
Dil, düşünce ve varlık... Dil''in düşünce ve varlık''la, düşünce''nin varlık ve dil''le, varlık''ın dil ve düşünce''yle bağıntıları, bağlantıları etrafında dolanıyor zihnimiz... Öyle ya, konuşan, düşünen ve konuşup düşündüğü için varolabilen bir varlık imiş insanoğlu...
Descartes, Türkiye''ye geldiğinde "Düşünüyorum, öyleyse varım" demiş ve der demez öyle bir etki bırakmış ki bu söz, bu sözden hareketle Descartes adına kitaplar yazılmış, "cogito" adlı dergiler çıkmış, hatta bazıları "düşünüyorum, öyleyse vurun" gibilerinden can sıkıcı şakalar bile yapmışlar. Oysa o gerçekte böyle söylememiş ve Türkiye''de kendisine evsahipliği yapan zevâtın anladığını anlatmak istememiş... Nitekim İngilizce konuşulan dünyada, Descartes''ın böyle demediğini duymuştum bir zamanlar... Gittiği her yerde ağız değiştirir, başka şeyler söyler, başka şeyler kastedermiş, "I doubt, therefore I think; I think therefore I am" diye bağırıp çağırmaya başlarmış meselâ. Yine de ne dediğini pek anlamazlarmış. Kısaca "I think therefore I am" diye kestirip atarlarmış...
"Cogito ergo sum"un sum''u Türkçe konuşanlar için başka, İngilizce konuşanlar için daha başka bir anlam ifade ederken, Wittgenstein, "Düşünce ile gerçeklik arasındaki armoni, metafiziksel olan herşey gibi, dilin dilbilgisinde aranıp bulunacak olandır" diye soruna açıklık getirmeye çalışmış ve fakat bir süre sonra, "Besbelli ki benim yanılgım, önerme yoluyla mantıksal resim çıkarmanın yanlış bir yorumunda yatıyor" demek dürüstlüğünü göstermiş... Bununla da kalmamış, "Tanrı''yı düşünmek ve Tanrı''yı gücendirdiğimi düşünmek beni mutsuz kılıyor. Bu benim vicdanım mıdır?" diye çığlıklar atmaya başlamış, fakat kimseler duymamış çığlıklarını...
Gerçekten de nedir şu adına "düşünme" dedikleri şey?! Düşünceyle, düşüncelerle belleğimizi doldurmak yerine, "düşünme"nin kendisi hakkında (bizâtihi) düşüneceğimiz günler de gelecek mi? "Düşünce suçu" işleyenlerin "düşündükleri (şeyler)" adına mı, "düşünme(k)" adına mı suç işledikleri husûsunda karar veremezken zihnim, "cogito ergo sum" gibi vecizelerin sırr u esrârına vüsûlün yollarını daha ne kadar arayacağım ve çarmıhta gerili halde iken ruhumun semavâta ref''ini daha kaç asır bekleyeceğim?
Gerçekten de nedir şu adına "düşünce" dedikleri şey?! Beynime batmış kıymık gibi bana acı veren şey?! Acaba düşünmenin yasalarını öğrenseydim, öğrenebilseydim, dindirebilir miydim acılarımı, saadetin kapısını aralabilir miydim, harbi kazanabilir miydim meselâ?!
"Usûlsüzlük vusûlsüzlüktür" demişti büyüklerim. VE ben de büyüklerimin sözünü dinleyip mahzâ vusûl için usûl edinmeye çalışmış, aslımı/asâletimi öğreneyim diye, usûle ereceğim diye, aklımın sınırlarını teftişe çıktım diye diye gözlerimi kaybetmiştim; elimdeki ışıldağın ışığı etrafımı o denli aydınlatmıştı ki en nihayet göremez olmuştum. Belki ehl-i usûl arasına girebilmiş, lâkin yine de ehl-i vüsûlün huzûruna adım dahî atamamıştım.
"Nedir şu adına "düşünce" dedikleri şey?!" demekten gayrı başka bir söz çıkmaz olmuştu ağzımdan. Bir gün sırr u esrâr bağlarının kenarında dinlenirken, bir ses duydum. Şebüsterî''nin sesiydi ve Gülşen-i Raz''dan sesleniyordu. Hemen kulak verdim, gülümseyerek şöyle diyordu:
- "İlk düşünceye daldığım, şaşırıp kaldığım şey şu: Düşünce dedikleri şey nedir?
Bana "Düşünce nedir, söyle! Bunun mânâsını anlamak husûsunda şaşırıp kaldım" dedin. Düşünce, bâtıldan hakka gitmek, cüz''îde mutlak olan küll''ü görmektir. Buna dâir kitaplar meydana getiren hakîmler, düşünce''yi tarif ederken şöyle demişlerdir:
"Gönülde bir tasavvur meydana geldi mi önce ona hatırlayış adı verilir. Düşünceye daldın da bu dereceyi aştın mı düşüncen örfte ibret adını alır. Akıllıca düşünce, bir işi etraflıca düşünüp başarmaya yarayan tasavvur''dur. Bilinen şeyler hatırlanır da zihinde bir tertibe tutulursa, anlaşılmayan, anlaşılması istenen şey bilinir, anlaşılır. Kıyas''ta mukaddem, babaya benzer, tâli anaya. Netice de çocuk gibidir kardeş! Fakat bir hükme varmak için yapılan bu tertib, Mantık bilmeye bağlıdır. Ama bir de şu var ki Tanrı yardımı olmadıkça yapılan tertib ve varılan hüküm, ancak taklide uymadır; taklidin ta kendisidir."
Bu, uzak ve uzun bir yoldur. Bırak bu yolu da bir zamancağız olsun Musa gibi âsa''yı terket, Eymen vâdisine gel, ağaç bile sana "Ben Tanrı''yım, Tanrı" desin!"
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.