Ordu düşmanlığı mı?

00:0012/06/1999, Cumartesi
G: 9/09/2019, Pazartesi
Nazlı Ilıcak

Türk basını bir harika! İnsan politikacı olunca, bazı gazetecilerin, haberi, nasıl eğip büktüğünü daha iyi anlıyor.Sizi kafalarındaki kalıp içine oturtmaya çalışıyorlar.Meselâ kendimden misâl vereyim. Ben, ya Merve Kavakçı''nın "akıl hocasıyım" ya da "asker düşmanı."Grup konuşmasıÇarşamba günü grupta bir konuşma yaptım. Bu konuşmada, bir kaç gündür sütunumda yazdıklarımı özetleyerek anlattım. "Abdullah Öcalan, bazı askerlerle, politikacı ve gazetecilerle, dolaylı ve dolaysız görüştüğünü söylüyor;

Türk basını bir harika! İnsan politikacı olunca, bazı gazetecilerin, haberi, nasıl eğip büktüğünü daha iyi anlıyor.

Sizi kafalarındaki kalıp içine oturtmaya çalışıyorlar.

Meselâ kendimden misâl vereyim. Ben, ya Merve Kavakçı''nın "akıl hocasıyım" ya da "asker düşmanı."

Grup konuşması

Çarşamba günü grupta bir konuşma yaptım. Bu konuşmada, bir kaç gündür sütunumda yazdıklarımı özetleyerek anlattım. "Abdullah Öcalan, bazı askerlerle, politikacı ve gazetecilerle, dolaylı ve dolaysız görüştüğünü söylüyor; bu hususlar mutlaka derinlemesine araştırılmalı" dedim. Öcalan yargılanma safhası sona erdikten sonra, Meclis''te bir Araştırma Komisyonu kurulursa, bir çok karanlık noktanın aydınlanabileceğini belirttim.

Hürriyet, haberi "Nazlı Ilıcak''tan ağır suçlama" diye vermiş. Radikal, "Bir garip iddia" başlığını atmış.

İşporta malı iddialar

Hani sanırsınız, asker ile Öcalan ilişkisini ilk ben afişe etmişim. Oysa bu sözler artık işporta malı oldu. Öcalan, İtalya''da bazı gazetelere (Le Monde ve el-Vasat) aynı şeyleri söyledi. DGM''de bu şekilde ifade verdi. İddialarını İmralı''daki mahkeme önünde de tekrarladı. Belgeler sundu. Hatta, bu yüzden Genelkurmay Başkanlığı "PKK lideri ile ilişkiye girilmediği" açıklamasını yaptı.

Ama Hürriyet ve Radikal söylentileri ilk defa duymuşçasına, haberi bana malediyorlar. Hürriyet "Ilıcak''tan ağır suçlama" diyor. Oysa askeri suçlayan ben değilim ki! Önce Star bu hususta yayın yaptı, "Şok belgeleri" açıkladı. Hürriyet, esrarengiz aracının bir asker olduğunu ihsas etti. Hatta açıkça yazdı. Bilâhare, Hürriyet yazarı Enis Berberoğlu, "Asker Apo ile görüştü ama esasında bu bir tuzaktı" diye uzun uzun anlattı. Yeni Şafak ve Akit''te benzer haberler yayınlandı.

Bizim istediğimiz, çelişkili beyanları aydınlatacak bir Meclis araştırması. Bence Susurluk Komisyonu''ndan daha önemli bilgi ve belgelere ulaşmamızı sağlayacaktır böyle bir araştırma.

68 kuşağından bir gazeteci

"Asker düşmanı" suçlaması canımızı sıkıyor. Türk askeri canla başla Güneydoğu''da savaşırken, 68 kuşağından malûm genel yayın müdürü gibi biz, "Yöre halkına pislik yediriliyor" diye yazıp çizmedik. Bence işte buna, "asker düşmanlığı" denir.

Demokrasiyi zorlayan müdahalelere karşı çıkmak, askeri kışlasında ve siyasetin dışında görmeyi arzulamak, aksine, bu müesseseye duyduğumuz sevgi ve saygıdan kaynaklanıyor.

Malatya''daki olay

Madem, cevap vermek üzere kendimizden bahsetmeğe başladık, affınıza sığınarak devam edelim.

Malatya''daki dava meselesi. Türk Silahlı Kuvvetleri''nin manevi şahsiyetini tahkir ettiğim iddiasıyla bir süre önce beni şikayet etmişlerdi. Milletvekilliğimiz dolayısıyla dava durduruldu. Silahlı Kuvvetleri acaba neden üzerine alındı? Orada sözümüz Selçuklu Belediye Başkanı İsmail Öksüzler''i azarlayan Garnizon Komutanı Tümgeneral Mehmet Kenzi Suner''in şahsına idi. Üstelik hakaret kastımız da yoktu. Ziya Paşa''dan bir beyit yazdık ve teşbihte hata olmayacağını söyledik.

Bir şahsın beğenmediğimiz davranışı karşısında "Nice insanlar gördük üzerinde çul yok. Nice çullar gördük içinde insan yok" desek, hakaret etmiş mi sayılırız?

"Zarfa değil mazrufa bak" yani, insanın giyimi kuşamı değil, kişiliği önemlidir. Böyle bir cümle hakaret ad''edilebilir mi? Üstelik bir kişiye yönelen eleştiri, bütün Silahlı Kuvvetleri neden hedef alsın? Tümgeneral Kenzi Suner, Selçuklu Belediye Başkanı İsmail Öksüzler''i azarladı , ona hakaret etti diye, niçin ordumuzu tahkir edeyim? Aksine Tümgeneral''e, bu davranışların bir ordu mensubuna yakışmadığını söylemek istedim.

Show TV''nin olayı birden bire gündeme getirmesi, bu hususta 10 dakika yayın yapması, acaba Reha Muhtar''ın sansasyon merakından mı kaynaklanıyor? Yoksa birileri "saldırı" işareti mi verdi? Bir yerlerden düğmeye mi basıldı?

Öcalan, bilgi deposu

Benim grupta yaptığım konuşma, 10 Haziran tarihli Milli Gazete''de doğru dürüst ve saptırılmadan yayınlandı. Merak edenler okuyabilir.

Susurluk için mum yakanlar acaba neden Apo ile ilişki kuranların veya kurmakla suçlananların ortaya çıkmasını istemiyor? Emniyet İstihbaratı''ndaki kayıtlar, bazı temasların ipuçlarını verebilir. Bülent Orakoğlu''nun ve Hanifi Avcı''nın bildikleri var. Hepsi aydınlığa çıksın.

Yılmaz''ın adı geçti, Erbakan''ın isminden söz edildi. Bazı gazeteciler ve askerlerin devreye girdiği ileri sürüldü.

Abdullah Öcalan, bilgi deposu. Bu bilgiler muhakkak gün ışığına çıkmalı. Tabii daha "Aydınlık bir Türkiye''yi" samimiyetle istiyorsak.

Genelkurmay''ın açıklaması ve cevabım

SON DAKİKA: Genelkurmay Başkanlığı, şahsımı hedef alan bir açıklama yaptı.

Benim, Yalçın Küçük ve Doğu Perinçek''in sözlerine, Genelkurmay''ın verdiği bilgilerden daha çok itimat ettiğim yolunda bir "sitem" de var bu açıklamada.

Yaşanan tecrübeler -fazla ihtimal vermesek bile- herkesin söylediklerine kulak vermemizi icab ettiriyor maalesef.

Ordumuzun, birlik ve beraberlik içinde ve yumruk gibi olduğu hepimizin malumu. Ama zaman zaman bu kutsal müessesenin içinde bazı fesat yuvaları kök salabiliyor.

* 27 Mayıs''ta, bir cunta darbe yaptı. Dönemin Genelkurmay Başkanı, DP''lilerle birlikte hapse gönderildi.

* 21 Mayıs - 22 Şubat Talat Aydemir''in darbe teşebbüsleri. Sonunda Aydemir idam edildi.

* 12 Mart''tan önce, Muhsin Batur''un Hava Kuvvetleri''nde hazırladığı sol eğilimli darbe, Genelkurmay Başkanı Memduh Tağmaç tarafından bastırıldı. Aynı bağlamda, MİT elemanı Mahir Kaynak''ın çabaları neticesinde Madanoğlu cuntası teşhis edildi.

* Sadece 12 Eylül, emir komuta içinde oldu. Ama, emir komuta içinde olsa bile, çok yakışıksız bir olaydı.

* Başbakan Özal Genelkurmay Başkanı Necdet Uruğ''dan sonra bu makama gelecek olan Necdet Öztorun''u devre dışı bırakırken "2000 yılına kadar sürecek bir kadrolaşma hareketini tasfiye ettik" dememiş miydi? Demek, zaman zaman tabii seyrin bir başka istikamete döndüğü görülüyor.

* 28 Şubat''tan beri gene sıra dışı, olağanüstü bir rejimin kapısı aralandı. Genelkurmay Başkanlığı''nın, Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığı''nda bulunduğu belirtilen ses kayıtlarını dinlemeden veyahut bu hususta dönemin İstihbarat Daire Başkanı Bülent Orakoğlu ve Hanefi Avcı''ya başvurmadan, doğrudan bir milletvekilini -üstelik suçlayıcı bir üslupla- hedef alması demokrasimizin içine düştüğü perişan hali gözler önüne sermektedir. Buna rağmen, Sayın Kıvrıkoğlu ve komuta kademesinin demokrasi yolunda attığı ferahlatıcı adımları da memnuniyetle takip etmekteyiz.

Benim şahsen, Türk Silahlı Kuvvetleri''ne ve onun temsilcilerine büyük saygım ve sevgim var. Milletin bir temsilcisi olarak aynı saygıyı kendilerinden görmeyi umut ediyorum.

İşçi Partisi Genel Başkan Vekili Hasan Yalçın''ın açıklaması:

"9 Haziran 1999 tarihli yazınızda benim ''Her İstihbarat Dairesi''nin bir partiyle münasebeti vardır. Bizimle irtibatlı olan Genelkurmay Başkanlığı''dır'' dediğimi ileri sürüyorsunuz. Oysa benim hiçbir yazımda ve hiçbir açıklamamda böyle bir ifade yer almamıştır. İşçi Partisi, hiçbir ''İstihbarat Dairesi''yle irtibatlı'' değildir. Ancak biz hangi partilerin ve hangi yazarların, hangi yerli ve yabancı istihbarat örgütleriyle irtibatlı olduğunu, kimler adına faaliyette bulunduğunu biliyoruz. Bu tür bilgileri edinmek için herhangi bir istihbarat örgütüyle irtibatlı olmaya gerek yoktur; bazı yazarlarımızı dikkatle okumak bile yeterlidir. Türkiye karşıtlarının bize karşı psikolojik savaş yürütmelerinin sebebi de budur. Adımı kullanarak yazınıza aktardığınız ifade de bana ait olmayıp, bu psikolojik savaşın uydurmasıdır.