Kosova'daki dram sürüyor. Batılılar mültecilerden istediklerini seçerek, ülkelerine kabul ediyor. Kosova'nın komşusu Makedonya ise mültecilere kapılarını kapatıyor. Yazısında bu sorunları dile getiren Dr. Muhammmed Aruçi, Kosova'ya insani yardımı bile yapmayan ve nüfusundaki Müslüman Türk ve Arnavut asılları görmezlikten gelen Makedonya hükümetini 'dostça' uyarıyor.
DR. MUHAMMED ARUÇİ
Kosova'da bir insanlık dramı yaşanıyor. Makedonya Cumhuriyeti ise sınır kapılarından Kosovalı mültecileri geri çevirmekle bu soykırıma alet oluyor. "Güney Sırbistan" idealinden medet umanlar, bir gün hayal kırıklığına uğrayacaklar... Dolayısıyla Balkanlar'da, Sırp hegemonyası içerisinden yeni haritaların çıkması gündeme gelecek. Yüzonbin kişiyi aşan mülteci nüfusu ile Kosova'da yaşananların Makedonya'da da yaşanmaması için hiçbir neden yok.
Arnavutlar, Makedonlar, Türkler, Boşnaklar, Pomaklar, Rumlar, Yunanlar, Ulahlar, Bulgarlar ve Sırplar'dan oluşan ve dağılan Yugoslavya'nın mozayiğini andıran bu mini-devlet, 8 Eylül 1991 tarihinde Yugoslavya Sosyalist Federatif Cumhuriyeti'nden (SFRJ) ayrılarak bağımsızlığını ilân etmişti. Makedonya Devletinin tarihi, Büyük İskender ve babası Filip'e kadar uzanıyor. Buna rağmen, Büyük İskender ve babası Filip'in bugünkü Makedonya ulusuyla hiçbir ilgisinin olduğu söylenemez; zira her ikisinin de Slav asıllı oldukları tespit edilememiştir. Balkanlarda her zaman anlaşmazlığa sebep olan ülke toprakları, günümüzde de bazı siyasetlere alet oluyor.
Osmanlılar döneminde bugünkü Makedonya'nın büyük bir kısmı, Kosova, diğer bir kısmı da Manastır diye biliniyordu. Altı asırlık bir dönem içerisinde "Makedonya Devleti" ya da "Makedon Ulusu" tabirine Osmanlı arşivlerinde rastlanmamakta. 1913 yılından itibaren Sırp-Hırvat-Sloven Krallığı döneminde de Makedonya bölgesi, Güney Sırbistan olarak zikredilmekteydi. Bugünkü Makedonya, ikinci dünya savaşı sırasında Bulgaristan ve Arnavutluk arasında paylaşılmıştır. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra kurulan Yugoslavya Federatif Halk Cumhuriyeti döneminde, Bulgaristan, Arnavutluk ve Yunanistan siyasetlerine karşı Tito iktidarı, tarihte ilk kez Makedonya Sosyalist Cumhuriyeti'ni ilân edip, Yugoslavya'yı oluşturan altı cumhuriyetten biri olmuştur. Bu siyaset, ayrıca Sırbistan'daki "Büyük Sırbistan" idealini taşıyan sırp milliyetçilerinin bütün planlarını bugün tarihin çöplüklerine gömmüştür.
1945'lerde kurulan Yugoslavya Federatif Halk Cumhuriyeti (FNRJ), rejimin katılığına rağmen, Makedon milliyetçileri ve ırkçıları için çok mutlu anlar yaşatmıştı. Belgrad rejiminin sıkı tedbirlerini ve katı muamelelerini, özellikle Makedonya'da yaşayan ve oradaki nüfusun çoğunlukla müslümanların oluşturduğu bölgelerde uygulamışlardır. Vardar'ın doğusunda (Doğu Makedonya) Türklere, 1913'lerden itibaren başlatılan göç politikasını, devletin "Kardeşlik ve Birlik" parolası sayesinde, tamamen uygulayıp oradaki bütün Türk nüfusun Türkiye'ye göçüne neden olmuşlardır. 1952-1956 ve 1957-1963 yılları arasında, Doğu Makedonya'daki Türk çoğunluğu en asgari seviyeye indirilmiştir. Göç edenlerin malları gasp yoluyla alınmış, çok nadir olarak bazılarının alınan mülklerine karşılık cüz'î paralar verilmiştir. Bugün Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan Doğu Makedonyalıların, büyük bir kısmının, göç ettiklerinde oralarda bıraktıkları malların tapuları ellerinde hâlâ mevcuttur. Bunların büyük bir kısmının gayr-ı menkulleri Köprülü (Veles), Ustrumca (Strumica), Pirlepe (Prilep), Koçana (Koçani), Manastır (Bitola), İşlip (Ştip), Osmaniye (Pehçevo) gibi belediyelerin Tapu-Kadastro Müdürlükleri'nde bugüne kadar bile sicil defterlerinde kayıtlı olarak görülmektedir. Komünist iktidarın getirdiği "nacionalizacija" kanunu ile müslümanların malları, devlet malıdır iddiasıyla, gasp edilmiştir. Göç edenlerin arkasında kalan küçük bir kitle, Makedon nüfus arasında asimile edilmeye çalışılmış, Türkçe okullar yasaklanmış ve dinî müesseseler, mimarî eserler ortadan kaldırılmıştır.
Bir barut fıçısı gibi kendini uluslararası kamuoyuna tanıtmak isteyen Makedonya Cumhuriyeti yetkililerini ve iktidarda olan deneyimli Makedon siyasetçilerini dostça uyarmamız gerekmektedir. Vardar'ın batısında (Batı Makedonya) olan %86 oranındaki müslüman çoğunluğun demokratik toplumlarda bir siyasî realite oluşturduğu unutulmamalıdır. Kumanova (Kumanovo), Üsküp (Skopje), Kalkandelen (Tetovo), Gostivar (Gostivar), Debre (Debar), Kırçova (Kiçevo), Ohri (Ohrid), Struga (Struga), Resne (Resen) gibi şehirlerde kendine özgü tarihî kültür mirasına sıkı bir şekilde bağlı olan müslüman milletin mozaik halindeki toplulukları ihmal edilmemelidir. Özellikle, Balkanlara slav kökenli milletlerin yerleşiminden önce bile buralarda bulunan Arnavut ulusunun o bölgelerdeki tarihî hakkı küçümsenmemelidir.
Makedonya'da yaşayan bütün milletler arasında Arnavutlar en büyük çoğunluğu teşkil etmektedir. Makedon ulusunun bile üstünde bir orana sahip çoğunluktaki Arnavut ulusu, Makedonya Cumhurbaşkanı Kiro Gligorov tarafından "Barış Vahası" diye bilinen bu ülkede her zaman siyasî istikrarsızlığa götürebilecek ve demokratik rejime ait özgürlük talebinde bulunacaktır. Yugoslavya Sosyalist Federatif Cumhuriyeti dönemindeki Makedonya Sosyalist Cumhuriyeti anayasasının birinci maddesinde, "Bu devletin egemenliğini Makedonlar, Arnavutlar, Türkler ve diğer milletler ve azınlıklar oluşturmaktadır" deniyordu. Pluralist demokrat rejime geçildiğinde, "Arnavutlar ve Türkler" ibaresi anayasadan çekilip müslümanlar ikinci sınıf vatandaş seviyesine indirilmişlerdir. Makedonya'daki müslümanlar, ikinci dünya savaşından bu yana, Yugoslavya'ya bağlı bir topluluk halinde federal sistemin vatandaşlarıydı. Böyle bir devlette özgürlüklerinden ödün vermeyen müslümanlar, Yugoslavya'yı oluşturan bütün cumhuriyetlerin anayasalarında meşru haklarını savunarak günümüze kadar gelmişlerdir. Eski Yugoslavya'nın dağılmasıyla, ortaya çıkan Makedonya Devleti Eski Yugoslavya Cumhuriyeti Makedonya adıyla, uluslararası meşruiyetini kazanmıştır. Müslümanların anayasadan devre dışı bırakılmasıyla, onların bugünkü yeni cumhuriyetin kontrolü dışına çıkışı da bir realite olarak kabul edilmelidir.
Deneyimli Makedon siyasetçilerine dostça olan hatırlatmamız şudur: Anayasa'nın birinci maddesinden çıkartılan "Arnavutlar ve Türkler" ibaresinin anayasaya iadesi, Makedonya Cumhuriyeti'nin Balkanlar'daki istikrarı için kaçınılmaz siyasî bir gerekliliktir. Kuzeydeki komşusu Sırbistan Cumhuriyeti'nin "Güney Sırbistan" iddiası ile Köprülü'ye (Veles) kadar olan toprak talebi, Bulgaristan'ın "Makedon Ulusu" kimliğini yadsıması ve Yunanistan'ın "Makedonya" ismine olan siyasî itirazı aslâ unutulmamalıdır. Bugün yeni kurulan Makedonya Cumhuriyeti'ni ve "Makedon Ulusu"nu, her ikisini bir arada, ilk olarak Türkiye ve Arnavutluk cumhuriyetleri tanımışlardır. Bulgaristan ise, Makedonya Cumhuriyeti'ni tanıyıp "Makedon Ulusu"nun varlığını resmen inkâr etmektedir. Balkanlar siyasî çevrelerinde beklenen muhtemel Sırp-Yunan konfederasyonu gibi adımların atılmasıyla, "Makedon Ulusu"nun bu tür problemlere, Arnavutların ve Türklerin desteği olmadan karşı gelemeyeceği de bellidir. Makedonya Cumhuriyeti'nin gelecekteki istikrarı, Türkiye Cumhuriyeti'nin uluslararası siyasî desteği ve Arnavutluk Cumhuriyeti ile gelişecek güzel komşuluk ilişkiler sayesindedir. Böyle bir köprüyü, ancak Makedonya'da yaşayan Türkler ve Arnavutlar oluşturacaktır. Böyle bir oluşum, hiç şüphesiz, Eski Yugoslavya Cumhuriyeti Makedonya tarihinde gözlenen ve tüm Makedon siyasî çevrelerden sabırsızlıkla beklenen Makedonya Cumhuriyeti istikrarında yeni bir dönemin başlangıcı olacaktır. Devlet yetkililerinin yapacak bir şeyi yoksa, 'Makedonya nereye gidiyor?' sorusuna cevap, oralardaki tüm milletler için ve özellikle "Makedon Ulusu" için tamiri imkânsız bir kayıp olurdu.






