
12 Eylül sonrasının siyasi yasaklı günlerinde Güniz Sokak''taki üç katlı evine kapanan Demirel''in yalnızlıktan canı sıkılırdı... Telefonu bile çalmazdı...
İleride, cumhurbaşkanlığı seçimini geride bıraktıktan sonra, bugünleri değerlendirirken en çok sorulacak soru herhalde şu olacak: "Görev süresinin bitişine yakın, yanına medyatörlerini alarak gezmeye çıkmasa, söyledikleri gazete ve televizyonlara yansımasa, Süleyman Demirel''in cumhurbaşkanı seçilme şansı olur muydu?" Ben bu soruyu şimdiden cevaplamak istiyorum: Akredite gazetecilerle dolaşması aleyhine oluyor Süleyman Bey''in...
İlerideki o günlerde, biz, "Acaba şansı olur muydu?" sorusuna cevap ararken, Süleyman Bey de şu soruyu kafasında dolaştırıp duracak: "Acaba yanımda taşıdıklarım, bana yâr göründükleri halde, aslında bir başkasının mı koltuğuma oturmasını istiyorlardı?" Eğer bana sorarsa, bu soruya, o günlerde cevap vermek isterim...
Turgut Özal''la aramda geçen buna benzer bir öyküm var benim. Cumhurbaşkanlığı sırasında, Meclis''in açılış törenine katılacağı bir gün, çağrı cihazıma Çankaya Köşkü''nden arandığım mesajı düşüldü. Aradım, aklındakini naklettikten sonra, "Sen bugünlerde yine senaryolar yazıyorsun" dedi Turgut Bey... Mesut Yılmaz''ın onun desteğiyle ANAP''a genel başkan ve başbakan olduktan hemen sonraki cicim günleriydi ve ben, Turgut Bey''e Çankaya''yı zindan edecek dönemin başladığını yazıyordum. Mesut Bey''in erken seçim kararı alacağını öngörmüştüm... Turgut Bey''in, "Senaryoların..." dediği o yazılardı işte...
Ben böyle senaryolar yazarım, sonra da dönüp "Ben demiştim" demem bile... Ama, hiç unutmuyorum; vefatından kısa süre önce, Büyük Ankara Oteli''nde düzenlenen bir panele başkanlık ederken verilen bir arada, Turgut Özal, "Hani o senaryoların vardı ya" demişti bana ve eklemişti: "Sen haklıymışsın..."
Demirel''in ''dâvâ arkadaşı'' saydığı bir eski siyasiye, "Güniz Sokak''a dönerim" cümlesinden neyi kast etmiş olabileceğini sordum. Güldü ve bana Nasrettin Hoca''nın kayıp heybesi fıkrasını hatırlattı... Dâvâ arkadaşı, "Süleyman Bey''in Güniz Sokak günlerini biz iyi biliriz" dedi bana.
12 Eylül sonrasının siyasi yasaklı günlerinde Güniz Sokak''taki üç katlı evine kapanan Demirel''in yalnızlıktan canı sıkılırdı... Telefonu bile çalmazdı... Şimdi de yanında bulunan Hayri Bey''in, sokaktan ''eski dostlar'' çevirmeye çalıştığı olurdu; iki lâf edeceği bir sohbet arkadaşı bile yoktu çünkü... "Güniz Sokak''a gidiyor musun?" sorusuna, vaktiyle kapısını aşındırdığını unutup, "Güniz Sokak mı, neresi o?" cevabını verenler bile çıkardı... Dâvâ arkadaşları, Süleyman Bey''in, kendisine vefa gösteren az sayıdaki dostunu ikbal günlerinde aklına getirmediğini, Güniz Sokak''ı unutanları ise yanına almakta tereddüt etmediğini düşünüyorlar...
Aile bağlarının güçlü olduğu bir toplum kesitinden geldiği için olacak, arkadaş derdi olmayan biriydi Demirel. Bugün bile ara sıra dertleştiği ''eski dostu'' pek yoktur; çevresini her dönem o günlerin şartlarına göre yeniden oluşturur... Siyasi hayatın içerisinde bulunduğu 40 yılda, belki en az 20 ''aile fotoğrafı'' çektirmiştir ve fotoğrafların herbirinde yer alanlar farklı farklı kişilerdir...
Son aile fotoğrafını göz önüne getirin. Biri, şu sıralarda başı dertte olan, Demirel döneminde büyümüş genç sayılabilecek bir işadamıydı, değil mi? Oysa, o işadamı, iş hayatına, sosyal demokrat bir zeminde başlamıştı; bugün CHP''de siyaset yapanların bir bölümü başında bulunduğu şirketin kurucu ortağıydılar... Diğeri, uçağını seçim gezilerinde emrine tahsis ettiği günlerde bile, zor durumdan kurtulmak için, ANAP''la transfer pazarlığına girebilmişti... Bugünlerde ikisini de yanında görmek istemiyor zaten Süleyman Bey; onun şu sırada tercih ettikleri kartel medyasının öndegelenleri...
Oysa, kartel medyası, istese bile Demirel''in görev süresinin uzatılmasından yana tavır alamaz; sayfalarını yıllar öncesinden bir başkasına rezerve ettikleri için... "Güniz Sokak''a dönerim ha!" sözlerinin gazete ve kanallara nasıl yansıdığını, o sözler üzerine yapılan yorumların nereye çekildiğini anlayabiliyor mu acaba Süleyman Bey?
Bu son soru bana ait değil, kendisiyle son üç ay içerisinde görüştüğünü öğrendiğim ''dâvâ arkadaşı'' gelişmeleri izlerken duyduğu üzüntüyü aktarırken o soruyu sordu. Ben, ne kadar zeki olduğunu dosta düşmana ispatlamış biri için "Anlayabiliyor mu?" türü bir sorunun sorulabilmesine itiraz edince, "Siz bilmezsiniz" dedi ''dâvâ arkadaşı'', "Her zeki insna gibi Süleyman Bey''in de müthiş saf bir yanı vardır; bazen gelişmeler onun gözünü perdeler..."
DYP içine elini sokar... ANAP''a ödünç verdiği kadrosunu yanına çekmeye çalışır... Kendi kurdurduğu partinin çekirdeğini teşkil edeceği bir siyasi oluşumun peşinde koşar... Merkez sağı kendi etrafında birleştirmeye çalışır...
Bunlar, "Güniz Sokak''a döndüğünde ne yapar Süleyman Demirel?" sorusuna alınan cevaplar... Elbette hepsini yapmaya çalışabilir, ama ben hiçbirinden sonuç alabileceğini sanmıyorum... Sanmıyorum, çünkü Çankaya''dan indiğinde ''dokunulmazlık'' zırhı üzerinden kalkacağı için çok ciddi sıkıntılarla karşı karşıya kalma ihtimali var Süleyman Bey''in... Ne demek istediğimi anlamak isteyenler, biri kardeşleri ve yeğenlerinden, diğeri de yakını işadamlarından oluşan son iki aile fotoğrafını zihinlerinde canlandırsınlar...
Siz ne dersiniz: Süleyman Demirel hiç konuşmasa, sussa, süresini uzatma şansı daha fazla olmaz mıydı?
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.