Trajedinin boyutları büyüdükçe Suriye''de hem tamiri olmayan derin yaralar açılıyor hem de bütünleşme ve bir arada yaşama ihtimalleri azalıyor. Tehlikeli bir soru, gerçekliği tartışmalı olsa da gittikçe daha çok dillendiriliyor son zamanlarda: ''Acaba Suriye''deki katliama sessiz kalan küresel güç odakları Suriye''nin bölünmesini mi istiyor?'' Zira bu uzayan süreçte, Suriye rejimi kendi halkını katlederken toplumsal ayrışmayı da körükleyici bir siyasetle Suriye''nin bütünlüğünü kasten ciddi bir tehlikeye atıyor.
Gelinen noktada insani felaketin boyutlarını azaltacak, Suriye''nin derinliklerine nüfuz edilmesini temin edecek insani yardım koridorlarının açılması Suriye''nin geleceğini kurtarmak adına hayati bir önem kazanmış durumda. Bir sene önce bugünlerde dile getirilen ''insani yardım koridoru'' konusu şimdi yeniden ve daha güçlü bir şekilde gündeme getirilmeli. Aksi takdirde tüm dünyanın gözü önünde cereyan eden bir ülkenin çöküşü, keskin ayrılıklarla vukua gelirken, bölge, yıllarca sürecek bir ateş çemberinin içine çekilmiş olacak.
Suriye''deki hadiselerin başlangıcından bu yana yaklaşık 2 sene geçti. Kıyım, yıkım, katliam hız kesmeden devam ediyor. Dünyanın gözleri önünde bir ülke, bir tarih yerle bir ediliyor. 70 bini aşkın Suriyeli''nin hayatını kaybettiği, yüz binlercesinin ya kayıp yahut tutuklu olduğu bir yer Suriye. Çevre ülkelere sığınanların sayısı bir milyonu geçti. Suriye içinde muhtaç, mağdur veya muhacirlerin sayısı ise beş milyon (ülke nüfusunun dörtte biri). Ne zaman biteceği henüz bilinemeyen bir savaş tüm şiddetiyle devam ediyor. Suriye halkı her gün ölüm kusan acımasız bir makineye karşı direniyor.
Esed rejimi, açık-gizli müttefikleriyle, uydu desteğiyle, aldığı silah, para, yakıt yardımlarıyla, diplomatik ve medyatik sponsorlarıyla ayakta kalmaya çalışıyor. Kaybetmemek için katlediyor. Her gün yeni bir katliam haberi geliyor Suriye''den. Scud füzeleri sivil halkın tepesinde patlıyor. Şam ve Halep''te şiddetli çatışmalar devam ediyor ama savaşın finali Lazkiye ve civarında olacak gibi görünüyor. Esed bu bölgeye, son kalesi gibi görünen sahil kesimine baştan beri ciddi yığınak yapıyor. Muhalifler ise çoktandır ilk defa masada ve sahada aynı dili konuşmaya başladılar. Sahadakiler her türlü imkânsızlığa rağmen mevzilerini koruyor, hâkimiyetlerini pekiştiriyor ve yeni yerler ele geçiriyorlar.
Masadakiler ise diplomatik temaslarla arkalarındaki desteği artırarak meşruiyetlerini güçlendirmeye çalışıyorlar ve çok yakında da geçici hükümeti ilan etmeye hazırlanıyorlar.
Savaş tüm acımasızlığı ve büyük kayıplarla devam ederken Suriye''deki olayların insani yönü hep arka planda kaldı.
Kış kapıya dayanınca (27 Aralık 2012) Türkiye''de Türkiye Gönüllü Teşekküller Vakfı (TGTV) ve İslam Dünyası Sivil Toplum Kuruluşları Birliği (İDSB) tarafından başlatılan ve bütün insani yardım kuruluşları ile birlikte Kızılay, Türkiye Diyanet Vakfı ve AFAD''ın da katıldığı ''Kış Geldi, Bir Ekmek Bir Battaniye'' kampanyası 8 Ocak''ta aynı anda 20 ülkeye daha yayılarak uluslararası bir çalışmaya döndü. İDSB koordinasyonunda devam eden kampanya Türkiye İnsani Yardım Platformu''nun kurulmasına da vesile oldu. Kampanya çerçevesinde Suriye''ye gönderilen yardımlar sayesinde Suriyeliler kışı biraz daha rahat atlatmaya çalışıyorlar.
En son 25 Şubat''ta Kilis, Öncü Pınar sınır kapısından bütün kurumların ittifakıyla yeni bir yardım konvoyu daha Suriye''ye gönderildi. 30 Mart''ta bitecek kış kampanyası ile toplanan yardımlar güvenliğin el verdiği noktalara ulaştırılıyor. Ancak gelen haberler, çatışma bölgelerinde kelimelerle anlatılamayacak boyutta insani trajedilerin yaşandığı yönünde.
Halep''e yardım götüren bir insani yardım kuruluşu yetkilisi geçtiğimiz günlerde ''Koca Suriye Gazze''ye dönmüş durumda!'' diyerek Suriye''deki son durumu özetliyor ve şöyle devam ediyordu: ''Halep, harabeye dönmüş! Suriyeliler şehitlerini defnedip mücadeleye devam ediyorlar. ''Gerekirse bu mücadeleyi torunlarımıza bırakacağız, ama vazgeçmeyeceğiz!'' diyorlar.''
Muhaliflerin kontrolündeki bölgelere insani yardımlar kolay olmasa da ulaşıyor. Ancak diğer çatışma bölgeleri bu yardımlardan mahrum. Hastaneler yetersiz olduğu için ateşli silahlarla yaralanan Suriyeliler Türkiye''ye getiriliyor ancak bir kısmı hastaneye yetişemeden hayatını kaybediyor.
Suriye''de bugün yeni bir durumla karşı karşıya olduğumuza şüphe yok. Sadece siyasi ve askeri olarak değil, insani olarak da hayati bir kavşak noktasındayız. İslam dünyasının ve insanlığın imtihanı her geçen gün daha da şiddetleniyor. Geçen hafta sınıra yakın kampları ve şehirleri ziyaret ettiğimde gördüğüm, yeni insani felaketlerin kapıda olduğu hakikati oldu maalesef.
Bir kampta konuştuğum yetkili, en büyük problemin temizlik olduğunu ifade etti sözgelimi. Birkaç aydır soğukla mücadele eden Suriyeliler şimdi de havaların ısınmasıyla hastalıklarla, içme suyu sıkıntısıyla mücadele etmek zorunda kalabilirler. En az üç yerden, Türkiye''den, Akdeniz''den, Ürdün''den ve Lübnan''dan acilen insani yardım koridorları açılarak Suriye''nin her bölgesine acil insani yardım ve sağlık desteği ulaştırılmalı. Bunun için küresel bir seferberlik başlatılmalı.
''Bir Ekmek Bir Battaniye'' kampanyasının Ankara''da gerçekleştirilen 3. Koordinasyon toplantısında ele alınan konulardan birisi bu idi ve 30 Mart''tan sonra bu yönde bir çalışma başlatılacağı açıklandı. Bu isabetli bir gelişme.
Her ne kadar Rusya ve İran gibi ülkeler bu seçeneğe sıcak bakmasalar da şu an yaşanan insani trajediye daha fazla göz yummalarına müsaade edilemez. İnsani yardım koridoru açılmasına, bu yolların güvenliğinin sağlanması gerektiği veya uçuşa yasak bölge ilanı gerektirdiği gibi gerekçelerle malum ülkeler karşı çıkmışlardı daha önce. Bugün bütün uluslar arası örgütler ve küresel güçlere Suriye''ye birkaç noktadan insani yardım koridoru veya bir ''merhamet yolu'' açılması için çok yönlü baskı yapmak gerekiyor. İslam dünyasının ve insanlığın en yeni ve en şiddetli imtihanı bu bugün.
Bu yorumu Spam olarak bildirdiniz. Talebiniz değerlendiriliyor.