İnsani yardımda Türkiye'nin yıldızı son zamanlarda gittikçe parlıyor. İnsanımızın insani yardım hassasiyeti ve paylaşım kültürü, resmi-sivil tüm yardım kurumlarımıza devasa insani projeler ve faaliyetler yapma imkânı veriyor. 1980'li yıllarda bazı ülkelere gıda yardımı olarak başlayan insani yardımlar son yıllarda önemli ivmeler kazanarak tüm dünyaya yayılmakla kalmadı, bugün pek çok sahada ve miktarda nicelik ve nitelik bakımından hem çeşitlilik hem de kalite kazandı.
Dışişleri Bakanlığı'nın yayımladığı şu verilere bakmak bile Türkiye'nin son yıllardaki insani yardım seyrinde yaşanan kayda değer ilerlemeyi görmek için yeterli: '2006 yılında 4.179.689 ABD Doları seviyesinde seyreden insani yardımlarımız 2007 sonunda 10.744.200 ABD Dolarına erişmiş, 2008 yılındaki toplam insani yardımlarımız 10.250.000 ABD Doları olarak gerçekleşmiş, 2009 ve 2010 yıllarında ise sırasıyla 13.220.00 ABD Doları ve 13.879.147 ABD Dolarına ulaşmıştır. Bu meblağlar sadece doğrudan yapılan nakdi yarımları içermekte olup, başta Kızılay olmak üzere diğer kurum ve kuruluşlarımızca yapılan ayni yardımları içermemektedir. Söz konusu kurum ve kuruluşlarımızca yapılan ayni yardımlarla birlikte sadece 2010 yılında ülkemizin yaptığı insani yardım yaklaşık 1 milyar ABD Doları tutarındadır. STK'larımızın ve özel sektörün katkıları ile bu tutar neredeyse iki katına çıkmaktadır.'
Önümüzdeki yıllarda insani yardımdaki bu başarılı grafiğin 'insani yardım standartları' oluşturarak, 'şeffaflık', 'hesap verebilirlik' ilkelerindeki başarı seviyesi ile taçlandırılması gerekiyor.
Bugünlerde insani yardım sahasında Türkiye'de sevindirici 'bir ilk' yaşanıyor. Suriye'de kış şartlarının bastırması ile çok ciddi boyutlara ulaşan insani kriz, sivil toplum kuruluşlarını ve medyayı harekete geçirdi ve krizin başından beri devam eden (özellikle İHH başta olmak üzere bazı STK'ların) yürüttüğü Suriye içine yönelik kampanyalar mevcut ihtiyaçları gidermeye yetmediği için çok daha büyük ulusal ve küresel bir çalışma yapma zarureti doğdu. Türkiye'nin bütün insani yardım kuruluşları, Türkiye Gönüllü Teşekküller Vakfı (TGTV) ve İslam Dünyası STK'arı Birliği (İDSB) öncülüğünde üç yüzü aşkın sivil toplum kuruluşu, tüm medya grupları, Kızılay, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), Diyanet Vakfı, Gençlik Teşkilatları, (Memur-Sen, Hak-İş başta olmak üzere) Sendikalar, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Türkiye Ziraat Odaları Konfederasyonu (TZOK), Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) Suriye'ye yönelik hazırlanan 'Kış geldi: Bir ekmek bir battaniye' başlıklı insani yardım kampanyası için bir araya geldiler.
Bu önemli ve hayırlı ittifaka katılanların listesi o kadar uzun ki bu harika ittifakın ve kampanyanın ayrıntılarını görmek için siteyi mutlaka incelemelisiniz: www.suriyeicinbirekmek.com
Suriye içine yönelik bu kampanya, Türkiye'de olan Suriyeli mültecileri değil, sayıları milyonlarla ifade edilen (yaklaşık 4,5 milyon) Suriye içindeki Suriyeli göçmen ve sığınmacıları hedefliyor. Dinine, diline, ırkına bakmadan tüm mağdur Suriyelileri kapsayan kampanyanın ve insani yardımların güvenliği ve başarısı için de hükümet her türlü tedbiri alıyor. Gerek STK'ların topladıkları yardımları Suriyelilere güvenle ulaştırmak gerekse Türkiye içindeki ve sınırdaki zor durumda kalan Suriyelilerin ihtiyaçlarını karşılamak adına Dr. Fuat Oktay başkanlığındaki (AFAD) ve Ahmet Lütfi Akar başkanlığındaki Kızılay iftihar edilecek seviyede başarılara imza atıyorlar. Mehmet Görmez başkanlığındaki Türkiye Diyanet Vakfı'nın kampanyaya katılması ve tüm camilerde Suriye için yardım toplama kararı alması, Kemal Öztürk idaresindeki Anadolu Ajansı'nın (AA) kampanya sürecindeki haber servis desteği ayrıca kaydedilmesi gereken olumlu gelişmeler. Hükümetin bu kampanyaya 50 bin ton ekmeklik buğday hibe kararıyla katılması ve sivil inisiyatifin önünü açan kolaylaştırıcı desteği takdir edilmesi gereken bir durum.
Suriye'deki güvenlik şartlarının insani yardım ulaştırmak için zorlukları aşmak adına hükümetin sürdürdüğü girişimler bilhassa takdire şayan. Bu vesileyle uluslararası örgütlerin ve aktörlerin etkisiz kaldığı insani yardım koridoru açmak için adım atmadığı Suriye krizinde, mültecilerin ihtiyaçlarını karşılamak için yoğun ve etkili çalışmalar yapan hükümetin ve bilhassa Suriye Koordinasyon Kurulu Başkanlığını yürüten Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay'ın çalışmalarını şükranla yâd etmek gerek.
Suriye'de 20 ayı aşkındır devam eden kriz sebebiyle yapılan yayın ve tartışmalar meselenin siyasi yönünü ön plana çıkardığı için maalesef yaşanan insani dram ve mağduriyet yeterince gündeme gelmedi, gelmiyor. Bu kampanya ile ve bilhassa medya kuruluşlarının birlikteliği ile bu denge de değişecektir ve Suriye'deki gerçek 'insani fotoğraf' kamuoyuna yansıyacaktır kanaatindeyim.
Bazı medya kuruluşlarının bu 'hayırlı ittifak'ı, 'tarihi' olarak nitelemesi mübalağa değil; 20 sene önce Bosna Hersek için birleşen ve tek yürek olan medyanın Suriye için birlikte hareket etmesi ve kampanyaya destek vermesi kampanyayı başarılı kılacak önemli bir adım oldu.
Önümüzdeki günlerde Başbakan Erdoğan'ın da katılacağı televizyon yayınlarıyla kampanyanın kamuoyuna yansıma oranı daha da artacak ve 'Dünyanın Vicdanı' olma iddiasındaki Türkiye bir kez daha tüm dünyaya kuvvetli bir 'Merhamet Çağrısı' yapacak.
25 Gençlik teşkilatı da önümüzdeki günlerde geniş katılımlı sessiz ama etkili bir yürüyüş yapmak için organizasyonlara başladılar. Bu çalışmanın da kampanyaya dinamizm katacağı kanaatindeyim.
Ocak ayında, İDSB öncülüğünde dünyanın birçok ülkesinde Türkiye ile eş zamanlı yapılacak ikinci bir basın toplantısı ile küresel bir boyut kazanacak kampanyanın Suriyelilerin özellikle zorlu kış aylarını geçirmesi için sürekli gündemde kalması gerekiyor.
Komşuya ittifakla uzanan bu 'dost eli', Suriyeli mağdur ve muhtaçların dertlerine deva olmanın yanında, Türkiye'deki insani yardım farkındalığını artıracağı gibi ülkemizi ve insanımızın da bölgede ve dünyadaki itibarına kuvvet verecektir.
Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez'in ifadesiyle 'insanlık' rehin altında! Önümüzdeki haftalarda küresel bir boyut kazanacak olan bu kampanyanın insanlığı rehin olmaktan kurtaracak kuvvete erişmesi için toplumun her kesimine büyük görevler düşüyor.
Kampanyada emeği geçen ve katılan tüm kişi ve kurumları tebrik ediyorum.
Bu yorumu Spam olarak bildirdiniz. Talebiniz değerlendiriliyor.