Çerkesler'in dramını herkese anlatacağım

Kübra&Büşra
00:005/10/2008, Pazar
G: 4/10/2008, Cumartesi
Yeni Şafak
Çerkesler'in dramını herkese anlatacağım
Çerkesler'in dramını herkese anlatacağım

Yaprak Dökümü dizisinin 'sansar Oğuz'u' Tolga Karel'i şu sıralar yapımcılık heyecanı sardı. Rusya'nın 1876 yılında Çarlık döneminde yaptığı Çerkes soykırımını anlatan bir film projesi üzerinde çalışan Karel, yaşanan dramı gözler önüne serecek...

Tolgo Karel, Üç sezondur yayınlanan Yaprak Dökümü'nün “Oğuz” karakteriyle izleyiciyle buluşuyor. Ama belki de bir çoğunuz onu benim gibi magazin programlarında gazetecilelre tartışırken görmüşsünüzdür. Ama aslında herşey Bekir Hazar'ın bir Pazar yazısıyla başladı. Yazı Tolga Karel'den bahsediyordu. Karel'in Çerkes Soykırımıyla ilgili bir film projesi varmış. Konuyla isim tezat gibi geldi önce. Karel'in böyle bir yönünün olduğundan haberdar olmayan bizler bu soykırımı bir de Tolga Karel'den dinleyelim dedik. Hemen söyleyeyim kendisi Çerkes değil ama soykırım onu çok etkilemiş. Bu filmi çekmeye öyle istekli ki; yönetmenin ismi bile hazır: Çağan Irmak
Kübra

Rusya Çarlık döneminde 1876 yılında 1 milyon Çerkes'i toprak vaadleriyle bir gemiye bindirerek Türkiye'ye gönderir... diye başlıyor Çerkeslerin hikayesi. 50 yıl soykırıma maruz kalan halk yıllarca kültürlerini içlerinde sindirerek yaşamışlar. Bugün Türkiye'nin dört bir yanında varlıklarını sürdüren Çerkesler için belki de yeni bir dönem başlamak üzere. İlk defa yaşanmış olaylardan ele alınarak çekilecek olan filmde kendi tarihlerini yakından tanıma fırsatı bulacaklar ve belki de sadece onlar değil Türkiye'deki bilmeyen bir çok kişi bu tarihle yakından ilişkilenecek. Kendisi Çerkes değil ama konuyla yakından ilgilenen bir isim Tolga Karel. Kim bilir belki açtığı yol, birçok bilginin habercisidir.
Büşra



Uluslararası ilişkiler okudunuz. Kimse bir sabah kalktığında “ben artık oyuncu olacağım” demez. Nasıl karar bu?

Babam bürokrat olduğundan hep devletin içindeydi ve bir dönemin en ideolojik polislerinden biriydi. Babamın yönlendirmesiyle uluslararası ilişkileri Fransızca okudum. Ama aslında küçüklüğümden beri konservatuar okumak ve hayatın görünmeyen taraflarını film yapabilmek istiyordum. Yaprak Dökümü'ndeki Oğuz karakteri de hayatın bir gerçeğiydi ve toplumda var olan bu karakteri özellikle jönlük vasıflarına sahip biri tarafından hiç yansıtılmadığını düşündüğüm için oynamayı kabul ettim.

İlk rolünüzü neden kötü bir karakter üzerinden seçtiniz peki?

İyi bir oyuncu her rolü yapabilmeli. Bundan iki üç yıl öncesine kadar aşk ya da toplumsal yaşamı ele alan dizilerde sadece iyiyi gösterme durumu vardı. Kötü karakterler hep çirkindi. Ben bu rolü kabul ettiğim zamanlarda kimse kötü karakteri oynamaya niyetli değildi. Ama artık öyle değil.

Mesela?

Kenan İmirzalioğlu Kabadayı filminde kötü bir karakteri canlandırdı.

Yakışıklı adamlar artık kötü adam olmayı mı daha seçkin buluyorlar?

Öyle mesela yine; Kıvanç Tatlıtuğ Aşkı Memnu'da kötü birini canladırıyor. Bir de dünyadaki bütün kötü karakterleri en iyi oyuncular oynuyor. Bir Good Father da Marlon Brando iyi bir adam değildir. Al Pacino, Jack Nicholsan gibi.

Sanem Çelik, Kara Melek karakteriyle çıkış yapmıştı ve uzun yıllar öyle anıldı. Rol üzerime yapışır endişesi duymadınız mı?

Duymadım çünkü benim farklı bir şirinliğim olduğuna inanıyorum halkın gözünde. Çünkü iki yıl içerisinde sadece Oğuz karakterini değil, Tolga Karel'i de gördü insanlar iyi veya kötü.

Bu oyunculuk tercihiniz de fiziğinizin etkisi oldu mu?

Kullanışlı bir yüzüm var.

Jönmüsünüz peki?

Değilim çünkü Jön döneminin bittiğini düşünüyorum. Karakter oyuncusu olduğunuzda da fizyolojiniz önemli oluyor. Şizofren ya da iş adamı olsanız da şekil çok önemli ama salt yakışıklı olmak bir şey ifade etmez tabi ki. Yoksa manken ajanslarında çok yakışıklı insanlar var. Benim tercihim de on yıl sonra iyi bir karakter oyuncusu olmak. Her rolü yapabilmeliyim.

Bunun için ne yaptınız mesela?

Çağan Irmak'la bir projem var. Orada 'Cenin'i oynuyorum fantastik bir film. Bir de Kanuni projemiz var. 10 Ekim'de başlayacağım “Geçit” diye bir sinema filmim var orada da komiseri oynuyorum.

Okul yıllarına dönelim. Fransa'ya gittiniz ve orada yüksek lisans yaptınız. Peki Fransa'da ne gördünüz?

İki yıl Türk olduğumu söyleyememiştim çünkü Fransızların en fazla dışladıkları ama onlarla da yaşadıkları iki ırk var; Türkler ve Araplar. İkinci sınıf vatandaş olma durumunu yaşadım.

Dışlanma gördünüz mü?

Dışlanmayı etnik gurupların içine girdiğiniz zaman görüyorsunuz. Tipiloji olarak yaşamadım. Belki de bu beni Türklere benzetmedikleri içindir.

Bekir Hazar köşesinde Çerkes soykırımını anlatan bir film projeniz olduğundan bahsediyor…

Evet bu projeyi son üç aydır araştırıyorum. Çerkes değilim ama Türkiye'de o veya bu şekilde Kafkasya'dan göç eden on üç milyon insan yaşıyor. Geçmişte üstü örtülmüş kabullenilmeyen bir soykırım var. Bu konuyla ilgili çok güzel anektotlar yakaladım.

Konuyla nasıl ilişkilendiniz?

Konunun dramatolijisi beni çok etkiledi ve Çerkes bir yakınımdan Çerkes soykırımı ile ilgili hikayeler dinledim. “Bu konuyu sinema filmi olarak değerlendirmek istermisin?” dedi. Sonra konuyla ilgili bazı seyehatlerim oldu. Bu olayları yaşamış Çerkeslerle konuştum ve beni çok etkiledi.

Nasıl bilgilere ulaştınız?

Çerkes Devlet Başkanı Türkiye'ye sürüldükten sonra hamallık yapmış. Ama bir zaman sonra devlet başkanı satatüsünde gömülmüş. Çerkeslerin bir dönem neden balık yemediklerini öğrendim.

Neden balık yemiyorlar?

Çünkü Ruslar ölenleri gemiden tahliye ettikten sonra “bırakın balıklara yem olsun demişler ve o günden sonra Çerkesler de balık yememiş.

Bir çok Çerkesle görüştünüz ne anlattılar size?

Köklü bir kültürleri ve kendilerine ait dilleri var ama yeni jenerasyon bunu bilmiyor. Bütün Çerkeslerin ortak bildiği şey geçmişte ciddi bir soykırım olduğu. Mesela; Çerkesler Rusya'dan tasfiye için gemiye bindiklerinde daha yeni doğan bir bebek kadının kucağında ölüyor. Çocuğunu Ruslar tarafından denize atılmasın diye bir ay bebeğin çürümüş bedenini kucağında sallıyor ki toprağa indiğinde gömebilmek için. Bu yaşanmış bir hikaye ve büyük bir dram. Bunun dışında bir bardak su için kişilerin ağızlarındaki altın dişleri sökmüşler. 1 milyon insan gemilere bindirilmiş ama sadece 400 bin kişi Türkiye'ye gelebilmiş.

Neden?

Bir çoğu soğuktan bir kısmı hastalıktan ve açlıktan ölmüş. Vaad edilen topraklarla o gemiye bindirmişler ve bu sözü de tutmamışlar.

Peki Rusya'nın Çerkeslere soykırım yapmasındaki sebep nedir?

Irk yüzünden yapılmış. Çünkü azınlıkların haklarının korunmaması hala devam ediyor. Gürcistan olayına baktığınızda da onu görüyorsunuz. Göç 1876 ile 1920'li yıllara kadar devam ediyor.


ÇERKESLER TOPRAK VAADİ İLE KANDIRILDI
Türkiye'de ne kadar Çerkes var?

7 milyona yakın.

Nasıl yaşam sürüyorlar. Sosyal hayatlarını gördünüz mü?

Tabi artık şekillenmiş yaşam stilleri oluşmuş ve bu ülkeye ayak uydurmuşlar. Ama bir bölümü çok tutucu. Mesela; Gürcistan Rusya savaşında, Türkiye'de yaşayıp Gürcistan'a savaşmaya giden Çerkesler var.

Rusya'dan Türkiye'ye göç ettiklerinde sadece Türkiye'ye mi gelmişler yoksa başka coğrafyalara da dağılmışlar mı?

Başka noktalara dağılanlar var ama ağırlıklı olarak Türkiye'ye gelmişler. Özellikle Karadeniz şeridinde çok fazla çerkes var. Yine de Anadolu'nun her yerine bir şekilde dağılmışlar. Çünkü o zaman Abdülhamit dönemi gelmeleri için çağrıda bulunuyor.

Nasıl bir muamele görmüşler peki?

1920'de sıkıntılı bir dönemdi Türkiye için. Rusya'dan çıktıklarında orada bir rejim değişirken Türkiye'ye geldiklerinde ise başka bir rejime geçmiş. O arada da istedikleri olmamış ve verilen toprak sözleri tutulamamış.

Ama o dönemde mualif olanlar olmuş…

Evet mesela; Karl Marks diye bir gazeteci İngiliz gazetelerine makaleler yazıyor. Eşitlik istiyorlar. O ve onun arkadaşlarının destekledikleri fikir Rusya'yı genel anlamda kapsıyor. Marks bu soykırıma tanıklık etmiş ve birçok fotoğrafta belgelemiş.

Çerkesler neden Yahudiler gibi olmamış peki?

Baktığınızda Almanya hala soykırımdan dolayı ciddi paralar ödüyor. Sonuçta bir tek orada soykırım yapılmadı. Bugün Afrikada'da bir benzeri yapılıyor.

Peki kimler bu soykırımın üzerini örtmüş?

Belki o dönemin imkanları ve şartlarıyla ilgili. Ama Yahudi soykırımında her şey daha çok belgelenmiş ama Çerkesler bunu belgeleyememişler. Zaten o dönemde Rusyada'da rejim değişiyor. Çarlık yıkılıyor yerine komünizm geliyor. Bir şekilde unutturulmuş.

Çerkesler her şeylerini bırakıp Türkiye'ye gelmeye nasıl gönüllü olmuşlar?

Ruslar'da Çerkesleri gemiye bindirdiklerinde zor kullanmıyorlar. Çünkü ortada toprak vaadi var ama bakıldığında tamamen bir aldatmaca var. Şöyle diyorlar; “bizim paramız değerlidir. Çok yük almayın. O yüzden altınlarınız ağırlık yapar deyip parayla değiştiriyorlar. Ama Türkiye'ye geldiklerinde bir bakıyorlar verdikleri para tedavülden kalkmış.

Çerkesler hangi dine mensuplarmış?

Kafkaslardan geldikleri için köklerinde Şamanizm var ama Müslüman ve Hıristiyan olanları da varmış.

Antero Leitzinger “Sovyet Rusya'nın yıkılışına ve hatta günümüze kadar devam eden Müslüman ve Hıristiyan insanlardan oluşmuş bir topluma uygulanmış planlı bir soykırım olarak ele almalıyız.” diyor…_

Ben dinsel bir durum olduğunu düşünmüyorum. Irkla ilgili. 1870'lerden 1920'ye kadar sürmüş bu durum. Bence çarlık oradaki azınlıkları o topraklardan gönderip kendi ırkını getirmek istemiş.

Soykırım 50 yıl sürmüş. Rusyadaki şimdiki durum nedir?

Hala devam ediyor ki şöyle; 2002 senesinde Uğur Dündar bir geminin kaçırılışıyla ilgili bir haber yapmıştı. O geminin kaçırılmasındaki sebeplerden biri de Rusya'daki azınlık insanlarının haklarının verilmesi ve korunmasıydı.

Çerkesler bu soykırımda neden seslerini yükseltememişler?

Aslında Çerkesler dilleri ve kültürleri olan tek başlarına bir ırk. Hepsinde liderlik ruhu var ve bundan dolayı da lider çıkaramamışlar. Özlerine baktığınız zaman çok cesur insanlar. _Mesela; Shutsejuko Tseyko'nun Çar II. Alexander'a cevabı var:'Belki Kafkasya Rus olacak ama Çerkesler damarlarında kan aktıkça Rus Çarının kölesi olmayacaklar, sağken vatanımızı teslim etmeyeceğiz. Ölüm köle hayatından iyidir. Atalarımızın savaşçı şanına leke sürdürmeyeceğiz; 'Ya kahraman ol ya öl.'


BU FİLME HİÇBİR ÇERKES KARŞI ÇIKMAYACAK

Bu bilgiler filmde nasıl kullanılacak?

Bu fim begesel gibi değil, sinema dili olacak. Gerçeklerden yola çıkılarak o dönemde yaşayan bir aileyi konu alacak. Dolayısıyla ince bir araştırma yapmak gerekiyor. Popüler birşey değil ama o dönemi yansıtacak devlet başkanı ve Karl Marks'ın da yer aldığı bir dönem filmi olacak. Bu filmin içerisinde sürgün, soykırım ve aşk var. O yüzden çok inceliyorum.

Kendinize bir rol düşündünüz mü peki?

Kendim içinde rol alır mıyım bilmiyorum çünkü beni heyecanladıran daha çok hikaye oldu. İçinde olup olmamak ile ilgili bir derdim yok.

Bu hikayede çalışmak istediğiniz isimler var mı?

Evet Mesela; yönetmen olarak Çağan Irmak olsun istiyorum. Oyunculardan ise Çetin Tekindor.

Çerkes olup da sinema sektörüyle ilişkilenen kişiler var mı?

Yahudilerin sinemayla ilişkileri gibi değil. Senarist ve yönetmenler var ama ilgili olup bunu filmini çevirecek olana rastlamadım. Benim kadar ilgilenene de rastlamadım. Ama şuna inanıyorum; Filmde anlatılacak olan hikayeye hiç bir Çerkes karşı çıkmaz. Çünkü onların da yaşadığı yakın tarih sonuçta. Dedelerinin ya da annanelerinin anlattığı hikayelerinin filmde gördüklerinde 'demek böylemiş' diyecekler. Bu da o döneme tanıklık etmiş Çerkeslerle istişare etmek ile olur.

Devletten bir yardım aldınız mı bu konuda?

Evet. Bu konuyla ilgili kitaplar var ve biraz içerisine girdiğinizde orada yaşam öyküleri çıkıyor. O kısımları Kültür Bakanlığı'nın arşivinden faydalandım. Ben bu filmin konu itibariyle yeni bir dönem başlatılacağına inanıyorum.

Sonuç olarak…

Dünyanın en büyük soykırımı olarak Yahudi soykırımı gösterilir ama kayıtlara baktığınızda aslında en büyüğü Çerkes soykırımıdır.