kaldırmayı başardınız. Keyfini bozmak istemeyen tatlı su kurbağalarının önüne bile videolarınızı düşürdünüz. Pembe mabadları biraz rahatsız oldu diye oturdukları yerden bir sürü şey zırvalıyorlar, sakın onlara bakıp moralini bozma. Onlar, daha düne kadar siz meydanlarda protesto yaparken ‘Bu mesele sizin için bu kadar önemliyse, kalkın gidin Gazze’ye.’ diyen kişilerin ta kendileri. O yüzden onlara bakıp diyebileceğin tek şey şu olabilir, ‘Allahım, bunlar uluyorlarsa demek ki doğru yoldayım.’ İstikametin istikametimizdir. Yanındayız, arkandayız. Seni seviyoruz.”

Kısadan teşekkür etti. “En kısa zamanda yanınıza uğrayacağım.” dedi. Telefonu kapatmadan “Senden bir şey rica edeceğim.” dedim. “Bana Bekir’in ve İkbal’in telefon numaralarını atar mısın?”

Yorumlar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

10 saniye sonra yönlendirileceksiniz...

10 saniye sonra yönlendirileceksiniz...