Reklam
Son Köşe Yazıları

İki soruya cevap
Müslümanların önemli meselelerini dert edinen bir arkadaşımdan iki soru gelmişti, soruları ve cevabımı paylaşıyorum. BİRİNCİ SORU 1-a) Müslüman aileler olarak kız çocuklarımıza, örtünme ve örf adetlerimize uygun giyinme eğitimini sağlıklı ve dinimizin emirlerine uygun olarak verebilme noktasında tavsiyeleriniz nelerdir? 1-b) Malumunuz olduğu üzere tüm medya ve internette yoğun olarak dinimizin emrine aykırı giyinmeyi teşvik eden yayınlar ve propagandalar mevcuttur. Ayrıca anneler bir giyim mağazasına
18 Ekim 2026

Gazze direnişi, modern zihnin ve dünyanın kurucusu Kant’ın buyruğu’na nasıl diz çöktürdü?
Batılıların dünyaya hâkim olmaya, hükmetmeye, çeki düzen vermeye, sömürmeye başladıkları modern saldırıdan Müslümanlar da doğrudan etkilendi. Batı saldırısından sonra hiçbir medeniyet kendi olarak ve kendi kalarak varlığını sürdüremedi. Çin, Hint ve Japonya bile teslim bayrağı çekti, binlerce yıllık medeniyet birikimlerini ellerinin tersleriyle iterek kapitalizmin iflah olmaz kölelerine dönüştüler. Aslında bu onların intiharı anlamına geliyordu. Bunu henüz göremediler bile. Öylesine ayartıcı bir
18 Ekim 2026

AK Parti seçmeni olana razı olmadı fakat partisini terk etmedi
GENAR Türkiye Raporu-Ekim 2026 AK Parti: %33,7 Yeni Parti: %23,3 DEM Parti: %9,5 CHP: %7,5 MHP: %7,2 İYİ Parti: %6,5 Yeniden Refah Partisi: %2,9 Zafer Partisi: %2,8 Anahtar Parti: %2,6 TİP: %1,4 Saadet Partisi: %0,8 BBP: %0,6 Diğer: %1,2 Fon krizinden sonra kamuoyunun merak ettiği en önemli soru, fon krizinin siyaseti ne kadar etkileyeceği meselesi oldu. Bu bağlamda, ilk günlerdeki siyasi hasarın daha yüksek olduğu kanaatindeyim. Eylül sayısında AK Parti’nin oyları %36 bandındaydı. Bugün ise %33
18 Ekim 2026

“Kimsin sen? Şüphesiz sen sen değilsin”
Bir güzel şöyle söyledi: Nasipsizliği sordular meczuba, “vaktin sahibine mülkünde vakit ayırmamaktır” diye cevap verdi. Mülkün O’na ait olduğunu iliklerinde hissedinceye, varlığının O’nun mülkü olduğunu anlayıp O’nda kayboluncaya kadar devam. Bir başka güzel şöyle söylemişti: Kim yürürse kazanır, kim kazanırsa yürümeye devam eder. Bunu yazdırıp odamın duvarına asmak istiyorum. “Men seleke meleke ve men meleke seleke.” Yürüyen kimdir ve kazanç nedir? Eh zaten bunu öğrenmeye geldik dünyaya. “Sanman
18 Ekim 2026

Botokslu Cenaze Kime Ait (27) Boynu bükük kadın çantasını fotoğraflarken...
Bir gören olacak. Görmesiyle ben rezil kepaze… Ne derler? Hoca’nın yanında bir yeni yetme. Çeri çöpü fotoğraflayan bir sünepe. “Sapık var!” diye bağıran olsa. Hani kim demezler, yapışırlar yakamıza. Niye sapık mı desinler? Çöp tenekesinin kenarına bırakılmış bir kadın çantasını bu kadar şevk ile fotoğraflayana ne denir! Atakan kendini Nihat Odabaşı sanıyor zahir. Fotoğrafladığı bir kadın çantası değil de sanki dünya çapında bir model. TÖVBE! Erkeklerin kadın çantası merakına dünya kupası zamanında
18 Ekim 2026

Kimlerin ortalamasıyız?
Bu yazıyı henüz karalarken bir tevafuk yaşadım. Çok kıymet verdiğim bir ağabeyim, ilmî ve insanî çalışmalar için kurduğumuz WhatsApp grubuna şu satırları bıraktı: “Bazı insanlar, ruh aynası gibidir. Onlara baktığınızda kusurunuzu görüp kendinize çekidüzen verirsiniz.” “Abi, pazar yazımın konusunu sen nereden biliyorsun?” diye takıldım. Amerikalı motivasyon konuşmacısı Jim Rohn’a atfedilen meşhur bir söz var: “İnsan, en çok vakit geçirdiği beş kişinin ortalamasıdır.” Kişisel gelişim sloganı deyip
18 Ekim 2026

“Ticaretin kalbinden”
“Eski hâl muhal, ya yeni hâl veya izmihlâl”, meşhur bir sözdür. Ne demek açıklayalım; Eski hâl muhal: Yani geçmişe dönmek imkânsızdır. Ya yeni hâl: Zamanın gereklerine, çağa, ilme ve şartlara uygun yeni bir düzen, veya sentez oluşturmak zorundasınız. Veya izmihlâl: Bunları yapamazsanız yok olmak, mahvolmak ve silinip gitmek kaçınılmazdır. Peki yeni hâl nasıl olacak ya da nasıl olması gerekir veya eskiyi aratmadan yeni hal nasıl olmalı? Bu soruların cevaplarını, İstanbul Ticaret Odası (İTO) Meclis
18 Ekim 2026

Paradan imzaları mı kaldırmalı, ortadan cenazeyi mi?
Paranın üzerinde para basma yetkisini kullanan otoritenin temsilcilerinin imzası bulunur. Bugün kullandığımız para biçiminin ilk günlerinden kalma bir alışkanlıktır. Dünyadaki bu uygulama bizde de bugün sürdürülüyor. Sürdürülüyor amma… Kahır mı, itibar mı, karıştı gitti. El alem araba uçuruyor… Evet, el alem araba uçuruyor. Amma bizde paranın nasıl uçurulduğunu bilseler bırakırlar bu işleri. Kapasitemiz yetmez bu adamlar varken deyip… Fraud tarihine geçecek yepyeni yöntemler buldular. Belki de bizim
18 Ekim 2026

Amerika’da kasım seçimleri yaklaşırken…
Cumhuriyetçiler’in 3 Kasım’daki ara seçimlerde Amerikan Kongresi’nin her iki kanadını da kaybetme ihtimalleri her zamankinden daha güçlü görünüyor. ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattıkları savaşın Amerikalıların gündelik yaşam maliyetlerini arttıran ekonomik sonuçları hâlâ giderilebilmiş değil. Demokratlar’ın elini güçlendiren en önemli koz da bu. Diğer yandan morali bozuk Cumhuriyetçi seçmenlerin sandığa gitmeyebileceklerine dair işaretler de var. Cumhuriyetçiler’in kalesi Teksas’ta 1988’den
18 Ekim 2026

Tanpınar’ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü’ndeki bürokrasi hicvinden hissemize düşenler
Romanları, hikayeleri, siyasetnameleri farklı bir bakış açısıyla okuduğunuzda günümüzle bire bir uyduğunu görebilirsiniz. Nihayetinde hayat ve hayat kalıpları ne kadar değişirse değişsin insan unsuru pek değişmemektedir. Insanın arzuları, hırsları, sevinçleri ve üzüntüleri üç aşağı beş yukarı aynıdır. Bu yazımızda Ahmet Hamdi Tanpınar’ın yıllar önce kaleme aldığı Saatleri Ayarlama Enstitüsü adlı kitabını incelemeye çalışacağız. Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nde geçen olayların hatırlattıkları Saatleri
18 Ekim 2026

Bir Peyâmi Safa müdâfaanâmesi
Bir kitabı hem zevk alarak, hem de üzüntü duyarak okumak mümkün müdür diye sorulacak olursa, ben hemen mümkündür diye cevap veririm. Büyük zatların ölümlerinden sonra hazırlanan kitapları ve bunlardaki yazıları okurken insan bu iki zıt duyguyu birden yaşar. Bu minval üzere, kaleme alınan kitaplardan birini de Yücel Hacaloğlu’nun, “Sevenlerinin Kalemiyle Peyami Safa” isimli eseri teşkil ediyor. 1962 yılında Toprak Yayınları arasında çıkan 80 sayfalık bu kitapçıkta Peyâmi Safa’nın ölümüyle ilgili
18 Ekim 2026

Maslahat, menfaat, mefsedet, mazarrat
Elbette fakih değilim. Fıkıhtan kendime kadar anlıyorum. Dolayısıyla başlıkta yer alan bu deve dişi gibi 4 fıkhi kavram üzerine kalem oynatmaya cesaretim yok. Ancak memleketin maslahatını gözetecek izzetim olduğundan işin uzmanlarından af dileyerek bir şeyler yazacağım. İslam Ansiklopedisi’nden öğreniyoruz “maslahat” kelimesinin anlamını: “Bir şeyin maksada uygun özellikte olması, fesadın zıddı, iyi, uygun, elverişli, yararlı, iyi olana ulaştıran…” Bu tanımdan hareketle “maslahat gözetmek” kişinin
17 Ekim 2026

Türkiye’nin ‘küresel yollarını’ kesenler ve işbirlikçileri…
Bakü’de, ‘Asya’da Güven Artıcı Önlemler Konferansı-CICA’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın yaptığı konuşmanın bazı bölümlerini jeopolitik dile tercüme etmemiz gerekiyor… “… bazı önceliklerin vurgulanması gerekiyor… Birincisi, Hazar Geçişli Doğu-Batı Orta Koridor. Orta Koridor, ‘Kuşak ve Yol Girişimi’nin etkinliğini önemli ölçüde artıracak… İkincisi, Kalkınma Yolu Projesi. Bu proje, Irak ve Türkiye üzerinden Körfez’i Avrupa’ya bağlayacak ve aynı zamanda bölgede ve ötesinde istikrarı ve refahı destekleyecek…
17 Ekim 2026

Müftünün makamı
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) yönetimi tarafından 2018’de kurulan Dünya Müslüman Toplumları Meclisi (el-Meclisu’l-Âlemî li’l-Muctemeâti’l-Muslime, The World Muslim Communities Council), 2023’ün başında Doğu Türkistan’a resmî bir ziyaret organize etmişti. Elbette Çin hükümetiyle koordineli biçimde gerçekleştirilen bu ziyarete 14 İslâm ülkesinden 30’u aşkın isim katıldı. Benzer programlarda olduğu gibi heyete Çinli rehberler eşlik etti, “Şincan”ın ne kadar gelişmiş olduğuna dair sunumlar yapıldı,
17 Ekim 2026

Türk düşüncesi nerede? Güneş-Dil Teorisi’nin metafizik sularında mı?
“Türk Düşüncesi Nerede?” Türkiye Günlüğü dergisinin Ziya Gökalp’in doğumunun 150. yılı vesilesiyle hazırladığı 171. sayısının dosya başlığı bu. Bütün İslamcı endişelerimle kendimi bildim bileli aynı zamanda Türk düşüncesinin serencamını kendime dert etmişimdir. Türk düşüncesindeki kayıp halkaları, Türk düşüncesini zincirleyen faktörler üzerinden bulmayı denemiştim bir çalışmamda. Halkaların oluşturduğu bir zincir varsa Türk düşüncesini neyin zincirlediğini veya Türk düşüncesinin bir aşamada nasıl
17 Ekim 2026

Fazla palamut dert oldu…
Kapitalizmin babası sayılan Adam Smith, serbest piyasayı tarif ederken “görünmez el” (invisible hand) kavramından bahseder. Fikir basittir: Arz ve talep kendi kendine bir dengeye oturur, rekabet kaliteyi artırır, fiyatı düşürür ve nihayetinde bundan toplum kazanır. Peki, kapitalizmin vahşi tarafı ne zaman devreye girer? Arz bollaşıp fiyatlar düşmeye, sermaye sahibinin kâr marjı azalmaya başladığı anda koordineli müdahalelerle piyasayı manipüle etmesiyle… Son günlerde hem bu sürece hem de ‘kendi
17 Ekim 2026

Gümrük Birliği’ne “Made in EU” tehdidi!
Biz içeride siyasi konular, fon piyasasının bir kısmında yaşanan gelişmeler ve ABD-İran Savaşı ekseninde şekillenen gelişmeleri gündem haline getirirken, en büyük ticaret ortağımız olan AB ile ticari ilişkilerimizi geri planda bırakmamalıyız. Herkesin bildiği bir sır olan “Türkiye’nin AB üyesi olmayacağı” gerçeği ile “en büyük ticaret ortağımızın atacağı adımları şekillendirme ya da yönlendirme” zorunluluğumuzun ayrı başlıklar olarak görülmesi gerektiğini bir kez daha hatırlatmakta fayda var. Önümüzdeki
17 Ekim 2026

Allah’a emanet yaşıyoruz
Türkiye’de hayatın ve yaşamanın giderek değişmeyen bir bedeli var artık. Yağmur yağarsa selden, birikimin varsa fondan, paran yoksa enflasyondan korkacaksın arkadaş. Birinde evini su basıyor, diğerinde hesabındaki para buharlaşıyor. Birinde belediyenin altyapısına, diğerinde devletin denetimine güveniyorsun. Sonra bir bakıyorsun ki her iki durumda da sana düşen aynı. Sabretmek, beklemek ve kendinle baş başa kalmak. Tedbir almanın pahalı, hesap vermenin zahmetli, sabretmenin ise bedava olduğu parçalı
17 Ekim 2026

Fjord: ‘Kuzey’de muhafazakar olmak ya da medeni dayatma!
Fjord (fiyort), buzulların aşındırdığı derin vadilerin deniz suları tarafından dolmasıyla oluşan, ince, uzun, çok derin ve sarp yamaçlı körfez anlamına gelir. Yaşam kolay değildir. Başka yerleşim yerleriyle bağlantınız zordur. Yılın uzun bir dönemi kar ve sert kış sebebiyle kendinize kalırsınız. Bu dar çerçevede herkes birbirini tanır ve istemeseniz de yakın ilişki halindesinizdir. Cristian Mungiu’nun Cannes’dan büyük ödülle dönen son filmi Fjord, ismini aldığı bu doğal yapı zemininde ilginç bir
17 Ekim 2026

İtiraf
Yaratılmış her şeyin yaratılmış diğer her bir şeyle muazzam bir irtibatı var. Tek bir istisna fark etmeksizin, zamanı, mekânı, eşyayı, mahluku aşan bir boyutta hem de. Akıl almaz bir kader örgüsüyle her şey her şeye rabtedilmiş. Dünyanın bir ucunda kendi halinde akan bir derenin dünyanın diğer ucunda susuzluk çeken boynu bükük bir çiçekle, ilk yaratılan insanın son ölecek insanla, büyük patlamanın en son üflenecek surla, şimdi sararmış bir çimenin yüz elli milyon yıl önceki güneşle, içtiğimiz bir
17 Ekim 2026






























































































































































