uriye'de Esed rejiminin değişmesine yönelik taleplerin başladığı tarihten bu yana yirmi ay geçti. 23 milyon nüfuslu Suriye'de bugün, 4 milyondan fazla insan ülke sınırları içerisinde göçmen ve mülteci durumunda, 1,5 milyon Suriyeli açlık tehlikesiyle karşı karşıya, 100 bin insan kayıp ve Suriye'deki krizden etkilenenlerin sayısı gün geçtikçe artmakta.
Suriye'deki gelişmelerin daha çok siyasi ve stratejik analizleri yapılırken yaşanan insani dram ve sefalet maalesef büyük oranda gözden kaçırılıyor. Yakından takip ettiğim çeşitli insani yardım kuruluşlarının başlattığı Suriye kampanyalarına, şimdiye kadar uzun süredir yaşanan felakete oranla, yok denecek kadar az katılımlar oldu. Özellikle kışı tam olarak yaşayacağımız bu günlerde Suriye'ye yönelik insani yardım faaliyetlerinde ciddi bir hareketlenme olmazsa, önümüzdeki aylarda savaşın sebep olduğu kayıplardan daha korkunç neticelerle karşılaşabiliriz.
Krizden Suriye''ye komşu ülkeler de farklı boyutlarda ve oranlarda etkilendi. Suriye ile sınır olan Türkiye (877 km), Irak (605 km), Ürdün (375 km), Lübnan (375 km) ve İsrail (76 km) muhtemel mülteci akınına karşı alacakları tavrı krizin başlangıcında ortaya koydu.
Kasım 2012 itibariyle mülteci kamplarındaki son durumu analiz edecek olursak, bugüne kadar yaklaşık 600 bin Suriyeli komşu ülkelere sığınmak zorunda kaldı. Mülteciler şu an Türkiye, Lübnan, Irak ve Ürdün'deki resmi veya sivil kamplarda yahut kendi imkânlarıyla temin ettikleri yerlerde kalıyorlar.
Ürdün'de 104 bini kayıtlı 250 bin Suriyeli mültecinin olduğu tahmin ediliyor. Kayıtlı mültecilerin % 35'i (Kasım ayı itibariyle 41 bin kişi), Temmuz 2012'de inşa edilen, Ürdün'ün kuzeyindeki Za'atri kampında kalıyor. Za'atri dışında birkaç küçük kampta ve çoğunluğu kamp dışında bulunan Ürdün'deki Suriyeli mülteciler için, mevsim şartlarının ağırlaşması ve sayının gün geçtikçe artması sebebiyle, önümüzdeki aylar çok zor geçecek gibi gözüküyor.
Lübnan'da 100 bine yakını kayıtlı 200 binden fazla Suriyeli mülteci bulunuyor. Büyük bir kısmı ülkenin kuzeyinden giriş yapan ve Bekaa Vadisi ve Trablus gibi şehirlerde barınmaya çalışan mültecilerin çok az bir kısmı Beyrut'ta, bir kısmı da güneydeki Sayda bölgesinde bulunuyor. Suriye'deki olaylardan doğrudan etkilenen ve kutuplaşan Lübnan'da Suriyeli mülteciler için gerek barınma gerekse yardım almak oldukça zor.
Ağustos 2012'de kapılarını mültecilere açan, Türkiye'den sonra Suriye ile en uzun sınıra sahip Irak'ta ise diğer ülkelere kıyasla mülteci sayısı az olmakla birlikte (55 bin) krizin şiddetinin tırmanmasıyla son günlerde hızla artıyor. Irak merkezi yönetiminin tıpkı Lübnan hükümeti gibi Esed rejimi lehine aldığı pozisyonun da krizin insani boyutunu olumsuz etkilediğini ifade etmek yanlış olmaz. Nitekim bu sebepten ötürü mültecilerin büyük bir kısmı (yaklaşık 40 bin) Kuzey Irak yönetimindeki bölgelerde kalıyor (Dohuk, Erbil, Süleymaniye). Çok az bir kısmı (Kayıtlı yaklaşık 6 bin) Irak'ın güney bölgesine sığınmış durumda. Yılsonuna kadar Irak'taki Suriyeli mülteci sayısının 100 bine yaklaşacağı tahmin ediliyor.
Türkiye, krizin başından beri Suriyeli mültecilere kapılarını sonuna kadar açtı ve bu konuda diğer ülkelere kıyasla ilkeli ve başarılı bir tavır sergiledi. Ağustos ayının sonunda önce geçici süre sınırlarını kapatan sonra kontrollü olarak yeniden açan Türkiye'deki mülteci sayısı yılsonuna doğru 200 bini bulabilir. Bugüne kadar Türkiye'ye yaklaşık 175 bin Suriyeli giriş yapmış, 50 bin Suriyeli tekrar Suriye'ye dönmüş. Kamplar dışında yaşayan Suriyeli sayısı ise 50 bin civarında.
Suriye krizinin insani boyutundaki asıl büyük trajedi hiç şüphesiz Suriye''ye komşu ülkelerde değil, Suriye''nin içinde yaşanıyor. Öldürülen, tutuklanan veya kaybolup akıbetinden haber alınamayan yüz binlerce Suriyelinin ve yakınlarının yaşadıkları bir yana dört milyonu aşkın Suriyeli bugün kendi ülkesinde muhacir ve mülteci konumunda. Sürekli bombardımana maruz kalan şehirler yerle bir olmuş durumda; 2,5 milyon ev ve ticari mekân tahrip edildi. Hastanelerin % 75''i hizmet verecek durumda değil, açık olanlar ise ihtiyaca cevap veremiyor. Sınır boylarında (Türkiye sınırı dâhil) son derece sağlıksız şartlarda yaşamaya çalışan Suriyeliler çok acil ve düzenli yardıma muhtaç halde.
Özgür Suriye Ordusu (ÖSO)''nun eline geçen bölgelerin büyük bir kısmına, güvenli yardım koridorları olmasa da yardım ulaştırmak mümkün. Ancak bu konuda şimdiye kadar etkili bir koordinasyon sağlanamadığı veya sağlıklı bir bilgi akışı her zaman mümkün olmadığı için bazı bölgelere yeterli insani yardım ulaşamıyor. Bu konuda ilgili ülkelerin resmi ve sivil kurumları vakit kaybetmeden adım atmalılar.
Suriyeli mültecilere ve Suriye içindeki mağdur insanlara yardım konusunda sivil toplum kuruluşlarının faaliyetleri, Suriye krizinin kamuoyundaki yansımaları ve algılanışı sebebiyle beklenenin veya olması gerekenin çok çok altında maalesef. Suriye krizinin başından beri devam eden bilgi kargaşası ve konunun çetrefilli siyasi boyutu yaşanan insani dramı büyük oranda gölgeledi. Hal böyle olunca on binlerce insanın yanı başımızda öldürülmesine bir anlamda seyirci bile kalındı, denebilir.
Gelinen noktada yirmi ay önceki duruma göre krizin boyutlarını ve Suriye''deki hadiselerin hakiki (f)aktörlerini dünya ve Türkiye kamuoyu büyük oranda biliyor artık. Yaklaşan kış koşulları ve sağlıksız barınaklar sebebiyle son zamanların en büyük insani felaketlerinden birisi Suriye''de yaşanabilir. Bunun için bir an evvel yoğun bir insani yardım kampanyası başta Türkiye ve İslam ülkeleri olmak üzere tüm dünyada başlatılmalı. Soğuk veya başka sebeplerle ortaya çıkacak salgın hastalıklara karşı hem mülteci kamplarında hem de Suriye''de acilen tıbbi çalışmalar hızlandırılmalı, ihtiyaç olan bölgelere sahra hastaneleri kurulmalı.
Vakit kaybetmeden kriz derecesine göre bazı bölgelere insani yardım koridoru açılması için çalışmalar yoğunlaştırılmalı. İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ve diğer çatı örgütler Suriye konusunda sürekli ve etkin inisiyatifler almalılar. Suriye''de yaşanan kriz ve bu krizin insani boyutu insanlık ve özellikle tüm Müslümanlar için ağır ve büyük bir imtihan. Şu ana kadar bu imtihanda başarısız olundu. Akan kan durdurulamadığı gibi muhtaçlara da büyük oranda ulaşılamadı. Yarın çok geç olabilir. Bugün Suriye için seferberlik vakti!
* İslam Dünyası Sivil Toplum Kuruluşları
Birliği (İDSB) Genel Koordinatörü
Bu yorumu Spam olarak bildirdiniz. Talebiniz değerlendiriliyor.