Vatandaşlar enflasyon konusunda neden ikna olmamış görünüyor?

04:0031/01/2026, Cumartesi
G: 31/01/2026, Cumartesi
Levent Yılmaz

Türkiye oldukça uzun denilebilecek bir süreden bu yana enflasyonu düşürmeye çalışıyor. Bunun için bir yandan oldukça yüksek reel faiz veren bir para politikası uyguluyor diğer yandan da son dönemde katkısı daha da yükselen bir maliye politikası dizayn etmeye çalışıyor. Elbette %85’ten dönen ve politika değişikliği olmasaydı üç haneli olmak üzere olan enflasyonun çok hızlı bir şekilde tek haneye düşmesini beklemiyoruz. Bu bakımdan sürecin uzun sürmesi ve dönem dönem ekonomiye etki eden ekonomi dışı

Türkiye oldukça uzun denilebilecek bir süreden bu yana enflasyonu düşürmeye çalışıyor. Bunun için bir yandan oldukça yüksek reel faiz veren bir para politikası uyguluyor diğer yandan da son dönemde katkısı daha da yükselen bir maliye politikası dizayn etmeye çalışıyor. Elbette %85’ten dönen ve politika değişikliği olmasaydı üç haneli olmak üzere olan enflasyonun çok hızlı bir şekilde tek haneye düşmesini beklemiyoruz. Bu bakımdan sürecin uzun sürmesi ve dönem dönem ekonomiye etki eden ekonomi dışı faktörler nedeni ile sürecin uzaması da oldukça normal. Elbette reel sektör üzerindeki yan etkileri ve kalıcı hasar riski konusundaki eleştiri hakkımızı saklı tutarak!

Gelelim enflasyonla mücadelenin algısal boyutuna. Buna literatürde enflasyon beklentilerinin çıpalanması diyoruz ve bu kavram teknik adımların yanı sıra algısal olarak enflasyonla mücadele açısından son derece önemli. Bu bakımdan zaman zaman ekonomi yönetimi ve Merkez Bankası yetkilileri sözlü ve yazılı yönlendirmelerle hem piyasaları hem de vatandaşları enflasyonun düşeceği konusunda ikna etmeye çalışıyor. Çünkü takip eden dönem için görece daha düşük enflasyon beklentileri bugünden talep ve fiyatlama davranışlarını etkiliyor.

Diğer yandan ekonomi içindeki farklı kesimlerin beklentileri de farklılaşıyor. Örneğin piyasa profesyonellerinin enflasyon beklentileri görece daha düşük olurken vatandaşların beklentileri çok ciddi bir biçimde yüksek oluşuyor. Elbette bunun teknik ve algısal nedenleri var. Merkez Bankası blog sayfasında bu konu ile ilgili önemli bir çalışma yayımlandı. “Hanehalkı Enflasyon Beklentileri ve Hissedilen Enflasyon” başlıklı çalışma önemli bulgular içeriyor.

Çalışmanın bana göre önemli bulgularını kısaca sizlere özetleyeyim. Öncelikle Türkiye’de olduğu gibi tüm dünyada vatandaşların enflasyon beklentisi piyasa profesyonellerinin enflasyon beklentisinden yüksek oluyor. Bu durum düşük enflasyon dönemlerinde bile gerçekleşirken yüksek enflasyon dönemlerinde daha da belirginleşiyor. Çalışma bu ayrışmanın nedenini “hissedilen enflasyon” kavramına bağlıyor. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde hissedilen enflasyon ile vatandaşın enflasyon beklentileri birbirini yakınsıyor.

Türkiye’de hissedilen enflasyonu ve dolayısıyla enflasyon beklentilerini en çok etkileyen harcama kalemleri; gıda, enerji ve kira. Özellikle son dönemde manşet enflasyonun üzerinde seyreden kira artış oranları vatandaşların enflasyon beklentisini de olumsuz etkiliyor. bununla birlikte vatandaşların en çok harcama limiti ayırdığı gıda fiyatlarındaki artışlar da hissedilen enflasyonu artırıyor.

Diğer yandan bu çalışmada tam olarak yer almayan ancak ilgili literatürdeki uluslararası bazı çalışmalardan yola çıkarak birkaç konuyu da ben ekleyeyim. Avrupa Merkez Bankası (ECB)’nin web sitesinde yayımlanan “Enflasyon anlatıları ve beklentileri” başlıklı çalışma hanehalkı ile uzmanlar arasındaki enflasyon beklentileri farkının, medyada yer alan enflasyon anlatılarındaki ayrışma ile ilişkili olup olmadığını inceliyor.

Çalışmada 1991–2022 döneminde ABD’de yayımlanan ve enflasyonu konu alan 180.000’den fazla gazete makalesinden türetilen, talep ve arz anlatılarını ölçmeye yönelik yeni bir metin temelli gösterge kullanılıyor. Makaleler, genel okuyucuya hitap eden üç gazete (The New York Times, USA Today ve The Washington Post) ile uzmanlaşmış bir yayından (The Wall Street Journal) derlenmiş. Elde edilen bulgular, genel kamuoyuna hitap eden gazeteler ile uzmanlara yönelik yayınlar arasındaki anlatı farklılıkları arttıkça, hanehalkı ve uzman enflasyon beklentileri arasındaki farkın da belirgin biçimde büyüdüğünü gösteriyor. Bu etki özellikle daha düşük eğitim seviyesine sahip ve yaşlı bireylerde daha güçlü görülüyor.

Özetle enflasyon beklentilerinin oluşumunda yalnızca bilgi düzeyi düzey değil aynı zamanda bu bilgilerin nasıl anlatıldığı da kritik rol oynuyor. Yani medyada konuları ele alınış biçimi de enflasyon beklentilerinin çıpalanması açısından önem arz ediyor. Yani ekonomi ile ilgili teknik konuları ideolojik olarak yanlı ve/veya her konu hakkında bilgisi olmadığı halde fikir sahibi olanlardan dinlemek bile algıyı bozuyor.

#Enflasyon
#Ekonomi
#Levent Yılmaz