Kadınım, bitanem...

00:007/03/2009, Cumartesi
G: 3/09/2019, Salı
Ahmet Evren - Cumartesi

Kadın olmak zor zanaat! Gerçekten zor. Onlar bilmiyor ama en az onlarla birlikte olmak kadar zor… Hayata can veren de, cana can katan da ama bazen adamı canından bezdiren de kadınlar değil mi? Her işin başı onlar ve bu hayatın onlarsız pek de bir anlamı yok. Öyle bir seviye ve takdir ki; anlat anlat bitmez onların hayatımızdaki yerleri. Elleri öpülesi, sevgileri tapılası güzellikler onlar. Kimi ana, kimi bacı, kimi eş, kimi sevgili... Hepsi de her zaman haklı! Ama üzülüyorum gerçekten, tutturmuşlar

Kadın olmak zor zanaat! Gerçekten zor. Onlar bilmiyor ama en az onlarla birlikte olmak kadar zor… Hayata can veren de, cana can katan da ama bazen adamı canından bezdiren de kadınlar değil mi? Her işin başı onlar ve bu hayatın onlarsız pek de bir anlamı yok. Öyle bir seviye ve takdir ki; anlat anlat bitmez onların hayatımızdaki yerleri. Elleri öpülesi, sevgileri tapılası güzellikler onlar. Kimi ana, kimi bacı, kimi eş, kimi sevgili... Hepsi de her zaman haklı! Ama üzülüyorum gerçekten, tutturmuşlar bir Kadın Hakkı... Hakkı Bey, kusura bakmayın! Lafım size değil elbette. Yarın Dünya Kadınlar Günü ya, o bakımdan böyle dedim. Siz de bilirsiniz zaten; "Kadın Hakkı" yoktur ama onların herşeye hakkı vardır! Ben bunu bilir, bunu söylerim. Tüm kadınların "Dünya Kadınlar Günü"nü kutlarım! Sonsuz sevgim, saygım ve bitmeyen hasretimle...

Harun Reşit''i bilir misiniz?

Harun Reşit, Abbasiler''de 786-809 yılları arasında hüküm süren beşinci ve en tanınmış halife. Onun zamanında Abbasiler girdikleri savaşlarda çok büyük başarılar kazanmışlar. İşte o savaşlardan birinde bir generali Abbasiler esir almış ve Harun Reşit''in karşısına çıkarmışlar. General, canının bağışlaması için halifeye yalvarırken Harun Reşit bir şart koşmuş generale. "Kadınlar en çok ne ister?" sorusunun doğru cevabını bana getirirsen seni bağışlarım demiş. General bir şey söylemeyi düşünmüş ama susmuş. Ne söylese canından olabileceğini bildiğinden vurmuş kendini yollara. Araştırmış, sormuş, soruşturmuş ve sorunun cevabını kaf dağının ardında bir cadının bildiğini öğrenmiş. Hikaye bu ya, gece gündüz at üstünde yol alarak cadıyı da bulmuş. Hoş onu bulana kadar generallikten falan eser kalmamış ama karşısında gayet marur bir şekilde "Sen biliyormuşsun, söyle bakalım; Kadınlar en çok ne ister? demiş... Cadı da cevabı vermeden bir şart daha koşmuş generale; "Evlen benimle!" Ancak evlenirsen söylerim demiş. Cadı tabii, yüzüne bakılır gibi değil ama general çaresiz kabul etmiş. Cevabı öğrenen general gitmiş Harun Reşit''in karşısına ve "Kadınlar en çok kendi hür iradeleriyle hareket etmek ister" demiş. Harun Reşit, generalin canını bağışlamış ve salıvermiş. General de cadıya verdiği "Evlilik" sözünü tutmuş ve evlenmiş onunla. İlk gece cadı bir afete dönüşmüş generalin kollarında. General şaşkın şaşkın bakarken cadısına, pardon karısına... Cadı durumu açıklamış general kocasına... "Ben günün yarısı böyle, diğer yarısı da bir cadıyım işte" demiş. Şimdi sen söyle; "Geceleri senin yanında mı böyle olayım, yoksa gündüzleri dışarıda mı? General, bir an hayatını kurtaran cevabı düşünüp; "Sen nasıl istersen öyle ol" demiş! Ve cadı sonsuza dek güzel olarak kalmış...

Kadınlar en çok kendi iradeleriyle hareket etmek ister! Hikayenin en güzel ama bir o kadar da acı tarafı bu bence. İnsan olarak haklarımız var; bunun kadını erkeği yok aslında. Peki neden kadınlar hala haklarının peşinde? Gasp eden mi var, yoksa kullanabilen mi yok? Malum günümüzde kadınların bence herşeye hakkı varken, sanırım hala kendi iradeleriyle hareket edemiyorlar. Üzülüyorum! Çünkü hak denen şey; alınarak, verilerek veya elde edilerek değil de, ancak kendine güvenerek kullanılır. İstemek başarmanın yarısı ama ya diğer yarısı ne olacak? İşte orada kendine güven olacak! Hay allah yaa… Hakkı da, güven de erkek ismi! Ne olacak şimdi? Tüm haklarım sizin olsun, hepsi size feda olsun. Hadi buyrun; hak da sizde, eminim ki istek de sizde ama artık alın şu iradenizi ele! Hayat sizinle güzel sadece…Vallahi de söz, billahi de söz, tallahi de söz! Cadı da olsanız, yine söz…

Hür iradesiyle hareket eden her kadın güzeldir! Güzellik bir bütündür aslında. Sanmayın ki; her afet gibi kadın, güzeldir! Afet dahi olsa içinde neler saklı, kimse bilmez... Güzel olan her zaman fikri hür, kararlarında özgür, gönlü geniş ve içi temiz insandır! Ben çok severim öyle insanı. Cesaretli, kararlı ve kendine güvenen! Düşündüğünü söyleyen, söylediğini yapan. Yoksa ne denir ki; anasının, babasının ağzının içine bakan adama? Ya da ne söylenir ki " Seni seviyorum ama..." diyen kadına? Güzel kadın; aklından, sevgisinden ve biraz da yanındaki adamdan bellidir! Adam olan da seçtiği kadından... Hür iradeyle ve mertçe alındıktan sonra en kötü karar bile kararsızlıktan iyi ve her zaman güzeldir! Kadını kadın yapan, erkeği adam yapan yine kendi kararlarıdır. Eğrisiyle doğrusuyla... Hayatta paylaşıldıkça büyüyen belki de tek ve en güzel şey mutluluktur ve o hiç kimsenin iradesine bırakılmayacak kadar kıymetlidir… Güzel de olsa çirkin de olsa; her kadın bir cadıdır!

Hakkı Bey, bunu da unutma! Hikayeden hediye, kıssadan hisse sana… Kadınım... Rahmetli Tanju Okan''ın o boğuk sesiyle yorumladığı ne de güzel bir şarkıdır o! Avuçlarınızın içine dile benden ne dilersen diyen sihirli bir lamba gibi bütün haklarınızı vermedik mi size?…Siz bir okşamayı akıl edemediyseniz, suç kim de? Siz nasıl istersen öyle olsun. Bakın, afet oluyor cadı bile... Her nerede, ne yapıyor ve yaşıyorsan bil ki; her hakkın mahfuzdur bende! Sen, kadınım! Hele bi gel de...

Evrensel: Kadın demek için bin, Kadınım demek için bir şahit gerekir…