Reklam
Son Köşe Yazıları

Maslahat, menfaat, mefsedet, mazarrat
Elbette fakih değilim. Fıkıhtan kendime kadar anlıyorum. Dolayısıyla başlıkta yer alan bu deve dişi gibi 4 fıkhi kavram üzerine kalem oynatmaya cesaretim yok. Ancak memleketin maslahatını gözetecek izzetim olduğundan işin uzmanlarından af dileyerek bir şeyler yazacağım. İslam Ansiklopedisi’nden öğreniyoruz “maslahat” kelimesinin anlamını: “Bir şeyin maksada uygun özellikte olması, fesadın zıddı, iyi, uygun, elverişli, yararlı, iyi olana ulaştıran…” Bu tanımdan hareketle “maslahat gözetmek” kişinin
17 Ekim 2026

Türkiye’nin ‘küresel yollarını’ kesenler ve işbirlikçileri…
Bakü’de, ‘Asya’da Güven Artıcı Önlemler Konferansı-CICA’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın yaptığı konuşmanın bazı bölümlerini jeopolitik dile tercüme etmemiz gerekiyor… “… bazı önceliklerin vurgulanması gerekiyor… Birincisi, Hazar Geçişli Doğu-Batı Orta Koridor. Orta Koridor, ‘Kuşak ve Yol Girişimi’nin etkinliğini önemli ölçüde artıracak… İkincisi, Kalkınma Yolu Projesi. Bu proje, Irak ve Türkiye üzerinden Körfez’i Avrupa’ya bağlayacak ve aynı zamanda bölgede ve ötesinde istikrarı ve refahı destekleyecek…
17 Ekim 2026

Müftünün makamı
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) yönetimi tarafından 2018’de kurulan Dünya Müslüman Toplumları Meclisi (el-Meclisu’l-Âlemî li’l-Muctemeâti’l-Muslime, The World Muslim Communities Council), 2023’ün başında Doğu Türkistan’a resmî bir ziyaret organize etmişti. Elbette Çin hükümetiyle koordineli biçimde gerçekleştirilen bu ziyarete 14 İslâm ülkesinden 30’u aşkın isim katıldı. Benzer programlarda olduğu gibi heyete Çinli rehberler eşlik etti, “Şincan”ın ne kadar gelişmiş olduğuna dair sunumlar yapıldı,
17 Ekim 2026

Türk düşüncesi nerede? Güneş-Dil Teorisi’nin metafizik sularında mı?
“Türk Düşüncesi Nerede?” Türkiye Günlüğü dergisinin Ziya Gökalp’in doğumunun 150. yılı vesilesiyle hazırladığı 171. sayısının dosya başlığı bu. Bütün İslamcı endişelerimle kendimi bildim bileli aynı zamanda Türk düşüncesinin serencamını kendime dert etmişimdir. Türk düşüncesindeki kayıp halkaları, Türk düşüncesini zincirleyen faktörler üzerinden bulmayı denemiştim bir çalışmamda. Halkaların oluşturduğu bir zincir varsa Türk düşüncesini neyin zincirlediğini veya Türk düşüncesinin bir aşamada nasıl
17 Ekim 2026

Süleyman Uludağ: Ayır ki doğru birleştirebilesin
Bir ilim adamının ne söylediği kadar, neyi neyin yerine koymadığı da önemlidir. Süleyman Uludağ Hoca’nın toplu olarak ilim hayatıyla, özellikle de tasavvufla ilgili telif, tercüme ve konuşmalarına baktığımda benim için öne çıkan ilk husus budur. Tasavvuf başka, tasavvuf tarihi başkadır. Âlim, ârif, muallim, mürebbi, akademisyen başka, şeyh başkadır. Bunların aralarında çok değerli bir irtibat vardır ama hiçbiri diğerinin yerine konulamaz. Uludağ Hoca’nın ilim anlayışının ayırt edici taraflarından
17 Ekim 2026

Fazla palamut dert oldu…
Kapitalizmin babası sayılan Adam Smith, serbest piyasayı tarif ederken “görünmez el” (invisible hand) kavramından bahseder. Fikir basittir: Arz ve talep kendi kendine bir dengeye oturur, rekabet kaliteyi artırır, fiyatı düşürür ve nihayetinde bundan toplum kazanır. Peki, kapitalizmin vahşi tarafı ne zaman devreye girer? Arz bollaşıp fiyatlar düşmeye, sermaye sahibinin kâr marjı azalmaya başladığı anda koordineli müdahalelerle piyasayı manipüle etmesiyle… Son günlerde hem bu sürece hem de ‘kendi
17 Ekim 2026

Gümrük Birliği’ne “Made in EU” tehdidi!
Biz içeride siyasi konular, fon piyasasının bir kısmında yaşanan gelişmeler ve ABD-İran Savaşı ekseninde şekillenen gelişmeleri gündem haline getirirken, en büyük ticaret ortağımız olan AB ile ticari ilişkilerimizi geri planda bırakmamalıyız. Herkesin bildiği bir sır olan “Türkiye’nin AB üyesi olmayacağı” gerçeği ile “en büyük ticaret ortağımızın atacağı adımları şekillendirme ya da yönlendirme” zorunluluğumuzun ayrı başlıklar olarak görülmesi gerektiğini bir kez daha hatırlatmakta fayda var. Önümüzdeki
17 Ekim 2026

Allah’a emanet yaşıyoruz
Türkiye’de hayatın ve yaşamanın giderek değişmeyen bir bedeli var artık. Yağmur yağarsa selden, birikimin varsa fondan, paran yoksa enflasyondan korkacaksın arkadaş. Birinde evini su basıyor, diğerinde hesabındaki para buharlaşıyor. Birinde belediyenin altyapısına, diğerinde devletin denetimine güveniyorsun. Sonra bir bakıyorsun ki her iki durumda da sana düşen aynı. Sabretmek, beklemek ve kendinle baş başa kalmak. Tedbir almanın pahalı, hesap vermenin zahmetli, sabretmenin ise bedava olduğu parçalı
17 Ekim 2026

Fjord: ‘Kuzey’de muhafazakar olmak ya da medeni dayatma!
Fjord (fiyort), buzulların aşındırdığı derin vadilerin deniz suları tarafından dolmasıyla oluşan, ince, uzun, çok derin ve sarp yamaçlı körfez anlamına gelir. Yaşam kolay değildir. Başka yerleşim yerleriyle bağlantınız zordur. Yılın uzun bir dönemi kar ve sert kış sebebiyle kendinize kalırsınız. Bu dar çerçevede herkes birbirini tanır ve istemeseniz de yakın ilişki halindesinizdir. Cristian Mungiu’nun Cannes’dan büyük ödülle dönen son filmi Fjord, ismini aldığı bu doğal yapı zemininde ilginç bir
17 Ekim 2026

İtiraf
Yaratılmış her şeyin yaratılmış diğer her bir şeyle muazzam bir irtibatı var. Tek bir istisna fark etmeksizin, zamanı, mekânı, eşyayı, mahluku aşan bir boyutta hem de. Akıl almaz bir kader örgüsüyle her şey her şeye rabtedilmiş. Dünyanın bir ucunda kendi halinde akan bir derenin dünyanın diğer ucunda susuzluk çeken boynu bükük bir çiçekle, ilk yaratılan insanın son ölecek insanla, büyük patlamanın en son üflenecek surla, şimdi sararmış bir çimenin yüz elli milyon yıl önceki güneşle, içtiğimiz bir
17 Ekim 2026

Bir yasak, kendisinin gerekçesi olabilir mi?
Azerbaycan’da başörtüsü resmen yasaklandı. Azerbaycan halkı yasağa isyan etti. Ama nafile. Ülkenin yönetimi, çok taraflıydı. En yetkili ağızlardan, Azerbaycan millî kimliğini Arap-Fars değerlerinden arındırmak istiyoruz, şeklinde açıklamalar yapıldı. Tengrici / pagan bir Azerî toplumu icat etmek isteyen kafatasçı ve görevli bazı tipler bu yasağın arkasına saklanarak, Azerbaycan’ın İslâm’dan uzaklaşmasının tohumlarını ekiyorlar. Azerbaycan, Müslüman kaldığı sürece baştacı edilir. Bugün MTO’muzun
16 Ekim 2026

Tel Aviv’in dağlarında çiçekler açacak mı?
“İzmir’in dağlarında çiçekler açar” sözleriyle başlayan ve İzmir Marşı olarak bilinen ezgi geçtiğimiz günlerde çokça tartışıldı. Güfte ve bestesinin kime ait olduğu bilinmiyor ama bu ezginin aslı “Kafkas Marşı”dır ve Merhum Enver Paşa’ya ithaf edilmiştir. Hikayesi hazindir. 1917 yılında Osmanlı Ordusu birçok cephede vatan savunması yapıyordu. O esnada Rusya’da ihtilal oldu, Moskova’da Bolşevikler idareyi ele aldılar. Rus Ordusu Kafkasya’da işgal ettiği topraklardan çekilmeye başladı. Rusların boşalttığı
16 Ekim 2026

Gündelik hayatın sahneleri roman sahneleri ile nasıl buluşur/buluşturulur?
Rahmetli büyükbabam kahırlandıkça “Ayaklar baş oldu, başlar ayak” diye sitem ederdi. Dijital kültürde ayakların nasıl zihinlerde, kalplerde tepindiğini görseydi o şikâyet ettiği günleri muhtemelen “Ne güzel günlermiş!” diye hatırlardı. Dijital kültürün “etkileşim trafiği” ayakları baş etmek üzerinden yürüyor. Küresel baronlar önemli ile önemsizi, değerli ile değersizi “tıklanma’lar üzerinden ayırıyor güya. Şimdilerde pek meşguller, Yapay Zekâya ahlak öğretmek için seferber olduklarına inandırmaya
16 Ekim 2026

Sırtlara yük, ayaklara pranga
Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı’nın 13 Ekim günü yayımladığı “Toplumsal Çürümeyi Kabullenmiyoruz” başlıklı bildiri dolaşıma girer girmez birileri yine çıkıp, “Erdoğan’a ve iktidara parmak sallıyorlar” demeye başladı. Sosyal medyada, iktidar çevresinden gelen her eleştiriyi “Erdoğan’a karşı hamle” diye yorumlayan bir alışkanlık oluştu. Metin sarsıcı, evet. Eleştiri var, ikaz var. Tespit var, teşhis var. Ama her şeyden önce bir feryat bu. “Yangın var” diye bağırıyor. Muhalif kesim de her zamanki gibi bildirinin
16 Ekim 2026

Bir kırılma yaşanıyor, durdurulmalı!
Yemen ABD-İran savaşının yeni cephesi. Savaş yayılıyor. İran, Babülmendeb’i kontrol etmek için S. Arabistan’a bedel ödetiyor. ABD-İran savaşının tam olarak nerede duracağı ya da daha ne kadar yayılacağı belirsiz. İran’a (seçim ayarlı bir takvimle) yeni bir saldırı hazırlığından bahsediliyor (Azerbaycan’da yaşanan tartışmaların bu saldırı beklentisiyle de bir ilgisi var.) Mekke İttifakı, İran’la diplomatik teması sürdürürken Riyad’ın güvenliğine de destek olmak durumunda. Yemen’de krizin derinleşmesi
16 Ekim 2026

Rekor yağış, rekor ihmal, rekor zarar
İstanbul’da yağmur afete döndü. Yollar nehir, meydanlar göl, trafik kilit. Bodrum ve zemin katlarını su bastı, mazgallar tıkandı. Arabalarını yürütemedikleri için olduğu yerde bırakıp evine gidenler oldu. Terk edilmiş araçları çekmek, o araçlara parklarda yer bulmak da başlı başına mesele. Yardıma gelen arama kurtarma ekiplerinin işleri bu defa “araba kurtarma” işine evrildi. * Şehrin altyapısı aşırı yağışı kaldırmıyor. Biriken suyun gidecek yeri yok. Evvelce pek çok defa yoğun kar sebebiyle yollar
16 Ekim 2026

IMF dünyayı yeni bir krize mi hazırlıyor?
Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) Ekim 2026 Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’nu okurken büyüme ve enflasyon tahminlerinden çok daha önemli bir mesajla karşılaştım: Dünya ekonomisi yeni bir büyük krizi karşılamaya hazır değil. IMF bunu doğrudan söylemiyor. Ancak raporun satır aralarında, pandemiden savaşlara kadar yaşanan sarsıntıları atlatan küresel ekonominin dayanıklılık sınırına yaklaştığı açıkça görülüyor. Peki IMF neye hazırlanıyor? Rapor, geleceğin muhtemel krizlerine karşı üç stratejik öncelik
16 Ekim 2026

Değerler eğitimi ekosistemi
Yıllar evvel, Halil Cibran’ın Tanrı Elçisi kitabını Cahit Koytak’ın çevirisinden okudum. Yıllar sonra kitabı tekrar elime aldığımda, baktım pek çok sayfasına notlar almışım, satırların, cümlelerin altını çizmişim. Ama bir cümle var ki hiç aklımdan çıkmamış. Zihnimin içinde açık bir sekme… “Tek bir yaprak bile bütün bir ağacın sessiz bilgisi, onayı olmadan sararamaz…” Kaç sayfa yazılır bu cümleye, kaç kitap… Okul saldırıları, akran zorbalığı, sanal medyada insan onuruna dokunan paylaşımlar, medya
16 Ekim 2026

Selefîlik ile sûfîlik arasındaki gerginliği nasıl hafifletebiliriz? (1)
Son altı haftada İbn Arabî ve İbn Teymiye hakkında yazılar kaleme aldık. İlk iki yazının başlığı “İbn Arabî mi Haklı İbn Teymiye mi?” şeklindeydi. Bu iki yazıda tasavvuf tarihinin en önemli ismiyle selefîlik tarihinin en önemli isminin fikir ayrılıklarının kökenine ve sebeplerine dair değerlendir-melerimizi özetle aktarmaya çalıştık. Sonra da “İbn Arabî ve İbn Teymiye’yi Birlikte Hazmedebilmek” başlığıyla dört yazı kaleme aldık. Bu dört yazıda temel amacımız şuydu: Bu iki âlimi birlikte kucaklayabilen
16 Ekim 2026

Zeydîlik
İmâmiyye'den sonra gelen Şii fırkalar arasında Zeydiyye’nin, kemiyet itibariyle İsmâîliyye'nin ardından 3. büyük fırka olduğu söylenir. “Söylenir” dedim, zira bu noktada elimizde sağlıklı ve güncel bir istatistik yok. Fırka, köken olarak İmam Zeyd b. Ali Zeynülâbidîn’e dayanır. Hz. Hüseyin’in (r.a) torunu ve İmam Muhammed el-Bâkır’ın üvey kardeşi olan İmam Zeyd, pek çok temel noktada Şii fırkaların kabullerinden keskin biçimde ayrılır. Hemen burada bir hususu vurgulayalım: Tıpkı İmâmiyye'nin, masum
16 Ekim 2026






























































































































































