Reklam
Son Köşe Yazıları

Bir yasak, kendisinin gerekçesi olabilir mi?
Azerbaycan’da başörtüsü resmen yasaklandı. Azerbaycan halkı yasağa isyan etti. Ama nafile. Ülkenin yönetimi, çok taraflıydı. En yetkili ağızlardan, Azerbaycan millî kimliğini Arap-Fars değerlerinden arındırmak istiyoruz, şeklinde açıklamalar yapıldı. Tengrici / pagan bir Azerî toplumu icat etmek isteyen kafatasçı ve görevli bazı tipler bu yasağın arkasına saklanarak, Azerbaycan’ın İslâm’dan uzaklaşmasının tohumlarını ekiyorlar. Azerbaycan, Müslüman kaldığı sürece baştacı edilir. Bugün MTO’muzun
16 Ekim 2026

Tel Aviv’in dağlarında çiçekler açacak mı?
“İzmir’in dağlarında çiçekler açar” sözleriyle başlayan ve İzmir Marşı olarak bilinen ezgi geçtiğimiz günlerde çokça tartışıldı. Güfte ve bestesinin kime ait olduğu bilinmiyor ama bu ezginin aslı “Kafkas Marşı”dır ve Merhum Enver Paşa’ya ithaf edilmiştir. Hikayesi hazindir. 1917 yılında Osmanlı Ordusu birçok cephede vatan savunması yapıyordu. O esnada Rusya’da ihtilal oldu, Moskova’da Bolşevikler idareyi ele aldılar. Rus Ordusu Kafkasya’da işgal ettiği topraklardan çekilmeye başladı. Rusların boşalttığı
16 Ekim 2026

Gündelik hayatın sahneleri roman sahneleri ile nasıl buluşur/buluşturulur?
Rahmetli büyükbabam kahırlandıkça “Ayaklar baş oldu, başlar ayak” diye sitem ederdi. Dijital kültürde ayakların nasıl zihinlerde, kalplerde tepindiğini görseydi o şikâyet ettiği günleri muhtemelen “Ne güzel günlermiş!” diye hatırlardı. Dijital kültürün “etkileşim trafiği” ayakları baş etmek üzerinden yürüyor. Küresel baronlar önemli ile önemsizi, değerli ile değersizi “tıklanma’lar üzerinden ayırıyor güya. Şimdilerde pek meşguller, Yapay Zekâya ahlak öğretmek için seferber olduklarına inandırmaya
16 Ekim 2026

Sırtlara yük, ayaklara pranga
Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı’nın 13 Ekim günü yayımladığı “Toplumsal Çürümeyi Kabullenmiyoruz” başlıklı bildiri dolaşıma girer girmez birileri yine çıkıp, “Erdoğan’a ve iktidara parmak sallıyorlar” demeye başladı. Sosyal medyada, iktidar çevresinden gelen her eleştiriyi “Erdoğan’a karşı hamle” diye yorumlayan bir alışkanlık oluştu. Metin sarsıcı, evet. Eleştiri var, ikaz var. Tespit var, teşhis var. Ama her şeyden önce bir feryat bu. “Yangın var” diye bağırıyor. Muhalif kesim de her zamanki gibi bildirinin
16 Ekim 2026

Bir kırılma yaşanıyor, durdurulmalı!
Yemen ABD-İran savaşının yeni cephesi. Savaş yayılıyor. İran, Babülmendeb’i kontrol etmek için S. Arabistan’a bedel ödetiyor. ABD-İran savaşının tam olarak nerede duracağı ya da daha ne kadar yayılacağı belirsiz. İran’a (seçim ayarlı bir takvimle) yeni bir saldırı hazırlığından bahsediliyor (Azerbaycan’da yaşanan tartışmaların bu saldırı beklentisiyle de bir ilgisi var.) Mekke İttifakı, İran’la diplomatik teması sürdürürken Riyad’ın güvenliğine de destek olmak durumunda. Yemen’de krizin derinleşmesi
16 Ekim 2026

Rekor yağış, rekor ihmal, rekor zarar
İstanbul’da yağmur afete döndü. Yollar nehir, meydanlar göl, trafik kilit. Bodrum ve zemin katlarını su bastı, mazgallar tıkandı. Arabalarını yürütemedikleri için olduğu yerde bırakıp evine gidenler oldu. Terk edilmiş araçları çekmek, o araçlara parklarda yer bulmak da başlı başına mesele. Yardıma gelen arama kurtarma ekiplerinin işleri bu defa “araba kurtarma” işine evrildi. * Şehrin altyapısı aşırı yağışı kaldırmıyor. Biriken suyun gidecek yeri yok. Evvelce pek çok defa yoğun kar sebebiyle yollar
16 Ekim 2026

IMF dünyayı yeni bir krize mi hazırlıyor?
Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) Ekim 2026 Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’nu okurken büyüme ve enflasyon tahminlerinden çok daha önemli bir mesajla karşılaştım: Dünya ekonomisi yeni bir büyük krizi karşılamaya hazır değil. IMF bunu doğrudan söylemiyor. Ancak raporun satır aralarında, pandemiden savaşlara kadar yaşanan sarsıntıları atlatan küresel ekonominin dayanıklılık sınırına yaklaştığı açıkça görülüyor. Peki IMF neye hazırlanıyor? Rapor, geleceğin muhtemel krizlerine karşı üç stratejik öncelik
16 Ekim 2026

Değerler eğitimi ekosistemi
Yıllar evvel, Halil Cibran’ın Tanrı Elçisi kitabını Cahit Koytak’ın çevirisinden okudum. Yıllar sonra kitabı tekrar elime aldığımda, baktım pek çok sayfasına notlar almışım, satırların, cümlelerin altını çizmişim. Ama bir cümle var ki hiç aklımdan çıkmamış. Zihnimin içinde açık bir sekme… “Tek bir yaprak bile bütün bir ağacın sessiz bilgisi, onayı olmadan sararamaz…” Kaç sayfa yazılır bu cümleye, kaç kitap… Okul saldırıları, akran zorbalığı, sanal medyada insan onuruna dokunan paylaşımlar, medya
16 Ekim 2026

Selefîlik ile sûfîlik arasındaki gerginliği nasıl hafifletebiliriz? (1)
Son altı haftada İbn Arabî ve İbn Teymiye hakkında yazılar kaleme aldık. İlk iki yazının başlığı “İbn Arabî mi Haklı İbn Teymiye mi?” şeklindeydi. Bu iki yazıda tasavvuf tarihinin en önemli ismiyle selefîlik tarihinin en önemli isminin fikir ayrılıklarının kökenine ve sebeplerine dair değerlendir-melerimizi özetle aktarmaya çalıştık. Sonra da “İbn Arabî ve İbn Teymiye’yi Birlikte Hazmedebilmek” başlığıyla dört yazı kaleme aldık. Bu dört yazıda temel amacımız şuydu: Bu iki âlimi birlikte kucaklayabilen
16 Ekim 2026

Zeydîlik
İmâmiyye'den sonra gelen Şii fırkalar arasında Zeydiyye’nin, kemiyet itibariyle İsmâîliyye'nin ardından 3. büyük fırka olduğu söylenir. “Söylenir” dedim, zira bu noktada elimizde sağlıklı ve güncel bir istatistik yok. Fırka, köken olarak İmam Zeyd b. Ali Zeynülâbidîn’e dayanır. Hz. Hüseyin’in (r.a) torunu ve İmam Muhammed el-Bâkır’ın üvey kardeşi olan İmam Zeyd, pek çok temel noktada Şii fırkaların kabullerinden keskin biçimde ayrılır. Hemen burada bir hususu vurgulayalım: Tıpkı İmâmiyye'nin, masum
16 Ekim 2026

İçeriye mahkûm edip, dışarıdan “çevrelemek”. Amaç Suudi Arabistan’a yardımın önünü kesmek. Pakistan’a saldırı olabilir. Türkiye iki cephede kalır. Doğrudan Erdoğan hedef alınıyor! Son üç haftada olanlara bir bakın….
Suudi Arabistan’a yönelik saldırılar, Kızıldeniz’den Basra Körfezi’ne, Doğu Akdeniz’den Kafkasya’ya her yeri sarsıyor. Meseleyi sadece Yemen’de “Husiler” gibi algılayanların , bu saldırıların arkasında yatanları, devamında olacakları kavraması mümkün görünmüyor. Bu bir mezhep çatışması değil. Bu sadece Yemen’i bütünleştirme ya da Husi Devleti kurma savaşı değil . Bu İran-İsrail savaşının parçası değil . Bu, Bebülmendep’i kimlerin kontrol edeceği ile sınırlı bir çatışma değil. BU BİR İSRAİL KURGUSU.
15 Ekim 2026

İsrâil ve ABD seçimleri
Küresel dinamikler , önümüzdeki günlerde peş peşe yapılacak iki seçime kilitlenmiş vaziyette. İlki 27 Ekim itibârıyla İsrâil’de, ikincisi ise 3 Kasım günüABD’de yapılacak. Seçimler, küresel ve mahalli dengeleri alt üst etmiş olan iki lider, Netanyahu ve Trump’ın âkibetini tâyin edecek . Bu yazıda muhtemel senaryoları ve icap ettikçe bunları Türkiye üzerindeki tesirlerini gözden geçirmek istiyorum. İlk ihtimal, bu iki liderin seçimlerden muzaffer çıkması ihtimâlidir. Eğer bu gerçekleşirse, dünyânın
15 Ekim 2026

İslâm sanat nazariyesindeki kavramlara benzeyen ama onlarla aynı olmayan kavramların mucidi: Kandinsky
İslâm ve Batı sanatları arasındaki karşılaşmada uğrayacağımız ikinci adres, ressam Wassily Kandinsky ’dir. Soyut resmin Kazimir Maleviç , Jackson Pollock vd. büyük ressamlarına değil de özellikle Kandinsky’ye uğramamızın nedeni, onun Sanatta Ruhsallık Üzerine adlı kitabında (çev. Mehmet Ali Sevgi, Ketebe, İstanbul 2020) ve çeşitli vesilelerle yaptığı konuşmalarda ortaya koyduğu görüşlerin ülkemizde de iyi biliniyor olmasıdır. Bir diğer neden ise önceki yazımızda da belirttiğimiz üzere, İslâm ve
15 Ekim 2026

‘Anlamlayan Pratikler’den uzaklaşılırsa…
Her yıl 10 Ekim , toplumsal farkındalığı artırmak, psikolojik sorunlara dair yerleşik yargıları ve damgalamayı kırmak, daha da önemlisi insan onuruna yakışır bir ruh sağlığı hizmetine erişimi savunmak amacıyla “Dünya Ruh Sağlığı Günü” olarak anılıyor. Birleşmiş Milletler ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) öncülüğünde 1992’den bu yana ajandalarda yer alan bu gün için; modern dünyanın insanın iç dünyasında açtığı derin çatlaklarla yüzleşme günü de denebilir... Japonlarla ortak kurulmuş bir ilaç şirketi
15 Ekim 2026

Laiklik tecrübemiz ve Azerbaycan’a dair
Türk modernleşmesinin en netameli alanlarından biri olan laiklik konusu, Cumhuriyet tecrübemiz açısından epeyce sorunlu bir bilançoya sahiptir. Laiklik politikalarını katı ve dışlayıcı bir anlayışla ele alan yönetici elitin yarattığı travma, 2000’lerin başına kadar devam etmiş ve dini özgürlükler alanında ciddi sorunlar yaşanmıştır. Katsayı sorunu ve başörtüsü tartışmaları üzerinden uzun bir süre gündemimizde kalan bu konu, toplumun önemli bir kesimini dışladığı gibi laikliği bir iktidar aracına
15 Ekim 2026

Zor ama acele edilmeli!
Malumunuz olduğu üzere ekonomideki ana gündemimiz fon piyasalarında yaşanan gelişmeler. Hatta siyasi gündem de ağırlıklı olarak bu eksende şekilleniyor. Elbette yaşananları çok boyutlu değerlendirmek ve dersler çıkarmak gerekiyor. Tüm bu gelişmelerin sermaye piyasalarında uzun vadeli sonuçları olacağı aşikâr. Bu bakımdan mutlaka kalıcı hasarın önüne geçecek düzenlemeler yapmak gerekiyor. Diğer yandan konunun bir de hem bireysel hem de reel sektör bacağı var. Zira söz konusu fonlarda birikimlerini
15 Ekim 2026

2026 Nobel Ekonomi Ödülü
İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi, 2026 Nobel Ekonomi Ödülü’nü “Makroekonomik istikrarın mikroekonomik temelleri” alanında yaptıkları çalışmalar ile Stanford Üniversitesi’nden Robert E. Hall ve Columbia Üniversitesi’nden Michael Woodford ’a verdi. ÖDÜL HANGİ KONULARDA VERİLDİ? 1970’li yıllarda yaşanan petrol krizleri sonrasında, ekonomik büyümede yaşanan daralmalar ve bir çok ülkede yaşanan borç krizleri dolayısıyla yaşanan ekonomik sorunlar için ne zaman ve nasıl önlem alınacağı konusunda mevcut
15 Ekim 2026

Cesaretin ödülü
UEFA Avrupa Ligi’ne görkemli Marsilya galibiyeti ile başlayan Beşiktaş, genel performansıyla bu sezon taraftarına daha belirgin hayaller kurdurmaya başlamıştı. Zor kura olarak nitelendirilen serüvende, iki takımın son form durumları düşünüldüğünde gayet oynanabilir bir rakipti Hoffenheim. Teknik direktör İtaliano, her ne kadar Trabzonspor maçını sonra düşüneceklerini söylese de, özellikle Salih Özcan’ın kulübede başlaması iki maçın birlikte düşünüldüğünün göstergesiydi. Alman ekibi, Beşiktaş savunmasının
16 Ekim 2026

Türk futbolu acı çekiyor!
Türk futbolunun içinde bulunduğu tabloyu artık yalnızca ligimiz üzerinden değerlendirmek mümkün değil. Avrupa sahnesine çıktığımız anda gerçeklerle çok daha sert şekilde yüzleşiyoruz. A Milli Takım'ın Uluslar Ligi A seviyesinde oynadığı karşılaşmalarda aldığı sonuçlar, ardından Türk futbolunun iki büyük markası Galatasaray ve Fenerbahçe'nin Şampiyonlar Ligi'nde yaşadığı ağır yenilgiler… Hepsini yan yana koyduğumuzda ortaya çıkan görüntü maalesef futbolumuzun seviyesini açık biçimde gösteriyor. Üstelik
15 Ekim 2026

Aston Villa hezimeti ve değişmeyen sorunlar
Fenerbahçe, Şampiyonlar Ligi’nde Aston Villa deplasmanında 6-0 kaybetti. Ağır bir mağlubiyet… Ancak bunu yalnızca kötü bir gece olarak değerlendirmek, asıl problemi görmezden gelmek olur. Çünkü Fenerbahçe’nin sahadaki sorunları yeni değil. Skriniar ile Aka, Ake ile Archie arasında inanılmaz boşluklar vardı. Savunmayla orta saha arasındaki mesafe de eklenince takım boyu uzadı, hatlar koptu. Aston Villa gibi bir takıma bu kadar geniş alan bırakırsanız bedelini ödersiniz. Üstelik İsmail’in toplu oyundaki
15 Ekim 2026






























































































































































