Parasal olmayan şok, enflasyon ve faiz

04:0012/03/2026, Perşembe
G: 12/03/2026, Perşembe
Levent Yılmaz

Bugün Merkez Bankası yılın ikinci Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısının kararını açıklayacak. Normal koşullarda bu toplantıda faiz indirimi konusunda oranı değişken olmakla birlikte genele yayılmış bir beklenti vardı. Ancak ABD ve İsrail’in İran’a saldırmasının ardından oluşan iklim maalesef işleri daha da zorlaştırmış görünüyor. Hatırlayacağınız üzere Ocak ayı enflasyonu beklentilerin üzerinde gelmişti. Şubat verisi de her yıl Ramazan ayı döneminde olduğu gibi gıda kaynaklı yüksek geldi. Hâl

Bugün Merkez Bankası yılın ikinci Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısının kararını açıklayacak. Normal koşullarda bu toplantıda faiz indirimi konusunda oranı değişken olmakla birlikte genele yayılmış bir beklenti vardı. Ancak ABD ve İsrail’in İran’a saldırmasının ardından oluşan iklim maalesef işleri daha da zorlaştırmış görünüyor.


Hatırlayacağınız üzere Ocak ayı enflasyonu beklentilerin üzerinde gelmişti. Şubat verisi de her yıl Ramazan ayı döneminde olduğu gibi gıda kaynaklı yüksek geldi. Hâl böyle olunca Mart ayı PPK’sı için faiz indirimlerine yönelik olarak beklentiler daha düşük oranlı bir faiz indirimi olabileceği yönündeydi. Ancak İran savaşı işleri tamamen değiştirmiş görünüyor. Artık faiz artırımı isteyenler bile var!


Bana göre devam eden sıkılık düzeyi reel sektörü zaten zorlayan seviyelerde. Bu bakımdan mevcut sıkılığın artırılması bir yana gevşetilmesinin gündeme gelmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü şu an maliyet kanalından gelen arz yönlü bir şok ile karşı karşıyayız. Böylesi bir şoka para politikası ile cevap vermenin yanlış olduğunu yakın tarihteki tecrübelerimizden biliyoruz. Bu bakımdan “faiz artışı” çağrılarını anlamlandırmakta güçlük çekiyorum. Hatta bilinçsizce yapılan ezbere dayalı söylemler olarak değerlendiriyorum.


İran savaşının mutlaka enflasyonist etkileri olacak. Özellikle petrol ve akaryakıt fiyatlarındaki artışlar ile tedarik zincirlerindeki sorunlar maalesef maliyet bazlı artışları da beraberinde getirecek. Özellikle gıda fiyatlarındaki artışların yine etkin olmaya devam edeceğini öngörüyoruz. Savaş psikolojisi ve fırsatçılığın da zaten henüz rasyonel zemine oturmamış fiyatlama davranışlarına zarar vereceği aşikâr. Bu bakımdan büyük ihtimalle 14 Mayıs’taki Enflasyon Raporu toplantısında ara hedeflerde ve tahminlerde yukarı yönlü güncellemeler göreceğiz. Bu durum son derece doğal ve Merkez Bankası’nın kontrol alanı dışındaki gelişmelerden kaynaklandığı için kabul edilebilir.


Fakat yine bu durum mevcut sıkılığın sürdürülmesi ya da daha da sıkılaştırılması gerekliliğini ortaya çıkarmıyor. Zira parasal olmayan bir şoka para politikası ile karşılık vermek yani petrol fiyatlarındaki artışın olumsuz etkilerini faiz artışı ile gidermeye çalışmak takip eden dönemde telafisi güç sonuçlar doğurabilir. 2018’de benzeri bir durumu yaşamış ve parasal olmayan bir şoka para politikası ile cevap vererek uzun vadeli ciddi sorunlara yol açmıştık.


Diğer yandan piyasalardaki genel beklenti Merkez Bankası’nın bugün pas geçeceği yönünde. Açıkçası ben her ne kadar pas geçmeyi doğru bulmasam da faiz artışı yapılması yerine pas geçilmesini tercih ederim. Ancak benim esas önerim zaten zorlanan reel sektörün bu zor savaş ortamında yaşayacağı ilave sıkıntıları şimdiden hafifletilmesi.


Her ne kadar Merkez Bankası bir kredi genişlemesinden rahatsız olsa da geldiğimiz noktada reel sektörün mevcut kısa vadeli yüksek faizli kredilerinin düşük faizli uzun vadeli şekilde güncellenmesine olan ihtiyacı yeniden vurgulamak gerekiyor. Aksi halde maliyet bazlı arz yönlü enflasyonist sürece bir de finansman maliyeti kanalından baskı göreceğiz.



#Ekonomi
#enflasyon
#faiz