Dünya en “Güzel” tarafından çok güzel bir şekilde yaratılmıştır ve yaratılan her şeyi güzel görmek de bu anlamda Yaratıcı’ya karşı bir teşekkür olarak kabul edilebilir. Ruhun onarılmayı bekleyen bir eksik yanı vardır. İnsan dünya hayatının karmaşasında yaşarken bazen gözden kaçırsa da dört bir yanı güzelliklerle çevrili bir ömrü yaşar. Ruha hoş gelen unsurlarla karşılaştıkça da eksik yanlarını tamamlar. Güzelliğin ruhu tamamlayan bir yapısı vardır.
İslam, insan için makul çerçevede güzel olan her şeye cevaz vermiştir. Dünyanın güzelliklerini ruhuyla buluşturarak insan, bir çeşit kendini yenileme, onarma işine de soyunmuş olur.
Mustafa Uğur Karadeniz’in Ketebe Yayınları arasında çıkan İslam Sanatlarında Estetik kitabı “Güzeli Anlamak” alt başlığı ile çıktı. Kitabın merkezinde güzeli anlamak var. Geniş anlamda Yaratıcı’yı anlamaktır asıl mesele.
İSLAMIN SANAT VE ESTETİĞE BAKIŞI
İslam’ın meselelere bakış açısı konunun ele alınış biçiminin net olarak kavranması açısından önem arz etmektedir. Mustafa Uğur Karadeniz, ele aldığı kavramları İslam perspektifinden merkeze alıyor. İslam’ın sanata ve estetiğa bakış açısını kitabının ilk bölümüne alarak daha sonra anlatacağı konuların temelini atmış oluyor. İslam güzellikler dini olduğuna göre makul çerçevede ortaya konan her eser elbette kıymetlidir. İslam; Kuran, hadis, tasavvuf… merkezli bir bakış açısı ile sanata ve estetiğe de somut yaklaşımlar getirmiştir. İslam’ın sanattan uzak olması düşünülemez. Güzel olana ulaşmak ve güzeli işaret etmek İslam’ın bir hedefidir. Ortaya konan eserlere baktığımızda hayatın içindeki estetik de hemen dikkat çekecektir. Karadeniz bunu İslam-sanat bağlamında açıklıyor.
SANATÇININ KİMLİĞİ
Ortada bir sanat varsa elbette sanatçı da olacak. Sanatın vasıfları belirlenirken aslında sanatçıyı da işaret ediyor tüm oklar. Peki, İslam sanatçının kimliğini nasıl belirliyor? Karadeniz bunu da bir başlıkta ele almış kitapta. Sanatçının İslami duruşu sanatına da yansımak zorunda. Sanatını ortaya koyarken sanatçı, bunu İslam’dan azade bir bakış açısı ile yapamaz. İslam’a tezat bir sanatı ortaya koymak sanatçının duruşundaki sahihliği de gölgeler. Sanatçı, sanatını İslam çerçevesinde bir araç olarak kullanacaksa yapması gereken, islam’ın tavrını eserine yansıtmak olmalıdır. Karadeniz bunu Turgut Cansever’in görüşleri ışığında anlatıyor. Çünkü Cansever’in sanatının temelini İslam oluşturur.
“Turgut Cansever, İslam sanatçısının bir vazifeyle yükümlü olduğunu vurgular biçimde onun ahlaklı olması gerektiğini de belirtir. Bu yüzden onun, insanları etkilemek gibi basit amaçlara yönelmesini bir istismar olarak görür.” (s.93)
Sonuç nettir aslında. Sanatçı eserini ortaya koyarken insanları mı hoşnut etmek istiyor, yoksa Yaratıcı’sını mı? Eğer kendini İslam sanatçısı olarak görüyorsa, cevap nettir.
İSLAM SANATINA DAİR KAVRAMLAR
Mustafa Uğur Karadeniz, İslam sanatına dair kavramları da sıralıyor. Kitapta en geniş yeri de bu kavramlar tutuyor. Tek tek ele alınan kavramlar İslam sanatının daha net bir şekilde anlaşılmasına da kaynaklık ediyor. Açıklık –anlaşılırlık, aşinalık, asembolik, beka arzusunun önüne geçme, fayda-fonksiyonellik, gayrişahsîlik, hendesi, hüsün ve cemal… gibi başlıklar gösteriyor ki İslam her alanda olduğu gibi ifrat ve tefrit ile faydacı olma kıstaslarının sanatta da gayet ölçülü şekilde yerine getirilmesine önem veriyor. İslam’ın bütüncül bir din olduğu ve hayatın her alanına sirayet ettiği gerçeği düşünülünce bu kavramlar sanatın olmazsa olmazı olarak görülmektedir.
Mustafa Uğur Karadeniz, kavramların sanatta karşılığını ve İslam’daki yeri ile sanattaki yerini birleştirerek olması gerekeni örnekler eşliğinde veriyor.
İslam Sanatlarında Estetik kitabı, bir bakış açısı oluşması ve sanat eserlerini kavrama- anlamlandırma bağlamında önemli bir rehber olacak çalışma. Güzeli anlamak ve güzel bakmak kıstasını kuşanmak için İslam’ı işaret eden kaynaklara ihtiyaç var.



Bu yorumu Spam olarak bildirdiniz. Talebiniz değerlendiriliyor.