14/7/1965 tarihinde kabul edilen 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu memur statüsünde bulunan yaklaşık 2,5 milyon memur hakkında uygulanan en eski Kanunlardan birisidir. Ancak, bu Kanunda çok ciddi değişiklikler yapılmış olmasına rağmen hala birçok maddesinin uygulanıp uygulanmayacağını birçok personelin bilmesi mümkün değildir. Çünkü, Kanundaki madde metinleri aynen durmasına rağmen başka kanunlarla zımnen mülga olmuştur.
Bu Kanundaki zımnen mülga olmuş maddelerin bu zamana kadar hala kaldırılmamış olması yaklaşık 2,5 milyonluk memur kitlesi adına üzüntü vericidir. Her memurun personel uzmanı olmasını beklemek doğru değildir. Memurların haklarının ve sorumluluklarının yer aldığı 657 sayılı Kanunun her memur tarafından okunduğunda anlaşılır olması da haklı bir talep olsa gerektir. Maalesef okuduğunda uzmanı dışında anlayan sayısının azlığını ifade etmek isteriz. Hele de bazı maddelerinin varlığını koruduğu halde başka kanunlarla kaldırılmış olmasını ancak uzmanı olanlar anlayabilmektedir. Sorumluluk mevkiinde olanların bu tespitleri yapıp biran önce Meclise düzenleme sevk etmesi gerekirken neyi ve niçin beklediğini doğrusu anlamakta zorlanıyoruz.
Bu Kanunun kapsam maddesine bakıldığı zaman ciddi bir düzenlemeye ihtiyacı olduğu bir bakışta görebilecek türden olduğu için detayına girmek istemiyoruz. Halbuki bir kanunun en önemli maddelerinin başında kapsam maddesi gelmektedir.
Diğer yandan istihdam şekillerini düzenleyen maddeye baktığınızda bu maddede belirtilenler dışında da birçok istihdam çeşidinin olduğunu görürsünüz. Hele de dört istihdam şekli dışında personel çalıştırılamayacağı başlıklı maddede yer alan; "Bu Kanuna tabi kurumlar, dördüncü maddede yazılı dört istihdam şekli dışında personel çalıştıramazlar." amir hükmünü görünce şaşırıp kalırsınız.
Yine kadroların tespiti başlıklı 33 üncü madde, kadroların hazırlanması başlıklı 34 üncü madde ve kadro cetvelleri başlıklı 35 inci maddenin 190 sayılı KHK ile birlikte yıllardır uygulama imkanı kalmamış olmasına rağmen kimse tarafından sorgulanmadığını anlamak mümkün değildir.
Kanunda öyle düzenlemeler vardır ki başka kanunların yasakladığı bazı hususların ödüllendirildiğini görürsünüz. Şaşırtıcı olmasına rağmen maalesef gerçekler böyledir.
Bu bağlamda 657 sayılı Kanunun 36 ncı maddesinde; "Avukatlık stajını açıkta iken yapanlara iki, memuriyette iken yapanlara bir kademe ilerlemesi uygulanır." hükmü yer almaktadır. Halbuki 1136 sayılı Avukatlık Kanununa göre memuriyette iken avukatlık stajı yapmak yasaktır ve stajın iptaline sebeptir. Gelin görün ki düzenleme aynen yerinde duruyor. Bu hükme göre, memurken avukatlık staj belgesini getiren bir personele bir kademe verilir mi diye sorarsanız, hüküm gayet açık olduğu için elbette verilecektir diye cevap veririz. Ancak, baroya bildirim yapıldığında da staj iptal edilecektir.
Yine hala bu Kanunda Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu Başkan ve Üyelikleri ifadelerinin durması dahi bu Kanunun biran önce değişmesi gerektiğinin açık bir göstergesidir. Halbuki 6085 sayılı Sayıştay Kanunu ile Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu Başkan ve Üyelikleri kaldırılmıştır.
Ayrıca, bu Kanunda yer alan atama yapılacak boş kadroların bildirilmesi başlıklı 46 ncı madde ve duyurma başlıklı 47 nci maddelerin hala varlığının niçin sorgulanmadığı anlaşılır bir durum değildir. Hele de hastalık ve analık sigortası başlıklı 188 inci maddesinin varlığını anlayan birisi varsa beri gelsin ve bize anlatsın. Bu maddenin hiçbir şekilde bu Kanunda olmaması gerekirken maalesef yıllardan beridir yerini koruduğunu görürsünüz. Bu şekilde örnekleri çoğaltabiliriz ama maksadı hasıl etmeye yeteceğini düşündüğümüz için bu kadarla iktifa etmek isteriz. Hiç kimse yapılacak personel reformu mazeretini ileri süremez. Çünkü, zaman zaman çıkarılan torba kanunlarla bu tür komedi durumlara son verilebilirdi ancak, verilmedi.
Memur sayısı için özellikle tahmini ifadesini kullandık. Çünkü, Devlet Personel Başkanlığının tutmuş olduğu memur sayısı verileriyle Maliye Bakanlığının tutmuş olduğu memur sayısı verileri arasında ciddi farkların olduğunu görürsünüz. Bu konuda hala her kurumda çalışan memur sayısının manuel olarak tutulması anlaşılır bir yöntem değildir. Halbuki Maliye Bakanlığı Muhasebat Genel Müdürlüğünün bazı kamu kurumlarının kullanımına açtığı ve kullanımı bu kurumlar için zorunlu olan say2000i programı daha da geliştirilerek bütün kamu personeli bu programdan izlenmelidir ya da personelle ilgili başka bir takip programı yapılmalıdır diye düşünüyorum. Devletin çalıştırdığı personel sayısını net olarak bilmemesi ve sorulduğunda da hesap makinası ile tespit etmesi kadar üzüntü verici bir durum olamaz.
Türkiye İstatistik Kurumunun 2012 yılı verilerine göre; 31 Mart 2012 tarihi itibarıyla kamuda 2 milyon 435 bin 169''u kadrolu personel, 170 bin 686''sı sözleşmeli personel, 351 bin 448''i sürekli işçi, 19 bin 673''ü geçici işçi, 21 bin 946''sı geçici personel ve 112 bin 738''i de diğer personel olmak üzere toplam 3 milyon 111 bin 660 kişi çalışmaktadır. Bu rakamların birçok ülkenin nüfusundan çok olduğu düşünüldüğünde yukarıdaki açıklamalarımız daha iyi anlaşılacaktır.
Görüleceği üzere, anlık olarak personel sayılarının izlenmesini mümkün kılan bir programın hala kullanılmaması hem üzücü hem de düşündürücüdür. Bahsedilen rakamlar eşya rakamı olmayıp personel rakamından bahsediyoruz. Diyeceksiniz ki böyle Kanuna böyle hesaplama çok bile, ilgililere ilanen duyurulur.
Bu yorumu Spam olarak bildirdiniz. Talebiniz değerlendiriliyor.