Her hafta 'Adını Feriha Koydum' adlı dizideki Zehra karakteriyle evlerimize konuk olan başarılı oyuncu Vahide Gördüm, televizyon dünyasından olmaktan biraz yorulmuş. Yakın bir zaman içinde ekranlara veda edip, eşiyle birlikte İzmir'e yerleşme planları yapan ünlü oyuncu, küçük bir çiftlik evinde toprakla uğraşacağı, babaannesinden öğrendiği balık tuzlamayı yapacağı, sadece sinema ve tiyatro yapmak için şehre ineceği günleri hayal ediyor
Çok güzel bir çocukluk geçirdim. İzmir'de bir Rum sokağında büyüdüm. Sokakta oynadım. İçinde çok acılar da vardı ama yine de çok renkliydi çocukluğum.
En büyük acı annemin hastalığıydı. Annem uzun yıllar hastanede yatmak durumunda kaldı. Biz babaannemle büyüdük. Çok zeki, çok sosyal, çok güçlü bir kadındı. Annemin eksikliğini kapatmak için uğraştı hep.
Çok söz etmek istemiyorum bundan. Bir zehirlenme hastalığa dönüştü. Gözlerini kaybetti. Ama bu bizim için çok dramatik bir olaya dönüşmedi. Annem de olağanüstü bir kadındı. Belki bu olağanüstü kadınlar beni var etti.
Bir seçimdi. Ama geç karar verilmişti. Önce iktisat fakültesine girdim. Annem, babam ve babaannemi böyle daha mutlu ederim sandım. Babam kamyon şoförüydü ve kazancı belliydi. Ama babama oyunculuk okumak istediğimi söylediğimde ' Sen okumak istiyorsan ben dört yıl daha bu ayakkabıyı giyerim, yine de okuturum seni' dedi. Ve maalesef ne annem ne babam ne de babaannem bugünlerimi görmedi.
Evet. Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Tiyatro-Oyunculuk Bölümü'nü bitirdim.
Okulun son senesiydi. Öyle uzun uzadıya bir dönem yaşamadık. Tanıştığımızın üçüncü ayında evliydik. Benim öğrenciliğim bitmemişti.
Biraz acele olmuş...
İyi ki olmuş. İyi ki doğru insanı bulmuşum ve iyi ki evlenmişim diyorum. Eşim olağanüstü biridir. Hem sevgili hem de yoldaştır.
AST benim için çok önemli. Okuldan mezun olduktan sonra eşimle birlikte Ankara'ya yerleştik. O AST oyuncusuydu.
Ben de orada çalışmaya başladım. Ankara Sanat Tiyatrosu beni beslemiş, büyütmüş, okuldan öğrendiklerimi uygulama imkanı vermiş bir yuva.
(Gülüyor) Evet sağ olsun. Bütün iyi niyetiyle… Bir İstanbul Masalı'ndaki anne rolü için beni önermiş. Önce istemedim. O rekabete hazır değildim. Ama Altan Abi'yi kıramadım. Bende çok derin sevgisi var. Eşim, kızım ailecek geldik görüşmeye. Bana baktılar ve 'Siz fazla sportmen, Avrupalı ve gençsiniz' dediler. Ben bu yaklaşımı çok garip buldum. Çünkü ben bir oyuncuyum. Neyse teşekkür edip ayrıldık. Sonra, 'ATV özellikle sizi çok istiyor' diye geri dönüldü. Ve bu serüven başladı.
(Gülüyor) Teşekkür ederim. Bazen seyirciden de böyle tepkiler geliyor. Başka bir Vahide görüyorlar. O illüzyonu da seviyorum.
Yoo, hayır. Yaşadıklarından ders alabilirsin ama pişmanlık gereksiz zaman kaybı. Memnun muyum? Evet, Ama eksi tarafları da var tabii ki. Çok yorucu. Maskeler hiç inmiyor. Kim samimi, kim değil bilmiyorsunuz. Bunların tedirginliğiyle bazen bocalıyorsunuz.
Zaten hedefim kızımız üniversiteye başladığı zaman topraklarıma geri dönmek. Eşimle birlikte İzmir'in yakınlarında bir sahil kasabasına yerleşmek ve sanatı sadece tiyatro ve sinema için sürdürmek istiyoruz. Eşim doğayı toprağı çok seviyor. Ben de yemek yapmayı, babaannemden öğrendiğim balık tuzlamayı falan seviyorum. Bu kararımı tekrar gözden geçirdim ve 'Yok, ben artık gitmeliyim' dedim.
Kişilik olarak uygun değilim bu ortama. Paramı alayım da ne olursa olsun diyemiyorum. Uyum sağlayamıyorum.
Bir İstanbul Masalı ile başlayan algı yüzünden bu tip roller geliyor. Ama ben bundan hiç yüksünmüyorum. Derdim bana köpürteceğim karakterler getirsinler. Ben çoğaltırım o karakteri. Feriha'daki Zehra karakteri mesela. Severek oynuyorum.
Ben o en alttaki insanları çok iyi tanıyorum. Benim geldiğim yer orası. Zor elbette ki… Ama insan nereden başladığını düşünüp ağlamaktansa, nereye gideceğini hesap edip hedef belirlemeli.
Evet. Labirent Tolga Örnek'in filmi. Senaryoyla ilgili fazla bir şey söylemeyeyim. Yönetmenimizin de özel bir isteği bu. Ama orada istihbarat ajanı bir kadını canlandıracağım ve bu bir aksiyon filmi.
Bir yıldır spor yapıyorum antrenörümle. Hazirana kadar silah eğitimimiz olacak. Birkaç sahne için birkaç yakın dövüş hareketi öğreneceğim. Çok heyecan verici benim için. Çocuklarım onlar benim. Bekletiyorum. Henüz daha doğmadılar.
Levent Semerci senaryoyu getirdiğinde 'Vahide, annem' demişti. Benim için çok özel, çok kutsal. Kalbimin üstünde taşıyorum o rolü.
21 Şubat'ta çekimlerine başlanacak. Dilerim filmi Levent'in annesinin hak ettiği yere götürürüm. Benim için çok büyük bir sorumluluk. Senaryoyu yine anlatmayayım. Ama şöyle söyleyeyim. 68 kuşağıyla gelen o siyasi olaylar, insanların işkencede ölmeleri, bir şekilde yaralar kabuk bağladı. Ama annelerin yaraları kabuk bağlamadı. Annelerin yaralarını kimse sarmadı. Film yaraları sarılamayan annelerin hikayesi. İnşallah o karakteri başımın üzerine çıkarırım. Benim için çok hassas bir karakter, çok önemli bir görev. Etkileyici bir film olacak belli ki Olağanüstü. Emin olabilirisiniz. Ben çok heyecan duyuyorum. İki yavrum var şu anda. Biri Labirent, biri Ayhan Hanım.
Eğer yazarından gerekli izinleri alabilirsek gelecek sezon bir romandan oyun yapacağım.
Yok, şimdi söylemeyeyim. Çünkü olur da izin alamazsak ağızlarda pelesenk olmasını istemiyorum.
Yok, hayır. Onun kıvamını iyi tutturmak lazım. O popülerliği beslemek, altını doldurmak lazım. Yoksa sadece günlük anlık durumlarınızla ilgili konuşulacak olanlar kimseni yararına değil.
Akademi 35.5'un köklerinde, Ankara Sanat Tiyatrosu geleneği vardır. AST her yıl sınav açar, yırdun çeşitli yerlerinden yetenekli arkadaşlara eğitim verirdi. Bu eğitimlere ben yıllarca eğitmen olarak katıldım. AST'tan ayrıldıktan sonra da böyle bir şey arzuladım hep. Yani AST'ın ve Dokuz Eylül'ün geleneğini buarada sürdürmeye karar vermiştim. Parayı kazanınca da bu benim için elzemdi.
35.5, çünkü biz İzmir Karşıyakalıyız. (Gülüyor) Bu kadar da havamız olsun.
Bu işi yapmayı ne kadar istiyorsun? Ve lütfen önce insan ol. İnsan olmayı unutma. Benim işim bu, ben bunun için eğitim aldım. Senin işin marangozluk. Sen de kapı yapıyorsun. Beni senden ayıran üstün kılan bir şey yok. Egoları oyunun içinde bırakıp hayata taşımamak lazım. Hayata taşırsanız insanlıktan uzaklaştığınız nokta orası. İnsan olduğunu unutmayacaksın.
Canlandırdığı karakterlerle milyonların gönlüne taht kuran Vahide Gördüm, doğmamış çocuklarım dediği yeni sinema filmlerinin heyacanını yaşıyor. Labirent'te bir ajanı canandıracak olan Gördüm, Ayhan Hanım'da ise yaraları sarılmamış annelerin hikayesini anlatacak.






