Ünlü medya patronu Aydın Doğan'ın kızı Arzuhan Doğan Yalçındağ, TÜSİAD Başkanı sıfatıyla her gittiği yerde siyasi mesajlar vermeye devam ediyor. Arzuhan hanımın gündeminde bir süredir Cumhurbaşkanlığı makamının nasıl icra edilmesi gerektiği gibi hassas bir konu var.
Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, “Cumhurbaşkanımızın, iş dünyamıza ilişkin söylemlerini sevindirici buluyoruz, ancak bundan sonra söylemlere değil, eylemlere bakmak lazım” dedi.
Yalçındağ, TÜRKONFED Başkanlar Konseyi toplantısına katılmak üzere geldiği Hatay'ın İskenderun ilçesinde yaptığı açıklamada, genel seçimlerin ve ardından Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin tamamlandığını hatırlatarak, bir siyasi istikrarın da bulunduğunu, bu nedenle bundan sonra yapılması gereken en önemli konunun 'yarım ya da kağıt üzerinde kalmış reformları harekete geçirmek' olduğunu bildirdi.
Türkiye'de artık demokrasinin sindirilmeye başlandığını, bunun sevindirici bir durum olduğunu vurgulayan Yalçındağ, Anayasa değişikliğinin de toplumun tüm kesimlerinin beklentilerine cevap verecek uzlaşmacı bir ortamda gerçekleştiğinde ülkenin önünün daha açık olacağını ifade etti.
Yalçındağ, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün gerek Cumhurbaşkanlığı seçimi, gerekse seçildikten sonra iş dünyasına yaklaşımını olumlu bulduklarına işaret ederek, şunları söyledi:
“Cumhurbaşkanımızın, iş dünyamıza ilişkin söylemlerini sevindirici buluyoruz, ancak bundan sonra söylemlere değil eylemlere bakmak lazım. TÜSİAD olarak, Cumhurbaşkanlığı makamının milletin bütününü kucaklayan, Cumhurbaşkanlığı yetkilerini kullanırken partiler üstü davranan ve hepsinden önemlisi Atatürk'ün koyduğu çağdaş uygarlık hedef doğrultusunda gelişmesinin önünü açan bir makam olması gerektiğine inanıyoruz. Bu nedenle bundan sonra artık söylemlere değil, eylemlere bakmak lazım. Zaten, Cumhurbaşkanımızın söylemlerinde samimiyetsiz olduğunu düşünmek doğru olmaz.”
Yalçındağ bu arada AK Partinin, seçim döneminde milletvekili adaylarını,seçim beyannamesini ve propaganda üslubunu “bir merkez sağ parti olma”hedefiyle şekillendirmiş olduğu izlenimi verdiğini ifade ederken,şunları söyledi:
”Yaratılan bu beklentinin karşılanması gerekir. Ne yazık ki buyaklaşımın kabineye beklendiği ölçüde yansıdığını göremedik. Özellikleyalnızca bir kadın bakanımızın olmasını, seçim öncesi beyanlarlabağdaşmaz bulduk. Bunların olumsuz göstergeler olmadığını düşünmekistiyoruz. Yüzde 47'ye yakın bir oy alarak, sayın Başbakanın deyimiyle(toplumsal merkeze) yerleşmiş bir partinin, geçmiş hatalarınıtekrarlamayacak bir vizyona, iradeye ve öz güvene sahip hale gelmişolduğuna inanmak istiyor ve bunun hükümet icraatına da yansımasınıbekliyoruz. “
Ayrıca “ülkede sınırlı kaynakların, ideolojik temelli kadro seçimlerinin yaratacağı verimlilik kaybını kaldıracak durumda olmadığını” söyleyen Yalçındağ, şöyle devam etti:
“Devlet kadrolarının liyakat, beceri ve yetenek esasına göre seçilmemesi, hükümetten beklenen performansı olumsuz yönde etkileyebilecektir. Öte yandan kadrolaşmada izlenen bazı dolambaçlı yolların da rahatsızlık verici olduğunu belirtmeliyiz. Örneğin Diyanet İşleri bir transit geçiş merkezine dönmüş gözükmektedir. 1999-2002 yılları arasında Diyanet İşlerinden diğer kamu kurum ve kuruluşlarına 4 yılda yalnızca 19 kişi geçmiştir. Bir soru önergesine, ilgili Devlet Bakanının verdiği cevaba göre ise AK Parti hükümetinin görevde olduğu 2003-2006 yılları arasındaki 4 yılda Diyanet İşlerinden diğer kamu kurum ve kuruluşlarına geçenlerin sayısı 1850'dir. Bir yandan bu geçişlere yol açılırken, Diyanet İşleri Başkanlığı da sürekli geniş kapsamlı kadro tahsisi taleplerinde bulunmaktadır. Bunun nasıl bir uygulama olduğunu anlamak mümkün değil.”
Yalçındağ, güneydoğuya yatırıma da dikkat çekerek, iş adamlarının Güneydoğu dahil şartları uygun her yerde yatırım yapmaya hazır olduğunu kaydederek, şöyle dedi:
“Biz öncelikle bölgesel kalkınmaya ağırlık verilmesini istiyoruz, çünkü bu son derece önemli bir olgu. Teşvik mekanizmasının da bölgelerin neye ihtiyacı olduğu, neyin yapılabileceği göz önüne alınarak yeniden elden geçirilmesi lazım. O zaman Türkiye'de bölge ayrımı yapılmaksızın her yere yatırım yapılıyor. Güneydoğu'ya, İç Anadolu'ya, Doğu Anadolu'ya neden yatırım yapılmasın? Yeter ki yatırım şartları oluşsun.”
Yalçındağ, hükümet yetkililerinin de mevcut teşvik sisteminin arzu edilen düzeyde olmadığını kabul ettiklerine işaret ederek, “Bu nedenle teşvik sisteminin her kesimi memnun edecek, ülke ekonomisine fayda sağlayacak düzeyde yeniden ele alınacağına inanıyoruz” dedi.
Yalçındağ, Türkiye'nin ihracatının yarıdan fazlasını Avrupa Birliği'ne (AB) yaptığını, en büyük sermaye ve yatırım desteğini de Avrupa'dan aldığını belirterek, “Bu nedenle AB ile ilişkilerimizi yarın, bugünden daha fazla canlı tutmak zorundayız. Avrupa ekonomisi ile belirli bir entegrasyon içinde olan Türkiye'nin önü açıktır” diye konuştu.






