İstanbul’dan önce Frankfurt, Kudüs ve Prag fuarlarına katılan Mautner, Türk ve Macar mutfaklarının birbirine çok yakın olduğunu söylüyor. Bir ülkenin veya toplumun kültürünü araştırırken o insanların ne yediklerine, nasıl yediklerine kısacası mutfak kültürüne da bakmakta fayda var. Bu, bize o insanlar hakkında pek çok bilgi verir. Mautner, bu anlamda sadece bir yemek yazarı değil. O aynı zamanda diğer kültürlerin mutfaklarını da derinlemesine inceleyen bir araştırmacı. Dünya mutfakları hakkında engin bilgi ve tecrübeleri var. Türk mutfağı ise en sevdiklerinden. Budapeşte’de döner, kebap gibi çok fazla fast food restoranı olduğunu söyleyen Mautner, cesur girişimcilere sesleniyor: “Eğer birisi Macaristan’da Türk restoranı açmak istiyorsa bir fast food restoranı olmasın. Macaristan’a zarif, şık bir Türk restoranı açsınlar, lütfen”
Mautner’in 6 yemek kitabı var. Bunlardan 3 tanesi yemek kültürleriyle ilgili. Çok satanlar listesine girmiş olan ilk kitabında çok fazla Türk yemeği bulunan Mautner, Macaristan’da insanların bu yemekleri çok sevdiklerini söylüyor. Dünyada Macar mutfağı dendiğinde hemen herkes Gulaş’ı söylüyor ama Mautner Macaristan mutfağının sadece Gulaş’tan oluşmadığını göstermek istiyor. Türkiye’de Macar yemeklerini anlatmak ise onun için çok kolay. Çünkü arada 150 yıllık ortak bir geçmiş var ve iki ülkenin mutfak kültürleri birbirine çok benzer. Hatta bu mutfak sözlüğüne bile yansımış. Kayısı, bıçak, patlıcan, tarhana Macaristan’da da aynı isimlerle anılıyor. Mautner, “Macar mutfağı kırmızı biber ile meşhur ama Macaristan’a kırmızı biberi getiren Türklerdir. 16 yüzyılda Türklerin Macaristan’a gelişiyle birlikte Macarlar kırmızı biber ile tanıştılar” diyerek Macaristan’ın meşhur kırmızı biberinin de asıl sahibinin Türkiye olduğuna dikkat çekiyor.
Mautner Macaristan’da çok sevilen bir yemek programı sunuyor. Bu programda sıklıkla Türk yemekleri yaptığını belirten Mautner’in çok sevdiği yemekler arasında lahana ve biber dolması bulunuyor. Programda sürekli Türk yemeklerini anlattığı için Macaristan’da insanlar onu Türk mutfağının bir elçisi olarak görüyorlar. İstanbul’a çok sık gelen Mautner’in en sevdiği restoran ise Kadıköy’de bulunan Çiya. İstanbul’a her geldiğinde bir şeyler de almayı ihmal etmeyen Mautner, en çok erişte ve yufka alıyor. Gaziantep ise onun en çok gitmek istediği şehir.
“Budapeşte’de sadece yemek kitapları içeren özel bir kütüphane var, oraya gidip kitapları karıştırmaya bayılıyorum. İstanbul’da da Osmanlı yemeklerini anlatan kitaplar alıyorum. Günümüz mutfağının ilhamını geçmişten aldığına inanıyorum. Bazen televizyon programımda 1920’lerden, 1930’lardan kalma bu tarifleri yapmaya çalışıyorum. Hayatımız çok değişti, o yemekler bugün yenmiyor. Bu yüzden insanların tepkisini görmek beni heyecanlandırıyor” diyen Mautner, bizi bugünlerde yemek alanında ciddi atılımlar yapan ve gurmelerin dikkatini çeken Budapeşte’ye davet ediyor.
Bu yorumu Spam olarak bildirdiniz. Talebiniz değerlendiriliyor.