
Hüseyin Rahmi Göktaş’ın Ketebe Yayınları’ndan çıkan “Kökses Teorisi Türkçenin Geleceği” kitabı, dil üzerine yeni bir düşünce alanı açıyor. Bu kitabıyla Türkiye Yazarlar Birliği’nden 2022 yılında dil alanında ödül alan Hüseyin Rahmi Göktaş, 90’lı yıllarda Türkçe üzerine düşünürken, dilde tuhaf bir çekicilik fark ettiğini söylüyor. Sonu “nç” ile biten “sevinç, gönenç, bilinç, inanç” gibi kelimelerin insana sınırda bir kavrayış sunduğunu gören ve buna hayran kalan Göktaş, Türkçe üzerine düşüncelerini derinleştirerek Kökses Teorisi’ni ortaya çıkarıyor.
Hüseyin Rahmi Göktaş’ın Ketebe Yayınları’ndan çıkan “Kökses Teorisi Türkçenin Geleceği” kitabı, dil üzerine yeni bir düşünce alanı açıyor. Bu kitabıyla Türkiye Yazarlar Birliği’nden 2022 yılında dil alanında ödül alan Hüseyin Rahmi Göktaş, 90’lı yıllarda Türkçe üzerine düşünürken, dilde tuhaf bir çekicilik fark ettiğini söylüyor. Sonu “nç” ile biten “sevinç, gönenç, bilinç, inanç” gibi kelimelerin insana sınırda bir kavrayış sunduğunu gören ve buna hayran kalan Göktaş, Türkçe üzerine düşüncelerini derinleştirerek Kökses Teorisi’ni ortaya çıkarıyor.
Kökses Teorisi’nin bütün dillerin varlık sebebi olduğunu, dilden öte sesi temel alan bir düşünce olduğunu belirten Göktaş, “Türkçe’de gördüğüm derinliği, Türkçe’nin içinden tanımak, dışarıdan bilgi eklemeden çözmek için başladım. Kökses Teorisi yazılı harfleri değil sesleri temel alan, sesle anlam arasındaki ilişkiyi yaklaştıran bir dil kuramıdır. Kelimelerin kökü olan yapıların daha da gerisinde tek hecelik seslerin olduğunu ve anlamın en yoğun halini taşıyan bu yapıların tanıdığımız anlamlara benzemediğini, ancak başka yapılarla bir araya gelerek seyreldiği ve sınırlandığında tanıdığımız anlamları bulabildiğimiz zorlu köklerdir” dedi.

ŞİİRLERİN GÜCÜ DİLİN KATMANINDA
Düşüncelerimizin de dilin ilkelerine tabi olduğunu söyleyen yazar, “Türkçe’nin çok yüksek seviyelere erişebilecek derinlikte bir dil olduğunu sezmiştim. Amacım arada şairlerin bazı mısralarında temas ettiği o seviyenin sadece şiirin gücünden değil dilin katmanlarından olduğunu gösterebilmek ve arada temas edilen değil sıralı bir düşünüşü yürütecek alt yapıyı dilde açmaktı” diye anlatıyor.
Dil üzerine çalışanların kitabı okurken kabul etmekte zorlanacağı bir örgü ile karşılaşacağını aktaran Göktaş, kitabının ödüle layık görülmesini “Türkçe’ye başka bir derinlikten bakılmasına katkı sağlayacak ve Türkçe’nin diller içinde alelade bir dil olmadığını gösteren böyle bir kitabın ödül almış olması beni çok mutlu etti” sözleriyle değerlendirdi.







