Birçok anne ve babanın çocuklarını eleştirdiklerine hatta zaman zaman onları aşağılayıcı sözler söylediklerine şahit oluruz. Ancak bazen bunların dozu o kadar yüksek olur ve süreklilik arz eder ki çocuk kendisini reddedilmiş ve yıldırılmış hisseder. Çocuğa sürekli şekilde reddedici, aşağılayıcı veya aldırmaz bir yaklaşımda bulunmaya duygusal taciz, travma ya da istismar diyoruz. Duygusal travmalar çocuğun bedensel ve ruhsal gelişimini olumsuz yönde etkiler, kişilik gelişiminde sorunlar oluşturur ve erişkin yaşamda bazı ruhsal hastalıkların çıkmasına neden olabilir.
Çocuğun onu yetiştirenler tarafından sürekli şekilde aşağılayıcı, küçük düşürücü söz ve davranışlara maruz kalması, söylemediği sözlerden ve yapmadığı işlerden dolayı suçlanması veya iftiraya uğraması en sık rastlanılan duygusal istismar biçimidir. Aile içi aktivitelere almamak, kardeşler arası ayırım yapmak ve adeta evde çocuğu yok saymak, onu umursamamak demektir ki bu da bir çeşit duygusal travmadır.
İlk doğduğu günlerden itibaren çocukların anne babaları tarafından sevilmeye, kucaklanmaya, fiziksel temasa ihtiyaçları vardır. Bu ihtiyaç yaş ilerledikçe azalır. Ancak sevildiğini ve değer verildiğini güzel sözlerle her zaman duymak ister çocuklar. Anne baba çocuğun duygusal doyum sağladığı öpme, sarılma ve dokunma gibi eylemleri yapmayıp çok soğuk davranır ise bu doyum sağlanmamış olur. Sevilmediğini hissetmek bir bebek ve çocuk için oldukça zedeleyici bir durumdur.
Anne babanın çocuğunu saldırganlığa, kavgaya ve kötü alışkanlıklara teşvik etmesi, onu sigara, alkol, uyuşturucu madde kullanımını konusunda teşvik etmesi en ağır duygusal travmalardan biridir.
Duygusal istismar en sık rastlanılan istismar türüdür. Ancak çocuk üzerindeki etkilerinin çıplak gözle ve hemen görülmemesi belki de gözden kaçmasına neden olmakla ve duygusal travmaya uğramış çocukların çoğu yaşadıkları olumsuzlukları dile getirme fırsatı dahi bulamamaktadırlar. Oysa bu tip travmaların etkileri yıllar sonra ortaya çıkabilir.
Çocuklarını duygusal istismara uğratan anne ve babalar genellikle tahammülü olmayan, çabuk sinirlenen, fevri ve adeta çocuklarına bilerek ya da bilmeden düşmanca tavır içinde olan kişilerdir. Çoğunlukla bu anne babaların kendi ruhsal sorunları vardır. Çocuk evin içinde günah keçisi olmuştur. Her hatadan o sorumlu tutulur, işlemediği suçların cezasını çeker. Devamlı aşağılanır ve küçük düşürücü söz ve davranışlara maruz kalır. Özelikle aşırı hareketli, davranış sorunları olan ve zekâca geri çocukların duygusal istismara daha fazla mazur kaldıklarını biliyoruz. Çocukların bedenen olduğu gibi ruhen de dövülmemesi gerektiğini bilmek ve bunu çevremizdeki herkese anlatmak zorundayız.